Ana Sayfa Güncel Osmanlı’dan bugüne milletvekili yeminleri

Osmanlı’dan bugüne milletvekili yeminleri

299
PAYLAŞ

Osmanlı döneminin 1877 yılında kurulan ilk meclisi olan Osmanlı Mebusan Meclisi, Dolmabahçe Sarayı’nda büyük bir törenle açıldı. Bir gün sonra, Meclis binası olarak ayrılmış olan, Ayasofya’daki eski Adliye Sarayı binasında “ilk yemin töreni” yapıldı. Yemin töreninde mebuslar tek tek kürsüye şu şekilde yemin ettiler:
“Zat-ı Hazret-i Padişahîye ve vatanıma sadakat ve kanun-i esasi ahkâmına ve uhdeme tevdi olunan vazifeye riayetle hilafından mücanebet eyleyeceğime kasem ederim.”
Bu yemin töreni, Birinci Meşrutiyet döneminde de, İkinci Meşrutiyet döneminde de devam etti.
Atatürk’ün Meclis olarak toplamamış olsa da Sivas Kongresi’nde de delegeler şöyle yemin ederek toplantıya başladılar:
“Vatan ve milletin saadet ve selametinden başka hiçbir şahsi maksat izlemeyeceğime, İttihat ve Terakki Cemiyetinin diriltilmesine çalışmayacağıma, mevcut siyasal partilerden hiç birinin emeline hizmet etmeyeceğime, vallahi, billahi.”
Osmanlı Mebusan Meclisi, 1920 yılında İngilizler tarafından basılarak kapatıldıktan sonra 23 Nisan 1920 tarihinde açılan Ankara’da, Büyük Millet Meclisi’nde ise yemin töreni yapılmadı.
1921 Anayasası kabul edilirken de yemin metni yer almadı.
Ankara mebusu Şemseddin Efendi, 28 Nisan 1920 tarihli toplantıda mebusların yemin etmesi için içeriği şöyle olan bir takrir sundu.
“Makamı Saltanat ve Hilâfeti Kübraya ve vatana sadakate ademi riayetten ve millet tarafından uhdeme tevdi kılınan vazifei mebusiyet ve rekâleti milletin nef’i aleyhine istimalden tevakki ile vatan ve istiklâlimizin tahlis ve muhafazasına ve memlekette kavanini hâkim kılmaya bilâemeli hususi azim ve iman ile çalışmaktan fariğ olmayacağıma ve bunların hilafından mücanebet eylemeyeceğime vallahi billahi.”
Yemin metni okunurken mebuslar çok uzun diye tepki gösterdi. Oturumu yöneten Başkan ise Layiha encümenini havale edilebileceğini belirtti.
Yozgat mebusu İsmail Fazıl Paşa ise bir takım mebusun İstanbul’da yemin ettiklerini, tekrar yemine gerek olmadığını söyledi. Bunun üzerine Kastamonu mebusu Sabri Bey, yeni gelenler için lüzumu vardır dedi. 6 Temmuz 1920’de Lâyiha Encümeni mazbatasına ekli olan yemin metni şu şekildeydi;
“Hilafet ve saltanat ve vatan ve milletin istihlas ve istiklâlinden başka bir gaye takip etmeyeceğime vallahi.”
Başkan bir sonraki toplantıda yemin edileceğini söyledi. Takriri oyladı ve kabul edildi. İki gün sonra 10 Temmuz 1920 tarihinde tüm mebuslar teker teker yukarıdaki yemin metnine sadık kalarak yemin etti.
Ertuğrul Milletvekili Dr. Fikret Bey bir takrir vererek, yemin metninin Anayasa’ya eklenmesi gereken bir metin sundu. Takrir müzakere edildi ve yapılan oylamada kabul edildi. Böylece 1921 Anayasasına eklenen yemin metin şu şekildeydi:
“Vatan ve milletin selamet ve saadetinden başka gaye takip etmeyeceğime ve milletin bilakaydüşart hâkimiyeti esasına sadık kalacağıma… Vallahi.”
1924 Anayasasında ise yemin metni şu şekildeydi:
“Namusum üzerine söz veririm ki: Vatanın ve milletin mutluluğuna, esenliğine, milletin kayıtsız şartsız egemenliğine aykırı bir amaç gütmeyeceğim ve Cumhuriyet esaslarına bağlılıktan ayrılmayacağım.”
1960 askeri müdahalesinden sonra kabul edilen 1961 Anayasasında ise yemin metni şöyleydi:
“Devletin bağımsızlığını, vatanın ve milletin bütünlüğünü koruyacağıma; Milletin kayıtsız şartsız egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma ve halkın mutluluğu için çalışacağıma namusum üzerine söz veririm.”
12 Eylül askeri müdahalesi ile hazırlanan ve halk oylaması ile kabul edilen mevcut 1982 Anayasa’sında yer alan ve bugün 550 Milletvekilinin yapacağı yemin metni şöyle:
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam