Türkiye’de basının özgür olmadığını söyleyenlerin ne kadar yanıldığı, açıkça ortaya çıktı… Gerçekten de, aklın almayacağı özgür basın… Bunun son örneğini Pazartesi günü gördük…

“Yandaş” kavramının bile tanımlamakta zorlanacağı bir gazete, Müjdat Gezen’in okuluna yapılan kundaklama girişimini “Pez….nk Müjdat’a büyük şok” başlığıyla yayınlayarak “basın örgünlüğünün ne olduğunu(!)” tüm dünyaya gösterdi…

Basın özgür olunca, vatandaşlar da etkileniyor bundan tabii… Örneğin Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde yaşayan bazıları, “tüylerini diken diken eden Türk bayraklarını” şeffaf bir poşete doldurup Muradiye Camii önündeki çöp konteynerine atacak kadar özgür(!) hissetti kendini…

Kendini özgür hissetmenin “bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldığını” da gördük… Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde 2 özgür(!) grup arasında çatışma çıktı. Çatışmada, “2 kişi hayatını kaybetme”, 1 kişi de “yaralanma” özgürlüklerini kullandı…

Bu arada; komşumuz Yunanistan’ın da, üçüncü kez “batmaktan kurtulma” özgürlüğünü kullandığını gören pek olmadı… AB ile Yunanistan, yeni bir ‘kurtarma paketi’ üzerinde uzlaştı…

NATO Savunma Bakanları zirvesinde, NATO’nun Karadeniz’deki askeri varlığının arttırılması kararı alınması da, “doğrudan savaş çıkarma özgülüğü(!)nü” değil, onun yerine şimdilik “gerilimi arttırarak devam ettirme özgürlüğü(!)nü kullanma” kararı alınmış olduğunu da gözlerden kaçtı…

Brüksel’de alınan karara göre, bundan sonra Karadeniz’e daha fazla NATO gemisi giriş yapacak. Bu gemilerin komuta kontrolü ise İngiltere’de bulunan Marcom Üssü’nde gerçekleştirilecek. Uygulamanın Mayıs ayında düzenlenecek NATO devlet başkanları zirvesinden sonra fiilen başlaması bekleniyor…

Trump yönetimindeki ABD ise “NATO’yu uyarma özgüllüğünü” kullanmayı sürdürüyor… Hatırlanacağı gibi, NATO Savunma Bakanları Toplantısında ABD Savunma Bakanı James Mattis, ittifak üyelerini uyararak, savunma harcamalarını sene sonuna kadar arttırmalarını istemişti… Ama, Trump’ın Rusya politikası da NATO ve ittifakın bazı Avrupalı müttefikleri arasında endişeyle karşılanıyor…

Bu kadar özgürlük(!) çeşidi varken, Türkiye’yi yönetenlerin kullandığı bir özgürlük yok mu peki..?

Olmaz olur mu hiç…

“Referandumda ‘hayır’ diyecekleri çeşitli yöntemlerle engelleme özgürlüğü(!)nü” onları neredeyse “terörist ilan etme özgürlüğü(!)nü” ve “içi boş şeyler vaat edip insanları ‘evet’ demeye zorlama özgürlüğü(!)nü” unuttunuz yoksa..?

PAYLAŞ
Önceki İçerikSıra baba dilinde
Sonraki İçerikAsıl çözüm yeni Anayasa’da
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.