Referandum sürecinde özlenen tablo
Referandum sürecinde özlenen tablo

Yaklaşan referandumla birlikte tüm siyasi partiler kampanyalarına hız verdi. Bildiğimiz üzere bu partilerin başında da ve geliyor. Ankara Kızılay meydanında karşılıklı olarak yürüttükleri bu kampanyaya Anavatan Partisi de dahil oldu.

Demokrasilerde seçimlerin bir şölen halinde geçmesi hepimizin temennisidir. Ancak yaklaşan anayasa değişikliği halk oylaması öncesinde seçim kampanyaları bir şölenden ziyade baskıya dönüştü. Zira bunun en basit örneği devlet televizyonu olan ve herkese eşit yaklaşması gereken TRT’nin seçim öncesi verdiği süreler.

Rakamlara göre TRT yayınlarında AK Parti’ye 30 saat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 29 saat, CHP’ye 5 saat, MHP’ye 1 saat 10 dakika ve HDP’ye 18 dakika süre ayırdı.
TRT’nin de dahil olduğu ve adını açıklamadığı 12 televizyon kanalının canlı yayınlarında ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 138 saat, AK Parti’ye 238 saat, CHP’ye 21 saat ve HDP’ye 6 saat yer verildi.

Tüm bunların yanı sıra birde reklam panolarında, sokaklar da, afişlerde “Hayır” kampanyalarına hiç bir şekilde yer verilmemesi durumun vahametini ortaya koyuyor.

Bunlar yaşanırken CHP ve AK Parti’nin Ankara Kızılay Meydanı’nda karşılıklı olarak yürüttükleri kampanyasına, Anavatan Partisi’nin de katılması demokrasinin güzelliklerini hatırlatıcı nitelikte oldu. Tüm ağır söylemlerin, çirkinleşen siyasetin yanında bu üç partinin araçlarının yan yana kampanya yürütmesi hoş bir tablo oluşturdu.

Demokrasinin önemiyle ilgili olarak tarihte önemli yer edinmiş kişilerin sözlerini araştırırken iki güzel örnekle karşılaştım. İlki Lord Acton, “Gerçek demokratik ilke, hiç kimsenin halkın üzerinde bir güce sahip olmaması demektir”

İkincisi ve en güzeli ise Ulu Önder Atatürk’ün, “Demokrasi esasına müstenit hükümetlerde, hakimiyet, halka, halkın ekseriyetine aittir. Demokrasi prensibi, hakimiyetin millete ait olduğunu, başka yerde olmayacağını iltizam eder. Bu suretle, demokrasi prensibi, siyasi kuvvetin, hakimiyetin menşeine ve meşruiyetine temas etmektedir.

YÖNETİCİLER HALKA HİZMET İÇİN VARDIR

Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Ulusa karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği kararla karşılaşırlar. Ulus tarafından, ulus adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler.” sözü oldu.

Halk oylamasının da bu üç partinin yan yana gelip kampanya yürütebilmesi kampanyanın barış içinde geçmesi ve sandıktan çıkan halkın iradesinin saygı görmesinin çok önemli olduğunu unutmayalım.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...