Hollanda ve Almanya’da yaşananlar, tek kelimeyle rezalettir…

Bakanımıza, maslahatgüzarımıza, halkımıza yapılanlar diplomasi tarihinin yüz karası olarak, diplomasi tarihinde yerini alacaktır.
Bakanın sınır dışı edilmesi, maslahatgüzarın nezarete atılması aklın, mantığın alacağı, hazmedileceği bir olay değildir.
Bu davranışların ardındaki güç Almanya’dır…
Birinci Dünya savaşına bizi de sürükleyerek boyunun ölçüsünü aldı, ikinci Dünya savaşında köteği yedi oturdu.
Ancak Avrupa ve Dünya hâkimiyeti hülyasını hiç bırakmadı, İngiltere hariç, Avrupa devletlerine istediğini yaptıracak bir güç haline geldi.
Almanya yol vermese, Hollanda’nın böyle çirkin yollara başvurması mümkün değildir.
Açıkçası Hollanda, Almanya’nın maşası rolüne soyunmuştur. Maşa olmanın hakkını da vermiştir. Devletimize karşı işlenen canice eylemlerin karşılığı sağduyumuzu muhafaza etmek olmalıdır. Avrupa’da demokrasiye inanmış devletlerle istişare edip, destek bulmamız daha akılcı bir yol izlememize yardımcı olacaktır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini bir çırpıda ayaklar altına alan Hollanda’ya verilecek karşılık yine insan hakları sözleşmesinde yer alan kurallar çerçevesinde olursa, Dünya da çoğu devletin desteği sağlanmış olabilir.
Vermiş olduğumuz notaları ciddiye alabilecek bir Hollanda’yı düşünmek iyimserlik olur.
Hiçbir gerekçesi olmadan bir bakanımızı sınır dışı eden, maslahatgüzarı nezarete atan, diplomasi yoksunu, Alman maşası bir devlete (!) verilecek cevap yine diplomasi kurallarında aranmalıdır. Globalleşen Dünyada popülizme yer kalmıyor…
Oraya gitmemek, malını almamak, mal satmamak en son düşünülebilecek karşılıklardır.
Diplomasi bir sanattır. En iyi icra eden en üst noktalarda yer bulur.
Sağduyu da diplomasi sanatının olmazsa olmazlarındandır.
Hollanda’dan özür beklemek hakkımızdır amma onların özür dilemesi açılan yaraya ilaç olabilecek midir?
Yap, et ardından özür dile, eğer dilerse…
Ben şahsen bir Türk vatandaşı olarak Hollanda’nın özrünü kabul etmiyorum.
Evet, sağduyu, sağduyu diyorum amma, diplomasi kuralları içerisinde karşılığı da verilsin istiyorum.
Ey Hollanda, maşa olacağın hiç aklıma gelmezdi, yaptığınla utan fakat bu da yanına kâr kalmasın…

PAYLAŞ
Önceki İçerikEyalet yetkisi korkunçtur..!
Sonraki İçerikEngelli asansörü çalışma engelli!
Salim Taşçı
Yozgat Sorgun’da, kargaların nohutları telef ettiğinde, güzün 18 Eylül 1945’de doğdu… 57 yıldır Ankaralı… 1962 yılında gazeteciliğe başladı. Milliyet, Tercüman, Adalet ve Tasvir’de çalıştı. 9 öyküsü sinema filmi yapıldı. Şimdi Sonsöz’de yazıyor.