Saldım enflasyonu çayıra!

0
15

Hazine, 2018 yılı borçlanma stratejisini açıkladı. Gelecek yıl ödenecek borç ana para toplamda 163.8 milyar lira. Ayrıntılarda durum çok vahim. Borcun 97,2 milyar lirası anapara, geri kalanı faizden oluşuyor.

Ödenecek faiz toplamı 66,7 milyar lira. Başka hesapla ödenecek her üç lirası anaparaya, iki lirası faize gidecek.
Bu para nerden bulunacak? Yine iç piyasadan ve 6.5 milyar dolarlık dış borçlanmayla. Bunun getireceği faiz maliyeti ile 2018 yılı iç borçlanmasının toplamı gelecek yıllarda 200 milyarı bulacak.

Şimdi aylardır “faizler yüksek, düşürün bu faizleri” diyenlere bu rakamlar dikkatle sunulur. Adama “sen önce ödediğin faize bak” derler. Niye borçlanıldı, niye bu kadar yüksek faiz derseniz, bunu har vurup harman savuranlara, ger dönüşü olmayan hesapsız kitapsız yatırımlara, uçana kaçana kredi verenlere sormak lazım.
Ve dahası Türkiye bu iç borçlarla seçimlere hazırlanacak. Seçimlerden büyük galibiyetle çıkmak isteyenlerin bu borçları daha da büyüteceğini söylemek için kâhin olamaya gerek yok.

Gelelim günlerdir beklenen Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerine. Merkez Bankası’na göre her şey yolunda gidiyor. Enflasyon 2020 yılına kadar kademeli olarak yüzde beşlere inecek. İyi de nasıl düşecek? “Efendim iktisadi faaliyetler güçlü, büyüme potansiyeli yüksek, kredi talebi canlı, bizim para politikası da sıkı olarak devam edecek”.

İkna olduk mu? Hayır Bütçe açıklarının giderek yükseldiği, vergilerin, temel maddelerin fiyatlarının katlandığı artık tüketim değil, maliyet artışlarının tavan yaptığı bir dönemde enflasyonu düşürmek, düştüğünü görmek gerçekçi değil.
Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya’nın akıllarda kalan tek cümlesi “sıkı para politikasına devam” oldu. Demek ki gelecek aylarda, yıllarda en az yüzde 12.5 den para vermeyi, mevcut faizlerini aynı oranda sürdürecek. Bu iş ne zamana kadar gidecek? Bilinmiyor. OHAL gibi sonsuz. “Şartlara göre bakarız” diyor Başkan ama sadece geçen Ekim ayındaki yüzde 10’a varan ve kalıcı olacağı ifade edilen liranın değer kaybının maliyeti bu tahminleri daha şimdiden tutarsız hale getirdi. Gelecek günlerde ABD’de, Avrupa Birliği’ndeki değişen maliye ve para politikalarının “olumsuz” etkileri bu hesaba dahil değil.
Başkan, kredi faizlerinin düşmesi için “tasarruf” diyor. “Tasarruf edersek kaynak bollaşır, para ucuzlar” diyor ama nerede bu zihniyet? Sık sık ifade ediyoruz, tasarrufa kamu başlamalı. Vatandaş artık tüketimi daraltarak tasarruf yapıyor.

Ödenecek borçlar, bütçe açıkları yaklaşan seçimler, güney sınırlarındaki hareketlilik, kontrol altına alınamayan gıda fiyatlarındaki artış ve kalıcı olmaya başlayan yüksek enflasyon karşısında yoksulaşan vatandaşın durumu, Merkez Bankası’nın tahminlerini gerçeklerden uzaklaştırıyor.
Akaryakıt zamları ve vergi indirimi sona eren sektörlerin getireceği fiyat artışlarının Ekim ayı enflasyonun yüzde 12’lere çıkabileceği konuşuluyor. Bankanın yıl sonu tahmini de yüzde 9.8. Nasıl olacak bir ayda enflasyon yüzde 10’nun altına inecek?
Enflasyonu saldım çayıra, Mevlam kayıra.

Paylaş
Önceki İçerikİyi Parti iyi geliyor
Sonraki İçerikSonsöz Gazetesi Kasım 2017 Arşivi
İsmet Hazardağlı

1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz’de ekonomi yazıları ile sizlerle!