Panik “atak” yapıyor!

0
70

Laf kalabalığı yaparak paniği saklamaya çalışmak, sık başvurulan ama sonuçta işe yaramayan bir çabadır…

16 Nisan referandumu, ortaya o kadar çok “panik” çıkardı ki; şöyle geriye yaslanıp durumu gülerek seyretmek de mümkün… Kendini Türkiye’ye ait hissedenlerin değil, yıllardan beni yıkmak için çaba gösterenlerin yapabileceğini ve emin olun şu anda “ellerini ovuştura ovuştura yapmakta olduğu” bir şey bu…

Referandum’un iptali isteklerinin çığ gibi büyümesi ve AGİT Raporu’nun renginin belli olmasının yarattığı paniği, ”ABD Başkanı Trump’un tebrik telefonu” haberini yayarak bastırmaya çalışmak, etkisi yalınızca bir kaç saat sürecek olan bir rahatlık yaratır…

Sonra Beyaz Saray Basın Sorumlusu Sarah Huckabee Sanders çıkar ve “Trump’ın Erdoğan’ı araması, seçim sonuçlarının onaylanması anlamına gelmiyor. Kesinlikle Başkanın tutumu bu yönde değildi. Trump’ın önceliği, bir NATO üyesi ve partnerle, ortak çıkarları konuşmaktı” der ve olayı bitiriverir…

Trump’un, Erdoğan’a destek verip vermediği sorusuna verilen “Ben öyle düşünmüyorum, görüşmenin amacı bu değildi. Trump’ın araması, mevcut sonuçların resmi sonuçlar olarak kabul edilmesi anlamına gelmiyor. AGİT’ten, normalde yaptığı gibi elinden geleni yapmasını ve bütünlüklü bir rapor ortaya çıkarmasını istiyoruz” yanıtı da işin kaymağı oluverir…

Bu arada Amerikan CNN televizyonuna verilen bir demeç; özellikle Türk kamuoyunu etkilemek amacıyla duyurulur… Cumhurbaşkanı’nın “Ben futbolun içinden geliyorum. Aslolan maçı kazanmaktır. 1-0 ya da 5-0 kazanmışsın önemli değil önemli olan maçı almaktır.” şeklindeki sözlerini ABD Başkanı Trump’ın referandum sonucu nedeniyle kendisini tebrik ettiğini söyleyerek bitirmesi de dikkatlerden kaçmadı…

Paniği bastırma çabasında AB’nin unutulması düşünülemezdi tabii… Cumhurbaşkanı verdi veriştirdi AB’ye… Bir de; söylemeden önce sözlerinin ne kadar gerçeklere dayandığını araştırsaydı bari… “AB’nin kurucusu” olarak ilan ettiği İngiltere’nin; değil AB’nin kurucusu olmak, üyelik başvurusu yaptığı iki seferde, kurucular tarafından “veto” yemiş olduğunu bilirdi belki…

İngiltere, topluluğa üyelik için ancak AET olarak 7değiştikten sonra başvurmuş, ancak İngiltere’nin üyelik başvurusu önce 1963’te, ardından da 1967’e General de Gaule yönetimindeki Fransa tarafından veto edilmişti… AET’ye ancak 1973’te üye olabildi İngiltere…

Sanki bu yetmezmiş gibi, “Norveç’in AB’den çıktığını(!)” açıkladı Cumhurbaşkanı… Ne car ki Norveç hiçbir zaman AB üyesi olmamıştı ki… . Norveç halkı 1972 ve 1994’te yapılan iki ayrı referandumda da hayır oyu vermişti…

Panik kötüdür… İnsanı aslında yapmaması gerekenleri yapmaya zorlar… Durumu gözleyen bizler de ister istemez merak ederiz, “bu kadar danışman ne işe yarıyor?” diye…!

Paylaş
Önceki İçerikTasarımcıların rüyaları gerçek oldu
Sonraki İçerikAKP kazandı mı? MHP kaybetti mi?
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.