Cumhurbaşkanı liderliğindeki hükümetimiz, bir kasa daha fazla domates satmak için Moskova’yı su yoluna çevirirken, Antalya’da gelen Rus turistlerin sayısı saat başı açıklanırken, yeni doğalgaz boruları döşenirken, ortak yatırım fonları kurulurken, ekonomide imzalamadığız anlaşma kalmazken; Rize’nin Çayeli İlçesi’nde Rus askerlerine kurşun sıkılıyor.

Neymiş, Çayeli İlçesi’nin Rus işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüymüş, ahaliye 99 yıl önce Rusların yaptığı zülüm ve “İpsiz Recep” adlı kahramanın düşmanı nasıl püskürttüğü canlandırılmış.
Bu Çayeli Belediyesi’nin,” savaş uçağını düşürdük” diye Rusya ile ilişkilerin ne hale geldiğinden, yakın zamanda Suriye’de Rusların askerlerimizi şehit ettiğinden ve bu olayı “efendim dost ateşi, olur böyle şeyler” diye geçiştirdiğinden haberi yok galiba.

Dış politikada; batı-doğu enleminde kavga etmediğimiz ülke kalmadığından kuzey-güney boylamına sıkışıp; nerdeyse her ay, bir Rusya, bir Arabistan/Katar yapılırken, bağrınızdan çıkmış “uşşağunuz” Moskova’da görüşmeler içindeyken, “sık kurşunu Rus’un üstüne” oyununu oynamanın zamanı mı?

İki devletin başkanları kanka olmuş, birbirlerine toz kondurmuyorlar, dünya kıskançlıktan kudurmuş, siz 99 yıl öncesinin defterlerini açmışsınız. Şanlı tarihinize söylenecek laf yok ama her şeyin yeri ve zamanı var be benim uşşağum? Bu yılı pas geç, gelecek yıl “100. yıl” de, kutla ya da hiç kutlama. İllâ Rus etkinliği diyorsan, “Çay yaprağında Türk-Rus ilişkileri” diye açık oturum yap, bu tarihi de araya sıkıştır.

Şimdi, Putin, “kanka, biz burada, ticareti dolar/ruble üzerinden yapalım, doğalgaz borularıyla Karadeniz’in altını örelim, domates/turist takasına gidelim, nükleer santralleri konduralım, ilişkilerimizi sıkılaştıralım diye çalışıyoruz, sizin hemşerileriniz bize kurşun sıkıyor” dese ne hale düşer bizim heyet? Onlar da “Teahandgrad” ilçesinde Baltacı-Katerina görüşmesini, Sivastopol’ü canlandırsalar, Nazım Hikmet’ten şiirler okusalar, ne deriz? Domatesler salça mı olsun?

Bak benim uşşağım; geçmişte Yunanlıyı da nasıl ezdiğimiz, köy köy, meydan meydan böyle “tahta tüfekli yapmacık tiyatrolarla “canlandırılırdı. Sonra “komşu komşunun külüne muhtaçtır, nefret tohumlarını büyüterek geçmişi bugüne taşımanın anlamı yok” dediler, bu tür etkinlikleri kaldırıldılar, daha doğrusu yasakladılar. Ama tarih yerinde duruyor. Ne İzmir unutuldu, ne İnönü, ne de “ordular ilk hedefiniz Akdeniz, ileri” ruhu. Sizin de 99. yıl önceki kahramanlığınız da unutulmaz ama bugün için bir sağa sola, Ankara’ya Reis’e bakın deriz.

Dönüşte Reis Başkan “ha uşşaklar ne ettunuz? Biz burada domates diyoruz, siz ayağımıza sıkıyorsunuz. Türk-Rus savaşlarıyla ilgili temsili oyun, canlandırma, tiyatroyu vesaire alayını OHAL kapsamında yasakladım” dese ne yapacaksınız? O tahta tüfekler elinizde patlayacak. En iyisi bir kemençe vurun da Çayeli’nden Moskova’ya gidelim yali yali.