Ayında yapılacak referandumda istediği sonucu alabilmek için Hükümet kesenin ağzını şimdiden açtı.

Esnaf ve yatırımcıya uygun koşullarda kredi dağıtılması, torununa bakan anneanne ve babaanneye ücret ödenmesi, konut kredilerinde vadenin uzatılması, borcunu ödeyemediği için kara listeye alınanlara sicil affı getirilmesi, 30 yıldan fazla hizmet yapmış memura ek ikramiye verilmesi, bankaların promosyon ödemesinin tam da Mart ayına denk getirilmesi bunlardan sadece bir kaçı.
Önümüzdeki günlerde Hükümetten referanduma dönük yeni hamleler de gelebilir.

Bu arada sosyal yardım adı altında kömür ve erzak dağıtımının tüm yurtta kaymakamlıklar kanalıyla hızlı bir şekilde sürdürüldüğünü de hatırdan uzak tutmamak gerekiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, geçenlerde Beştepe’de ağırladığı kaymakamlara verdiği şu talimat boşuna değildir:
“Milli seferberliğin en önemli uygulayıcıları olarak alandasınız. İcabında kamyonda, kamyonette şoförün yanına oturmalı, kömürü bizzat siz götürüp ihtiyaç sahibine teslim etmelisiniz. Gıda ihtiyacını da bizzat teslim etmelisiniz.”

Şimdi şöyle bir soru akla gelebilir:
nedeniyle milyonlarca insan bir şekilde rahatlayacak. Kimi kömür, kimi gıda, kimi uygun kredi alacak, kimi promosyon ödemesinden yararlanacak. Bunun neresi kötü?”

Eleştirdiğim, insanların şu ya da bu şekilde rahatlaması değil, yardım ve kredilerin ekonominin gereklerine uygun olup olmadığı.
Referandumda istenilen sonucu alabilmek için ölçüsüz dağıtılan kredi ve yardımlar, sonrasında ekonomik kriz olarak, yani yüksek enflasyon, doların biraz daha fırlaması, işsizlik ve iflaslar şeklinde karşımıza çıkabilir.
Daha iki gün önce uluslararası derecelendirme kuruluşlarının kredi notumuzu düşürdüğünü, bizi yüksek riskli ülkeler arasına aldığını unutmamalıyız.
Sonuç olarak, Hükümete, referandum heyecanına fazla kapılmamasını, Nisan ayından sonrasını da düşünmesini, itidal içinde davranmasını tavsiye ediyorum.