Acaba diyorum Diyanet İşleri Başkanlığı; ülkemizin 16 Nisan’da yapılacak olan referanduma sağ salim ulaşabilmesi için, her namazdan sonra okunması mecburi olacak bir dua hazırlayabilir mi..?

Türkiye; her gün ya da saat değil, geçen her dakika biraz daha geriliyor çünkü…

Ülkemizin; kendi görüşümüze göre “ya sevinip, ya üzüleceğimiz” referandum sonuçları açıklanana kadar gelebilmesi için iş Tanrı’ya kalmış durumda…

Örneğin; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Benim milletim ‘Hayır’ diyen Kandil’dekilerle, benim 248 şehidimi şehadete gönderenlerle birlikte hareket etmeyecektir. Esasında ‘Hayır’ diyenler 15 Temmuz’un yanındadır” diyerek referandumda ‘hayır’ oyu kullanacakları darbeci ilan etmesi, ortamın biraz daha gerilmesine neden oldu…

Buna yanıt, CHP’li Gürsel Tekin’in Erdoğan’ın 2010 yılındaki referandumda da “hayır” oyu verenleri darbeci ilan ettiğini hatırlatıp “15 Temmuz darbesinin temel atma töreni, 2010 yılındaki referandumdur” sözleriyle geldi…

Halkın oylarını, ister “evet” ister “hayır” olsun, kendi tezlerine çekebilmek isteyen siyasetçiler; bunu karşı tarafı suçlayarak yapmakta kaçınmak zorundadırlar…

Söylemleri yalnızca “neden evet” ya da “neden hayır” olmalıdır… “Neden evet değil” ya da “neden evet değil” konularına girmemelidirler…

…Ve bir halk oylamasının ancak böyle anlam kazanacağını da kavramaları şarttır…

Toplumu geren bir olay da, MHP’li muhalif kanadın kapalı salon mitingi ile ilgiliydi… Salonun bulunduğu otel yönetiminin kiralamaktan vazgeçmesi yeterli olmadı… Elektrikleri kesmek de işe yaramadı… Portatif ışıklar ve bir megafonla işi çözdü muhalifler…

Üstelik, “engellemek istenmesine rağmen bunu yapabildikleri için” çok daha dikkat çekip başarılı oldular…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hediye edilen bir pompalı tüfeği eline alıp poz verdiği ve “Şimdi El Bab’a gidebiliriz” başlığıyla yayınladığı fotoğraf ise sosyal medyada olay haline geldi… Ama bu harika(!) fikri bulanın istediği gibi değil, sert eleştiriler ve dalga geçilme biçiminde oldu bu…

Tamam, hırs insanı körleştirir… Kör olup oraya buraya çarpanlar, “bunu tek başına yaşadığı sürece” ancak kendilerini suçlayabilirler… Kör olduğu halde toplumun bir kısmını peşinden sürükleyenleri bizim suçlamamız gerek… Bu ülkenin, hırsının esiri olmuşların oyuncağı haline gelmesine izin vermemek de, bizim hırsımız çünkü..!