Ana Sayfa Güncel Sanatı sanat yapan gerçek sanatçılardır

Sanatı sanat yapan gerçek sanatçılardır

366
PAYLAŞ

Çocuklarımızı vakit buldukça, sanat galerilerindeki sergilerle tanıştırmanın onların sanata ve sanatçıya olan ilgisiyle doğru orantılı olduğuna değinen,  Ankara ‘da faaliyetini sürdüren en eski üç sanat galerisinden biri olan  Galeri Z’yi sahibi  olan Fatma Tuna’dan  dinliyoruz.

 

Ankara’da halı ,kilim, hediyelik eşya ve sanat galerisi olarak faaliyet gösteren mekanda Türk edebiyat tarihinin, dünyada en fazla tanınan şairi Nazım Hikmet’in imzasını taşıyan bir portre çalışmasına rastladık. Mekanın adının hem Türklerin, hem yabancıların kolay telaffuz edebileceği bir isim ve bu sektördeki açılan son mekan olsun diye  Galeri Z , ambleminin ise Z harfi olduğu mekan eşsiz sanat eserleri ile dolu.

S.Ö. Bize galeriyi ve kendinizi anlatır mısınız?

IMG_0599F.T. Esas işimiz Anadolu’da üretilen geleneksel Türk halı ve kilimleridir. Türklerin Orta Asya’dan beraberlerinde getirdikleri kültürdür bu. Her biri bir hikaye taşıyan gerçek el sanatıdır. El bükümü yün ve kök boyadan üretilir. Bizim insanımızın sevicini, hüznünü, acılarını anlatır. Kalıcıdır, sanatın özüdür. Taklit değildir, özgündür. Malzemesi sahici olduğu için de evde huzur ve mutluluk vardır. Gerçek bir Türk halı ve kiliminin üzerinde yürürseniz elektrik yüklenmez, sinirli olmaz, aksine mutluluk duyarsınız. Aldığınız her halı ve kilim de başka taklitler gibi eskimez , her gün daha güzel daha parlak daha değerli olur. Ben ısrarla kök boya ve el bükümü yünden mamul eskitme yapılmamış veya tabi olarak eskimiş halıları tavsiye ediyorum. Ancak talep azlığından dolayı üretim artık eskisi kadar yapılmıyor.  Yapılsa da eski özen gösterilmiyor. Ne yazık ki bazı üreticilerimiz de emeğin daha ucuz olduğu ülkelere sipariş vererek  bu zenaatin ölmesine  sebep oluyorlar. Bu yüzden  de genç kızlarımız artık tekstil fabrikalarına veya başka sektörlere işe girip para kazanmaya başladıkları için halı ve kilim dokumacılığı akamete uğradı. Kilim sanatı derseniz onun akıbeti de aynı oldu. Kilimler genellikle göçebelik devrinde temizlenmesi silkelenmesi kolay olduğu için tercih edilen bir eşya olmuş, genç kızların kendi hikayeleriyle süslenmiş, sevgilerini, aşklarını kızgınlıklarını göstermiş bir hikaye kitabı gibidir. Son zamanlarda ticari bir meta olsa da gene bir zenaattir. Bu kültürün de öldüğünü görmek bana acı veriyor. Biz Amerika’da bulunduğumuz sırada Büyük Kanyonun dört eyaletle birleştiği noktada kızılderili halkın oralarda bizim kilimlere benzeyen kilimlerden dokuduğu gördük. son derece kötü malzemeden dokunduğu halde Amerika o el sanatına sahip çıkmış, müzeler kurmuş, destek tedbirleri alarak o kültürün ayakta kalmasını sağlamış.  Bizde baktığınız zaman bunu tam tersini görüyoruz. Mesela Ankara Palas da 60-8o m2 Hereke halıları kaldırmışlar, yerine çin malı halılar sermişler. böyle bir anlayış olabilir mi?
Tabi sadece halı -kilim demek yanlış olur. biz el sanatlarının her çeşidiyle ilgilendik. Bursa’nın ipek eşarbı, Buldan’ın peştamalı, makine işi işlemeleri, Kastamonu’nun sarı kıvrak çarşafı , Şile’ nin gecelik ve bluzu ,Kütahya’nın çinisi Hatay’ın ipek fuları diye her bölgeden bir şeyler sunarak Türkiye’nin tanıtımını yaptık . Bizim sloganımız
”DÜNYANIN HER YERİNDE GALERİ Z’DEN BİRŞEYLER VAR ”
Açılıştan sonra mekanımız müsait olduğu için bir bölümünü sanat galerisi olarak kullanmaya başladık. Rahmetli sevgili Söbütay Özer , Galeri Z’nin oluşumunu sağlayan kişidir. onun emeklerini asla unutamam.

IMG_5451S.Ö. Sanatla ilginiz nedir?

H.T. O zamana kadar sanatla ilgim hiç olmadı diyebilirim. orta okulda bir yıl  matematik, ingilizce ve resimden sınıfta kalmıştım. Aslında yaptığım resimleri öğretmene verseydim resimden kalmazdım. ama mükemmeliyetci olduğumdan galiba , yaptıklarımı ben beğenmediğim için vermedim. Halbuki pek çok öğrenciden daha güzel yapıyordum. Ancak her zaman resim yapan ellere büyük saygı duydum. Onların allahın  seçme kulları olduğuna inanıyorum.O sihirli eller çok kutsal benim için.

S.Ö. Sanatçılarla nasıl buluştunuz?

F.T. Gene rahmetle anıyorum. Söbütay Özer sayesinde oldu. Öncelikle Gazi Üniversitesi Resim Bölümü sanatçılarıyla tanıştım. O zaman  yeni başlayan hocalarla sergiler açtım. Pek çok ünlü sanatçı o zaman ünlü değildi. Hatta adı bile geçmiyordu. Sanıyorum Gazi Üniversitesi’nin de  en parlak dönemiydi.Sergi açmak isteyenler dgs galerisi ve banka galerileri vardi. Özel galeri olarak 4-5 galeri vardı. Özel galeriler de benim zamanımda çoğalmaya başladılar. Halka resim alma sevgisini bizler hep birlikte o tarihlerde aşıladık.Pek çok  İLK sergiye imza attık . Pek çok sanatçıyla beraber büyüdük diyorum.
Daha sonra herkes tanıdı. O zamanlar Amerikalılar Çankaya Cinnah Caddesi ve o aradaki sokaklarda yaşıyorlardı. Ata Kule’nin  yerinde Amerikan Subay Klübü vardi. oraya gelen  Amerikalılar hemen mekanımızı öğrendi. Diğer yabancı misyon da hep müşterimiz oldu.Bu sayede dünyanın her ülkesine halı,kilim , çini el sanatları ve de sanat eserleri sattık. Bununla gurur duyuyorum. İşimiz sadece sanat değil. Ülkemiz el sanatları bakımından çok zengin bir ülke. bizdeki halı , kilim kültürü hiç bir ülkede yok. Ama ne yazık ki hem iş erbabı hem devlet tarafından el sanatlarımız yok ediliyor. Yakında hiç bir şey bilmeyen, üretmeyen bir toplum olacağız. ne yazık ki bu değerlerden hiç kimse haberdar değil artık. Düşünebiliyor musunuz, çin malı halılar ve el sanatları Türk mallarından daha iyi tanınıyor. Evlerde hiç  Türk halısı  ve kilimi yok. Elde olanları da yok ediyorlar. çok yakın zamanda yabancı ülkelere gidip oralardan fahiş paralara geri alacağız sanırım. Ne yazık ki kendi değerlerimizin farkında değiliz.Ucuz diye  çer çöp satın alıyoruz.

S.Ö. Ankara Kalesi’ne ne zaman geldiniz ?

F.T. Ben Ankara Kalesi’ni hep çok sevdim. Gelmek istedim fakat eşim Ankara Kalesine gelmemi pek istemedi. O emekli olduktan sonra  Kale gündeme geldi. Biliyorsunuz 1990 yıllarında Rusya ‘da çözülme başladı. Dolayısıyla Amerikan üssü Türkiye’deki önemini kaybetti.2000 kişiye yakın çalışanı olan üs Türk Ordusuna terk edildi. Büyük Elçilik de küçültüldü. Yani Çankaya boşaldı.  O zaman biz de Ankara Kalesi’ne gelmeyi hızlandırdık. 1998 yılından bu yana Kale ‘deyiz. Kale’nin kendine has bir havası var.Buraya gelen herkes buranın nostaljik havasını içine çekince bir daha gelmemezlik edemiyor.. burayı özlüyor. Ankara’ya yolu düşen yerli yabancı herkes buraya geliyor. Ama hayretle şunu tespit ettim. Ankaralı Kale’yi bilmiyor. Ben buraya taşındıktan sonra ilk defa gelen çok dostlarım oldu.Biz burada çok mutluyuz. Ankaralı Kale’ye mutlaka gelmeli. tarihini öğrenmeli. Ara sokaklarında gezmeli. her köşede bir hikaye var, onu dinlemeli. Biz hepimiz misafirperveriz. Bizim çayımızı içmeli.

S.Ö. Duvarda eski bir resim görüyorum. kat izleri var üzerinde.  Nedir o resim ?

F.T. O resim 1940 yılında Nazım Hikmet Çankırı hapishanesinde yatarken tanımış olduğu fırıncı İbrahim efendiye ait bir portre. Üstad onunla çok iyi arkadaş olmuş ve onun portresini yapmış. Hatta İbrahim efendiye bir de şiir defteri hediye etmiş. Fakat Çankırı’daki o ev yıkılıp yeniden yapılırken tavan arasından kaybolmuş.Ustadın Türkiye’de bulunan 15-16 resminden biri. 20 yılı geçkin bir süredir bende. Satmak içimden gelmiyor. Böyle bir esere sahip olmak bir ayrıcalık, değil mi? O zamanlar Nazımın adını anmak bile suç olduğu için dörde katlayıp saklamışlar. Ben de aynen muhafaza ediyorum. Eseri alan olursa  ne yapacağına o karar verir.

S.Ö. Gördüğüm kadarı ile işinizi çok seviyorsunuz. Yanılıyor muyum?

F.T Evet işimi halen çok seviyorum. Adeta işime aşığım, hep söylerim . Kızılay da bir çorapçı dükkanı açsaydım daha çok para kazanırdım. Ama işim beni hep sanatsever değerli dostlarla tanıştırdı. Para kazanmadım ama çok dost kazandım. Onun için çok mutluyum. Dünyaya yeniden gelsem gene bu işi yaparım herhalde.

S.Ö. Son olarak sanatseverlere  tavsiyeniz nedir?

F.T. Ben hem sanatseverlere hem de ülke severlere tavsiyede bulunmak istiyorum. Hafta sonları çocuklarınızı alıp sergilere götürün. en küçük yaşlarda bu eğitimi ve sevgiyi vermezseniz suçlu sizsiniz. Ünlü ressamlarla tanıştırın. sanatı sevmede çok önemi olan olaylardır bunlar.  Ayrıca bir halının  kilimin çininin ve buna benzer el sanatlarının nasıl üretildiği hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlayın derim. bakın tahta kaşığı bile Çin’den getirip satıyorlar. yerli malımız varken ithal edilen uyduruk şeylere heves edilmemeli diye düşünüyorum. Biraz da avm lerden çıkıp şehrin tarihi yerlerini gezin, çocuklarınızı gezdirin.Dış gezilere gittiğinizde sizi Avm lere değil ,  şehrin tarihi yerlerine götürüyorlar.Siz de ülkenizin tarihini ve kültürünü öğrenin demek isterim.. Önce kendimizi ve ülkemizi sevelim. Bu bağlamda herkesi Ankara Kalesi’ne bekliyoruz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam