Ana Sayfa Güncel Resmiden önce dini nikâha ceza ölçüsüz

Resmiden önce dini nikâha ceza ölçüsüz

21
PAYLAŞ

’nin, resmi nikah olmadan dini nikah yapanlara hapis cezası verilmesini öngören kanun hükmünün iptal gerekçesi belli oldu. Yüksek Mahkeme, tepki çeken kararın gerekçesinde, “Kişilerin herhangi bir dini tören veya nikâh olmaksızın fiilen birlikte yaşamaları ve çocuk sahibi olmaları, özel hayata saygı gösterilmesi bağlamında hukuk düzenince suç olarak nitelendirilip cezalandırılmazken, kişilerin özel hayatlarına ilişkin tercihleri ve dini inançları gereği evlenmenin dinsel törenini yaptırmalarının suç olarak düzenlenmesi, anılan ölçüsüzlüğü açıkça ortaya koymaktadır” denildi.
Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 230. maddesinin, “evlenme olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptırma ve yapma suçları”nı düzenleyen 5 ve 6. fıkralarının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Yüksek Mahkeme, resmi nikah olmadan dini nikah yapanlara ve bu nikahı kıyan görevlilere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası verilmesini öngören kanun hükümlerini iptal etti. İptal kararının gerekçesi Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Anayasayla özel hayat ve aile hayatının devlete, topluma ve diğer kişilere karşı koruma altına alındığının belirtildiği gerekçede, Anayasa’nın 24. maddesinde düzenlenen din ve vicdan özgürlüğünün ise herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğünü güvenceye kavuştururken, bu özgürlüğün özel bir görünümü olan “dini veya inancı dışa vurma özgürlüğü ”nü de içine aldığı ifade etti. Birleşmiş Milletler İnsan Haklan Komitesinin 22 No’lu Genel Görüşüne ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine de yer verilen gerekçede, AİHM’in, aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı kapsamında, ‘aile hayatı” kavramını da geniş bir şekilde yorumladığı, bu yönüyle sadece resmi evliliklerin değil, gayrı resmi evliliklerin de bu hakkın korumasından yararlanacağını belirttiği kaydedildi.
Gerekçede, AİHM’in, din ve vicdan özgürlüğünün önemini, “Sözleşme’nin 9. maddesinde korunan düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, sözleşmedeki anlamıyla, demokratik toplumun temel taşlarından birisidir. Bu özgürlük dini boyutuyla, inananların kimliklerini ve yaşam biçimlerini oluşturmalarını sağlayan en önemli unsurlardan biri olmanın yanı sıra aynı zamanda ateistler, agnostikler, septikler ve din karşısında kayıtsız kalanlar için de çok kıymetli bir değerdir. Yüzyıllar süren bir mücadele sonunda, büyük bedellerle kazanılan ve demokratik toplumun ayrılmaz bir unsuru olan çoğulculuk da bu özgürlüğe dayanmaktadır. Din özgürlüğü her ne kadar öncelikle bireysel vicdanı ilgilendiren bir mesele olsa da, o aynı zamanda diğer şeylerin yanı sıra, kişinin dinini açıklama (açığa vurma) özgürlüğünü de ifade etmektedir” ifadeleri ile vurguladığı kaydedildi.
Gerekçede, din ve vicdan özgürlüğünün demokratik toplumun temel taşlarından biri ve insanların kimliklerini ve yaşam biçimlerini oluşturmalarını sağlayan bir temel hak olarak, tıpkı özel hayat ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı gibi kural olarak devletin ve diğer kişilerin müdahale edemeyeceği bir alan oluşturduğu kaydedildi.
Anayasa’nın 20. Maddesi ile çeşitli nedenlerle özel hayatın korunması hakkına sınırlamalar getirilebileceği ve bu hakkın mutlak olmadığının kabul edildiğine dikkat çekilen gerekçede, temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve objektif uygulama alanının Anayasa’nın bütünü dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
-EVLENMENİN DİNSEL
TÖRENİNİ YAPMA
ÖZGÜRLÜK KAPSAMINDA-
İtiraz konusu kurallarda, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar ile evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden evlenme için dinsel tören yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü, kişilerin özel hayatlarına ve aile hayatlarına saygı gösterilmesi hakkı ile din ve vicdan özgürlüğüne bir sınırlama getirildiği ifade edilen belirtildiği gerekçede, “Kişiler arasında evlilik bağının nasıl kurulacağına ilişkin tercihte bulunulmasının ve bu bağın dinsel ritüel ve uygulamalara göre yapılabilmesinin kişilerin özel hayatlarına ve aile hayatlarına saygı gösterilmesini isteme hakkı kapsamında kaldığı tartışmasızdır. Din ve vicdan özgürlüğü yönünden de uluslararası alanda genel kabul görmüş normlar uyarınca, bu özgürlüğün özel bir görünümü olan dini veya inancı dışa vurma özgürlüğü; ibadet, dinsel ritüellerin yerine getirilmesi, uygulamalar ve öğretme gibi çok çeşitli davranışları kapsamaktadır. Dolayısıyla, evlenmenin dinsel törenini yapma ve yaptırmanın da anılan özgürlük kapsamında kaldığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır” denildi.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam