Her tarafından kıl fışkıran bir adam… İri yarı, göbekli… Kaba saba… Sık sık küfrediyor, argo konuşuyor… Kadınları, aydınları, zenginleri aşağılıyor… Esprilerinin çoğu cinsel içerikli…

Doğru düzgün eğitimi de, mesleği de, işi de yok… Zaman zaman şiddete başvurduğu, önüne geleni dövdüğü oluyor… Adeta Taş Devri’nden aradaki çağları yaşamadan zıplayıp bugüne gelmiş gibi…
Şahan Gökbakar’ın sinemada seyirci rekorları kıran Recep İvedik filmlerinden bahsediyorum…
İlk dört filmin gişe başarısı beşinci filmin çekilmesini sağladı ve şimdi bu film de yüzlerce salonda gösteriliyor.
++
Senaryosu, rejisi, kurgusu, oyuncu kadrosu sinema sanatı açısından hiç bir şey vaat etmeyen böyle bir film nasıl oluyor da başarıdan başarıya koşuyor, milyonları sinema salonlarına çekiyor?
++
Bence, sinemaya koşanlar, kendilerini Recep İvedik’le özdeşleştiriyor.
Türkiye’de 1950’den itibaren köyden kente büyük bir göç yaşanmaya başlandı.
Kente gelenler varoşlara yerleşti ama orada ne köylü kalabildi ne de kentli olabildi.
Bu göçlerin yarattığı sosyal depremi önce Kemal Sunal’ın İnek Şaban, Ortadirek Şaban, Köşeyi Dönen Adam, Umudumuz Şaban, Korkusuz Korkak, Dokunmayın Şabanıma, Gerzek Şaban, En Büyük Şaban, Atla Gel Şaban, Köyden İndim Şehire, Sakar Şakir, Sahte Kabadayı gibi filmlerinde izledik.
Bu filmler de gişe rekorları kırdı. Köyden kente göç eden cahil, iyi niyetli, biraz da kurnaz insan tipini beyaz perdeye yansıtıyordu çünkü.
Yıllar öncesinin sinema seyircisi, Kemal Sunal’ın canlandırdığı karakterlerle kendini özdeşleştirmişti.
++
Şahan Gökbakar’a, “Böyle film mi olur kardeşim” denileceğine, milyonlarca işsiz ve mesleksiz insanı gerekli önlemleri almadan, altyapıyı oluşturmadan büyük kentlere dolduranlara kızmalıyız.
Aslında, Şaban filmlerinin de, Recep İvedik filmlerinin de gerçek yaratıcısı onlardır.