Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) müzakerelerine devam edilip edilmemesi konusunda önümüzdeki yıl referanduma gidilebileceğini söyledi.

Şayet Erdoğan’ın bahsettiği referandum yapılırsa öyle tahmin ediyorum ki halkın büyük çoğunluğu “AB tarafından artık horlanıp aşağılanmak istemiyoruz. Kimseye eyvallah etmeyelim. Kendi yolumuzu kendimiz çizelim. İngiltere’nin yaptığını biz neden yapamıyoruz? Bu işin tadı kaçtı, uzayan nişanlılık nikah masasında değil genellikle karakolda biter” diyerek birlikten ayrılma yönünde oy kullanacaktır.

Peki, AB müzakerelerine son vermemiz lehimize olur mu?
Bence olur!
Bir kere AB’nin Türkiye’yi daimi ülke olarak hiçbir zaman kabul etmeyeceğini düşünüyorum.
Bizi yıllardır oyaladıkları yetmiyormuş gibi aşağılayıcı demeçler veriyorlar, raporlar hazırlıyorlar.
Türkiye için AB’de yer almak değil AB ilkeleri önem taşımalıdır.
-AB’nin başlıca ilkeleri şunlar:

-Tam demokrasi…
-Düşünce ve ifade özgürlüğü…
-Kuvvetler ayrılığı…
-Bağımsız yargı…
-Temel insan haklarına saygı…
-İdam cezasının olmaması…

Söz konusu ilkelere uyduğumuz takdirde AB’den tümüyle kopmanın hiçbir önemi yok.
Ama bunları yapmaz, kendimize göre ucube bir demokrasiye yönelirsek…
Düşünce ve ifade özgürlüğünü hiçe sayıp yazarları, gazetecileri, akademisyenleri hapse atarsak…

-Mahkemeleri tapu müdürlüğü gibi kendimize bağlı daire olarak görürsek…
– Yasama-yürütme ve yargıyı ayrı ayrı kuvvetler kabul etmez ve ülkeyi buna göre yönetmezsek…
İşte o zaman büyük sorun olur, Avrupa’dan dışlanmamız yetmiyormuş gibi kaçınılmaz biçimde üçüncü dünya ülkeleri arasına savruluruz.

Sözün özü şu:

AB’den ayrılmaya evet,
AB ilkelerinden ayrılmaya hayır…