Para, para, para!

0
36

Dünya’nın tek hâkimi kimdir derseniz, “paradır” derim…
Ne yazık ki, paranın ona sahip olanlar açısından tehlikeleri de var…

En başta bağımlılık yaratıyor… İnsanları, giderek artan dozlarda para kazanmaya sürüklüyor…
…Ve son safhada insan para kazanma hırsını öyle bir hale getiriyor ki, o paranın kendi cebine girip girmediğine bile bakmıyor…
Örnek Donald Trump… ABD Başkanı olarak her gittiği ülkeye bir şeyler satıp, para kazanıyor… Hatta onu ziyarete gelenleri de “bir satış anlaşması yapmadan” bırakmamaya başladı…

Bakınız THY için alınan uçaklar…
Başardıkça gelen şımarma duygusu çok güçlü olmalı… Bereket yanında ona akıl verenler var ki, her şeyi herkese satmadığını görüyoruz… Mesela Türkiye’ye silah satmamaya dikkat ediyor şimdilik… Çünkü gerektiğinde Türkiye’ye karşı kullanabileceği PKK ve bağlantılarına bedava silah veriyor… Ama sırası geldiğinde Türkiye de silah alacak ki; kıyamet kopsun ve asıl hedef olan doğal kaynaklar Trump’ın eline geçebilsin…
“Para narkomanları”, daha çok kazanmak için masraftan kaçmamak gerektiği de iyi bilirler… En önemli şey, çevredekileri kullanabilmektir… Bunun için cömert görünmek kadar etkili bir yol yoktur…

Trump’a göre daha hafif bir para narkomanı olan Reza Zarrab’ın. Miami’de tutuklandığında yanında olan 102 bin Dolar’ı, mahkemeye “7 kişi için 10 günlük bir tatilde ihtiyacımız olan para bu kadardı” diye açıkladı… Eh haklı adam… Ne yani, günde 10 bin Dolar harcamak normal değil miydi..?
Mahkeme sırasında; Zarrab’ın cezaevinde sentetik esrar içerken yakalandığı da ortaya çıktı… Kendini “bunun suç olup olmadığını bilmiyorum, cezaevinde yasak olabilir” diye savundu… “Bir gardiyana 45 bin dolar rüşvet verdim. Para Türk avukatlarım tarafından iletildi… Gardiyanın telefonu üzerinden kızımla görüntülü konuşma yaptım, avukatlarımla iletişime geçtim… Ayrıca alkol ve bir soğuk algınlığı ilacı da temin edildi…” demesi ise “paranın ne kadar etkili bir güç olduğunu” ispatladı…
Davaya konu olan suçlardan kazandığı paraya ilişkin soru üzerine “150 milyon dolar” yanıtını vermesi; bu bilginin yalan olduğu ve kazancının çok daha yüksek olması gerektirdiğini düşündürdü…
Biliyorum, çok fazla “para” dedim bugün… N’apalım, zenginin parası fakirin çenesini yorarmış işte..!

Paylaş
Önceki İçerikKaçak tavuk kesimhanesine baskın
Sonraki İçerikTrump var, Trump var…
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.