Foto: Ali Baran Fayık

ATO 3 no’lu İlaç ve Tıbbi Cihaz Meslek Komitesi Başkan Adayı olan Mustafa Daşçı, “Sağlık Market” uygulaması yürürlüğe konursa toplu alım ihalelerine bayiler giremeyeceği için 8 bine yakın bayii kapanacak ve on binlerce insan işsiz kalacak.”

Tıbbi cihaz satış, reklam ve tanıtım yönetmeliği, sut fiyatları, Devlet Malzeme Ofisinde kurulacak olan ‘Sağlık Market’ uygulamasının olumlu-olumsuz yönlerinin ele alındığı, Ankara ilaç ve Tıbbi Cihazcıların Birliktelik toplantısı yoğun bir katılımla gerçekleşti.

ATO’da yarın gerçekleşecek seçim öncesi ATO 3 no’lu İlaç ve Tıbbi Cihaz Meslek Komitesi Başkan Adayı olan Mustafa Daşçı sektör hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Mustafa Daşçı,” İlaç ve tıbbi cihaz sektörü olarak son yıllarda birçok yeni uygulama ve yönetmeliklere muhatap oluyoruz. Hepimiz aynı gemideyiz. Hem birbirimizi tanımak, tanışmak, fikir alışverişinde bulunmak, sohbet etmek, sektör olarak sesimizi duyurabilmek adına etkinliğimizi nasıl arttırabiliriz, sivil toplum örgütlenmesini nasıl sağlamlaştırabiliriz, bunları konuşmak üzere böyle bir toplantı düzenleme kararı aldık” dedi.

Daşçı,” Sektörün gündemindeki en güncel konu şu an “Sağlık Market” uygulaması. Sayın Sağlık Bakanımız, Sayın Müsteşarımız ve DMO yetkilileri uygulama hakkında ana hatlarıyla açıklamalar yaptı. Fakat uygulamanın ayrıntıları hala bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna göre hastaneler artık ihaleye çıkmayacak,

DMO ihale ile toplu alımlar yapacak,

satın aldığı malzemeleri markete koyacak,

Hastane yöneticileri,

başhekimler kotalar üzerinden

internetten istek açacaklar ve alınan tıbbi cihazlar,

malzemeler PTT kargo tarafından ulaştırılacak,

Ayrıca her hastanenin, hekimin birbirinin stoğunu görebildiği bir sistem kurulacak.

İhtiyaçlar başka hastanelerin stoğundan da temin edilebilecek,

PTT kargo o hastaneden malzemeyi alarak diğer hastaneye ulaştıracak. Özetle sistem bu.

Mustafa Daşçı bakanlık yetkilileri bu uygulama ile amacın,”Büyük iller haricindeki illerde mal temin zorluğunun giderilmesi, yerlilik oranında artışın sağlanması, yerliliği ön plana çıkarmak, teşvik mekanizmalarını güçlendirmek, yerli firmaların ürünlerinin katologta yer alması, sektörü güçlendirmek, daha hızlı tedarik ve etkin stok, daha uygun fiyat, toplu alımlarla bütçe tasarrufunun sağlanması, kaliteli ürün, referans fiyatların oluşması olarak açıklanıyor” dedi.

Daşçı, ”Amaçlar ifade edilirken kulağımıza hoş geliyor. Hepimiz bu amaçlanan hedeflerin gerçekleşmesini istiyoruz. Fakat bu amaçların nasıl gerçekleştirileceği ile ilgili ayrıntıları bilmiyoruz. Sektörün gelişimi adına bütün amaçlar gerçekleşse bile bu uygulamanın olumsuz sonuçları da olacak.

Bu sonuçlar şöyle olabilir:

1- Toplu alım ihalelerine bayiler giremeyeceği için 8 bine yakın bayii kapanacak ve on binlerce insan işsiz kalacak. Yapılan açıklamalardan çıkan kesin bir sonuç bu. Bayilerin durumu konusunda açıklama yapan bir yetkili yok henüz.

2- 900’e yakın hastanenin ihtiyaçlarını DMO tek elden nasıl karşılayacak ve organize edecek. Kamu, Üniversite, Özel Hastanelerin ihtiyaçlarını tek bir noktadan DMO’dan temininde ihale alabileceğinizi düşünüyor musunuz?

3- Bayiler kapanacak ama orta ölçekli firmalar da global firmalarla rekabet edemeyecek. Onlarda batacak, iflas edecek.

4- Cihazlarda, malzemelerde çıkan sorunlara bayiler anında müdahale edebiliyordu. Yeni sistemde teknik servis hizmetleri nasıl sağlanacak. Bu zaman alacak ve hizmet aksayacak.

5- Ödemeler 90 günde yapılacak deniyor. Peki Maliye neden mevcut borçları ödemiyor madem parası var. Ve nasıl 90 günde ödeyeceğini garanti edebiliyor. Ek bir kaynak mı bulundu? Yoksa batacak binlerce bayi ve orta ölçekli firmanın oluşturacağı ekonomik alan mı kullanılacak?

6- Türkiye genelinin ihtiyaçlarına il il fiyat verileceği söyleniyor. İl il de verseniz Türkiye geneli verilen fiyatlarla rekabet edeceksiniz?

7- En önemli sorunlardan birisi de ihaleler kanun ve etik kurallar çerçevesinde yapılabilecek mi?

 

Devlet ve iktidarlar bütünsel ekonomiyi gözetir

Eskiden bu yana en üst makamlarca dillendirilen bir şey vardı diyen Mustafa Daşçı, “Firma sayısını belli bir rakama düşürelim demek istiyorlar. Aslında bu sistem ile bu da gerçekleştirilmiş oluyor. Belirli sayıda firma, odaklanılmış teşvikler, paylaştırılan bir pazar olarak görünüyor. Devlet için hiçbir sektör vazgeçilmez değildir. Devlet ve iktidarlar bütünsel ekonomiyi gözetir ve o günkü ülke şartlarına, çıkarlarına göre hareket eder” şeklinde konuştu.

Daşçı, ”Her uygulamanın, politikanın doğruları ve yanlışları mutlaka vardır. Sektör olarak ayakta kalabilmek, birlikte hareket etmekle, gördüğümüz yanlışları dile getirmek ve bunları düzeltmeye çalışmakla mümkün olabilir.

Sektörün varlığını sürdürebilmesi adına sorumlu sivil toplum örgütleri, şirketler ve şahıslarız. Sivil toplum örgütü yöneticileri olarak sorumsuz davranışlar sergilemeye, kişisel çıkarlarımız peşinde koşmaya hakkımız yok. Bazı sivil toplum örgütlerinin etkisiz yönetimleri yüzünden sektör iç pazarı kaybetti, tekelleşme yoğunlaştı, sektör küçüldü ve binlerce firma iflas etti” dedi.

sivil toplum örgütlerinin önemi büyük

ATO’da yarın gerçekleşecek olan seçim hakkında ise Daşçı,” Şirketlerimizin, sektörümüzün ayakta kalabilmesi ve gelişebilmesi adına sivil toplum örgütlerinin önemi büyük. Çünkü başka türlü sesimizi, isteklerimizi duyurabilmek mümkün değil. Ankara Ticaret Odası son yıllarda önemli bir değişim yaşıyor, siyasette önemli bir aktör olmaya başladı. Bu tür platformlarda, örgütlerde sesimizi güçlü bir şekilde duyurabilmemiz ve etkin şekilde temsil edilmemiz gerekiyor.

Birçok firma temsilcimiz ATO’da böyle bir komitenin olduğunu yeni öğrendi. Bildirilmemiş, kimse aranmamış. Tıbbi cihaz firmalarının yüzde 98’i böyle bir komitenin olduğundan haberdar değil. 16 yıldır rekabetin olmadığı bir ortamda, 150-200 oyla seçilen mevcut komiteyi uyandırmak, çalıştırmak için adaylığımı koydum” ifadelerinde bulundu.