Senede bir defa gelen ve bir ay süren Ramazan ayı ,sosyal ve kültürel hayatımızda başlı başına bir değer ve önem taşır. Her toplumun kimliğini gösteren gelenekleri bulunur.

Manevi yönden büyük değer taşıyan ramazan ayında tutulan oruçlar yanında, toplumun geleneksel gece ve gündüz eğlenceleri, seyirlik oyunları, gölge ve kukla oyunları, gösterileri, aşıklar atışması, türküleri, kutsal yerleri ,aile ve mezarlıkları ziyaretleri, ramazan yemekleri, çocuk oyunları, iftar ve sahur hazırlıkları , sahur davulu ile birlikte söylenen maniler zengin halk kültüründen izler taşımaktadır.
Büyük kentlerde kültür merkezlerinde ve tiyatro salonlarda yapılan ramazan eğlencelerinde öncelik Karagöz ve Hacıvat gösterilerinde olur. Kantolar bu gösterilere renk katar. Maniler, türküler ve nüktelerle zamanın iyi geçmesi sağlanır. İnsanların yorgunlukları üzerlerinden atmaları için dinlendirci, eğitici nükteli kültürel bir ortam yaratılır.

Seyirlik oyunlarımızın kahramanları olan “pişekâr ve kavuklu” köy odalarında kendisine yer bulur ve halkla bütünleşir. Erkekler köy odalarında ve kadınlar da evlerde kendilerine özgü gösterileri ve eğlenceleri sürdürürler.

Tarihi ve kültürel bilgilere sahip anlatıcılar da kahramanlık destanlarını, halk hikâyelerini (Kerem ile Aslı-Ferhat İle Şirin- Hz.Âli Cengi,Alpamış, Evliya Çelebi ve Dede Korkut hihayeleri, Köroğlu destanı, Hz.Yusuf destanını ) anlatırlar, büyükler ve çocuklar da bunlardan paylarına düşenleri alırlar.
Ramazan ayı boyunca akşam ezanının okunuşunu ve iftar topunun atılışını dinleyen çocukların biraraya gelerek şakalaşmaları, büyük annelerinden aldıkları şekerleri ve diğer küçük kuru pastaları paylaşarak yemeleri ve iftar vaktinin geldiğini büyüklerine haber vermeleri geleneği de çok ayrı bir özellik ve güzellik taşır. Bu tatlı anılar hiçbir zaman unutulmaz.

Ramazan eğlencelerinde , halk bilgeleri tarafından kıssadan hisselerle öğütler verilir ve halkın güzel davranışlara yönelmesi için tarihten örnekler sunulur. Ünlü mizah ustaları Nasrettin Hoca, İncili Çavuş ve Bekri Mustafa’dan fıkralar anlatılır.
Zengin ve renkli halk edebiyatımızda yer alan tasavvuf felsefesi ile halkın düşünce ve gönül zenginliği geliştirilir.Eğlencelerde, “gursak gavurgasını ister” sözünde ifadesini bulan küçük ikramlara da yer verilir.

Ramazan gösterileri ve eğlencelerinin bir adabı, esası, asaleti,güzelliği ve özelliği vardır.Keyfi ve rastgele değildir. Güzelliğe, sevgiye, paylaşmaya, dostluğa,birlikteliğe, imeceye,kardeşliğe büyük katkılar sağlar. Gösterilerde yer alanlar geleneği ve halk kültürünün zenginliğini çok iyi bilirler ve ona göre hareketlerine yön ve şekil verirler.

Hayat bütün yönleriyle bir bütündür. İnançlar, ibadetler,oruçlar, eğlenceler, yemekler, kıyafetler, oyunlar birbirini tamamlar. Sosyal ve kültürel olaylar zamana,insanlara,yaşama ve tarihe yön verirler.
Dilerim bütün bu zenginlikler ve ramazan ayı dostluğa, barışa ve sevgiye katkı sağlar.