Liderler, yönettikleri küçük bir kabile bile olsa; yalnızca kendi egolarını düşünerek hareket edip halkın çıkarını düşünmezlerse, er ya da geç siyaset sahnesinden kaybolur…

Tarih çeşitli ülkelerde böyle kayboluşlarla doludur ve bunların çoğu, “hatırlamak istenmeyecek kadar” fecidir…

Alman Hükümeti AB’ye başvurup “Türkiye’ye yaptığımız yardımlar doğrudan sivil toplumun yararına olmalı” dedi ve bazı taleplerde bulundu… Bunların en dikkat çekici olanı Türkiye’ye yönelik ekonomik baskıyı artırma çağrısı…

Almanya Avrupa Komisyonu’ndan, “Türkiye ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarını askıya almasını” da istedi…

Gümrük Birliği Anlaşması imzalandığında, o devrim muhalifleri “onlar ortak biz pazar” sloganıyla karşı çıkmışlardı ama, aradan geçen zaman Anlaşma’nın Türkiye için bir tür “olmazsa olmaz” haline gelmesi sonucunu getirdi…

Dış ticaret açığının büyüklüğünü biraz da olsa azaltmayı sağlıyordu…

Almanya örneğinde olduğu gibi, biz onlardan yüksek teknoloji ürünleri alıyorduk, onlar da bizden “Alman sanayisinin üretmeye değer bulmadığı” mamulleri…

Gerçi Almanya’ya tarım ürünü satışlarında Hollanda bizi katlıyordu ama, biz de “artık sanayi ülkesi olduk” diye şişiniyorduk… Bu arada biz de “geri kalmış tarım ülkesi” Hollanda’dan çiçek alıyorduk zaten…

Peki, nasıl bu noktaya gelindi..?

Her şey Referandum kampanyası sırasında meydana gelen ters düşmelerle başladı… “Nazi” suçlamaları ile büyüdü, önce İncirlik sonra Konya NATO Üssü krizi ile “sonu belli olmayan bir macera” haline dönüştü…

Bazı Alman vatandaşlarının Türkiye “terörist” suçlamasıyla tutuklanması büyük gürültü çıkardı…

En son da, “çok sayıda Alman firmasının teröre destek verdiğini iddia eden” bir listenin Alman Hükümeti’ne resmen iletilmesiyle” zirveye çıktı…

Her ne kadar yüzümüzü kızartıp o listeyi geri istediysek de, faydası olmadı bunun…

Şimdi bakalım ne olacak..?

Uluslararası ilişkilerin kendine özgü kuralları olduğunu biz iyi bilirdik ama, ne olduysa unutmuşuz işte…

Merak ettiğim; Gümrük Birliği dışında kalırsak, acaba Mercedes Maybach ihtiyacını nasıl karşılayacak Türkiye..?