Saddam’ın sonunu da Halepçe hazırlamıştı!

0
78

İdlib’e düzenlenen kimyasal saldırı Suriye krizinde yeni bir yol ayrımına gelindiğini gösteriyor. Bundan sonra neler olabileceğine bakalım:

1)Kendisi kabul etmese de kimyasal saldırının sorumluluğu Suriye Devlet Başkanı Esad’ın üzerinde kaldı. Başta Rusya olmak üzere artık hiçbir ülke Esad’ı rahatlıkla destekleyemez, onun Suriye’nin başında kalmasını savunamaz.

1988’de Saddam Hüseyin, Kuzey Irak’taki Kürt ayaklanmasını bastırmak için kimyasal silah kullanmış, bu saldırıda yaklaşık 5 bin kişi ölmüş, 10 bini aşkın kişi yaralanmıştı. Bölgede kanser vakalarında ve özürlü bebek doğumlarında patlama yaşanmıştı. Özellikle o tarihten sonra Saddam Hüseyin dünya için büyük tehlike olarak görüldü ve sonuçta devrildi.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan kimyasal saldırı da Esad rejiminin sona yaklaştığını gösteriyor.
++
2)Kimi yorumcular, “Kimyasal bombayı Esad attırmış olamaz. Kendisini çok zor duruma düşürecek böyle bir hamlenin çılgınlık olacağını bilecek kadar tecrübelidir. Bombanın arkasında ABD gizli örgütleri olabilir” diyorlar.
Elbette bu ihtimali de göz önünde tutmak gerekir.
Ama bomba ister Esad tarafından isterse ABD’li gizli örgütlerin marifetiyle ateşlenmiş olsun, artık Suriye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Önümüzdeki günlerde ABD’nin de Suriye’deki iç savaşa etkin biçimde müdahil olacağı anlaşılıyor.
Danışmanları, Başkan Trump’ı, “Obama’nın pasif tutumu yüzünden Suriye elimizden Rusya’ya doğru kaymaya başladı. Acilen bir şeyler yapmamız gerekiyor. Aksi takdirde sadece Suriye’yi değil Ortadoğu’daki gücümüzü de kaybedeceğiz” diye uyarmış olmalılar.
Yani, önümüzdeki günlerde ABD’nin Suriye’deki iç savaşta varlığını daha güçlü biçimde hissettirmesi sürpriz olmayacak.
++
Peki, böyle bir tablo karşısında biz ne yapabiliriz?
“Aman, dikkat!” diyorum.
“Fillerin tepişmesi”ni ihtiyatla izlemek, maceracı hareketlerden uzak durmak gerekir.