Saatte 11,4 milyon lira borçlanırsan sonuç bu!

0
265

Bir ekonomi düşünelim: Merkezi yönetimin toplam iç ve dış borçları son yedi ayda 57,5 milyar lira artışla geçen Temmuz sonunda 817,1 milyar liraya ulaşmış.

Bu ekonomi geçen yedi ayda; ortalama aylık 8,2 milyar, her gün 273 milyon, saatte 11,4 milyon lira borçlanmış. Yabancı para cinsinden günlük 3.4 milyon dolar.
Bu ekonominin Hazinesi 2017 Eylül’de 7,4, Ekim’de 13,5, Kasım’da da 4,1 olmak üzere 25 milyar lira borç geri ödeme yapacak. Bu tutarın 19,2 milyar lirası piyasalara gidecek. Ödemelerin yarıdan fazlasını, 11,5 milyar lira, sadece faiz oluşturuyor.

Bu Hazine tüm bu borçları ödemek için de 31,2 milyar lira da borçlanacak. Yani günlük 346 milyon lira borç para bulacak. Hazine borçlarını Temmuz ayında 10,9, Ağustos ayında yüzde 11,2 oranı ile çevirmiş. Görünen gelecek günlerde bu oran yüzde 12’lere ulaşacak.
Bu ekonominin şu an 3 kamu bankası, 9 yerli, 19 da yabancı sermayeli mevduat bankası bulunuyor. Dokuz kalkınma ve yatırım bankasının dördü de yabancı. Beş de katılım bankasını alırsanız toplam 52 banka faaliyet gösteriyor.

Sadece mevduat bankalarının yılbaşından buyana kullandırdıkları kredi tutarı 167 milyar lira artışla geçen Ağustos ayında 795 milyar liraya ulaşmış. Son bir yıllık artış tutarı da 202 milyar lira.
Enflasyon oranı da çift haneye yerleşince bu bankaların kredi faiz oranları yılbaşından buyana sürekli artmış. Son sekiz ayda ağırlıklı ortalamada, ihtiyaç kredileri yüzde 17,9’a, taşıtta yüzde 16,2’ye, konutta yüzde 12.5’e çıkmış. Ticari kredilerde ise süregelen artış Ağustos ayında, Temmuz’a göre yüzde 17’den yüzde 16,2’ye inmiş. Bu ekonominin Merkez Bankası’nın tabela faiz oranı yüzde 7.25 olsa de gecelik faizi yıllık yüzde 12’lerin üzerinde kalıcı olmaya başlamış.
Bu ekonominin küçük krizlerde bile ilk söylediği ve piyasalara güvence gösterdiği “sağlam temelleri, güçlü yapısı” tanımlarıyla bankacılık sistemidir. Geçmişte onlarca iflas eden, el koyulan sistem düşünülünce bankacılık sektörü bugün için ekonomin en büyük referansı olmuştur.

Ama ekonomi yönetimi, artan faizler, görülmemiş karları gündeme gelince “uyaracağız, sıkıştıracağız, gerekli önlemleri alacağız, bu ekonomi sizi büyütüyor, siz de faizleri düşürün ekonomiyi büyütün, bizden söylemesi” gibi aba altından sopa gösterir.

Bankacıların savunması nettir: “Arkadaş KOBİ, esnaf, şu bu, derken piyasaların ne kadar kredi talebi varsa karşıladık, sermaye, öz varlık oranlarının, topladığımız mevduatın yüzde 25 üzerinde, dışarıdan para bulduk, kredi verdik. Üstelik ekonomi yüzde beş büyümeyi bu kredilerle sağladı. Ama enflasyon, dış ticaret, cari işlem açıkları, sabit yatırımlar, üretim, işsizlik; somut, olumluya giden bir şey yok, faizler bunun için artıyor” derler.
Biz de, “bu ekonomi oldukça bu tartışmadan bir şey çıkmaz, herkes söylediğiyle söylendiğiyle ile kalır” diyelim.
Saatte 11,4 milyon lira borçlanan bir kamu ekonomisinde, yıllık 4 milyar lirayı geçen makam araçlarının kira giderini, “bu bizim için çerez parası” anlayışı oldukça şükredin faizler yüzde 20’yi geçmesin.