Ana Sayfa Yazarlar Sana ne Başkanlıktan Selahattin Demirtaş

Sana ne Başkanlıktan Selahattin Demirtaş

87
PAYLAŞ

Bu haykırış, İsveç’te yaşayan bir Kürt asıllı arkadaşıma ait. Türkiye’de son aylarda artan PKK terörü sonucu ölen şehitler üzerine. Yine bugün de bir sürü şehit diyerek başlayan sohbette, konu Barış Müzakereleri sonucu PKK ile Türk devleti arasında başlayan görüşmelere  geldi.

Arkadaşım, siyaseti yakından takip eden Kürt asıllı birisi. Bu şehitlere yönelik üzüntüsünü belirttikten sonra lafı bunun sorumlularına ve suçlularına getirdi. Her zaman sokağın sesine kulak vermek gerekir bence. O nedenle onu can kulağı ile dinledim.
Ona göre bu yaşananların birinci sorumlusu HDP Lideri Selahattin Demirtaş. İkinci aktörü ise Başkanlık diye direten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.
AL İSTEDİĞİNİ SANA NE BAŞKANLIKDAN
Kürt asıllı arkadaşın bu gelinen noktada en büyük isyanı Türk devletine değildi. En büyük isyan kendisi gibi Kürt olan HDP lideri Selahattin Demirtaş’a idi.
Türk Devleti ile o meşhur Dolmabahçe’de başlayan sözüm ona Barış Müzakerelerine sözü getirdi diyerek, ’’Her şey anlaşılmış. Kürtler sadece yaşadıkları belediyelerde kendi özerkliklerini alacaklar. Yani kendi, kendine yönetecekler. Öyle ortada Türkiye’den kopma falan da yok. Madem bunu istedin hey Selahattin Demirtaş, sana ne adamın Başkanlık isteğinden. Versene desteğini. Al istediklerini. Sen önce kendi bahçenin önünü temizle. Bu kadar insanda ölmeyecekti. Sanki bugün Türkiye Başkanlık ile yönetilmiyor mu?’’
Peki, Selahattin Demirtaş, neden Başkanlığı sana verdirmem diye diretmiş olabilir dedim ve yanıtta şöyle geldi. ’’Kemalistler, Selahattin Demirtaş’ı kandırdı. O da gaza geldi. Kemalistler yüzünden, Recep Tayyip Erdoğan ile ipleri kopardı. O da kudurdu. Bunlar bugün bu pazarlığın ve anlaşmanın yarıda kalmasının sonucudur’’dedi.
İSVEÇ’TE YAŞAYAN KÜRT ASILLI VATANDAŞ BÖYLE DİYOR
İşte hem Türk medyasını hem Kürt medyasını takip eden ve günlük siyasetin içerisinde olan sağduyulu bir Kürt asıllı Türk vatandaşının son yaşananlara yorumu böyle. Şimdi ben de soruyorum. Peki, her iki tarafa da değer miydi hiç bu kadar acılar, bu kadar düşmanlıklar. Bu gelinen noktadan sonra barış, kardeşlik ve ayrılmaz dostluk yara almadı mı?
BU BAŞKANLIK BU KADAR MI ÖNEMLİ
Ne zaman Türkiye bu Başkanlık tartışmasına girdi. Hep kaybeden taraf oldu. İşte diyorum, bu Başkanlık bize fayda değil, hep zarar getirdi. Bir de tam getirilse, daha neler kaybedeceğiz. Artık düşünmek bile istemiyorum. Her zaman sokağın sesine kulak vermek gerekir. Barış’ın anahtarı bence orada saklı…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam