Osmanlı Belgelerinde Filistin isimli belgesel kitap Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün 102 nolu yayını olarak 2009 yılında çıkmış.

Büyük boy ve tam 560 sayfa. Kitabın sonunda bir de Arap harfli Filistin haritası yer almakta.

Belgesel kitapta yer alan belgeler, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan milyonlarca belge arasından seçilmiş ve konularına göre 8 ayrı başlık altında sınıflandırılmış. 1. Kısımda “İdari Konular” başlığı altında 9 belge çeviriyazı ve tıpkıbasımları ile birlikte sunulmuş. “Sağlık”, “Asayiş”, “İmar” konularından sonra “Musevilerin Filistin’e Yerleşmesi” konusundaki belgeler sıralanmış. Tam 39 belge. Yahudilerin Filistin’e yerleşmesine kim karşı çıkmış, kim bunu fırsata çevirmiş, belgelerle her şeyi çok daha iyi ortaya koyuyor.

Osmanlı Belgelerinde Filistin kitabının VI. Bölümü olan “Eğitim ve Sosyal Hayat”la ilgili bölümünde 14 belgeye ve bunların çeviriyazılarına yer verilmiş.

“Cemaatlere Tanınan Din Hürriyeti” ve “Müesseseler” bölümünde 20 belge, “Kültürel Mirasın Korunması” bölümünde 7 belge yer almakta.

1584 yılında Şam beylerbeyiliğine bağlı Safed sancağı kadısı İstanbul’a bir arz gönderiyor. Kadı Efendi’nin arzına göre o zamana kadar Safed şehir merkezinde Müslümanların 7 camisi; Yahudilerin ise 3 kadîmî havrası (kilise) bulunmaktaydı. Ancak 1584 yılında Yahudilerin daha önce 3 olan havralarının sayısı her nasılsa 32’ye yükselmişti. Şehirde bu kadar çok havra açılması Müslümanları rahatsız ettiği gibi bu havra binalarının yüksek yapılmış olması da Müslüman halkın şikâyetlerine sebep olmuştu.

Bu şikayet üzerine İstanbul’un tavrı, bu havraların (metinde kilise deniliyor) Osmanlı fethi sırasında mevcut olup olmadığının araştırılarak İstanbul’a bildirilmesi idi.

Bilindiği gibi Osmanlı bir şehri ele geçirdiği zaman gayrımüslim halka yetecek kadar kilise veya havra bırakıyor, yeni kilise veya havra yapılmasını istemiyordu.

Yahudilere Filistin’den toprak satılması hükümet tarafından yasaklanınca Siyonist teşkilatı bu yasağı delmek için çeşitli hilelere başvurdu. Hastane yapmak veya okul açmak için büyük araziler satın alıyorlardı. 1857 yılında bir Rus vatandaşı için Kudüs dışında önemli miktarda arazi “hastane” yapılacağı gerekçesiyle satın alınmıştı.

Bir İspanyol vatandaşı Kudüs içerisinde bina satın alırken Prusya vatandaşları adına da şehir dışından külliyetli miktarda tarla satın alınmaktaydı.

Yabancı uyruklu vatandaşlar aslında hep Yahudi asıllı kimselerdi. Ancak toprak satın alırken dini kimliklerini değil pasaport kimliklerini öne sürüyor ve bu şekilde Yahudi lobisi adına arazi alıyorlardı. Satış yapanlara gelince bunlar bazı vakıf mütevellileri ve paranın cazibesine dayanamayan yerli Müslüman halk, yani Araplar idi. Vakıf mütevellilerinin vakıf topraklarını satmaları aslında vakfiyelerine ve vakıf kurallarına aykırı idi. Ancak yerel yöneticilerin rüşvet alarak bunlara göz yummaları sonucunda Filistin topraklarının yabancı uyruklu vatandaşlara ve o yolla da Yahudilerin eline geçmesine bir türlü engel olunamıyordu. Hükümet bu yüzden çözüm olur ümidiyle Küdüs’te yeni bir arazi ve nüfus sayımı (tahrir) yapılmasına karar verdi. Bu iş için Kamame Kilisesi’nin tamiri dolayısıyla Kudüs’te bulunmakta olan Es’ad Efendi her yönden uygun bir isim olarak görüldü.

1880 yılında Said Paşa’nın sadrazamlığı döneminde Filistin’in Belka sancağında Musevî muhacirlerin iskânı için büyük bir arazi tahsis edilmesi ve burada özerk bir Yahudi kolonisi kurulması için Mösyö Oliphand bir layiha sunmuştu. Bu layiha, “hükümet içinde hükümet” demek olacağı gerekçesiyle kabul edilmemiş ve durum Sadrazam tarafından padişaha bildirilmişti.

1877- 1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın açtığı ekonomik sıkıntılardan yararlanarak Yahudilere Filistin’de toprak verilmesi karşılığında Yahudi iş adamlarının ve gazete sahiplerinin yardımcı olacaklarına dair Osmanlı Devleti’ne Mösyö Newlinsky bir rapor sunmuştu.

İstediği Yahudilerin Filistin’de toprak satın almalarına müsaade edilmesi karşılığında maddi destek ve Avrupa basınının desteğinin sağlanması idi. Raporda, Yahudilerin Filistin’den toprak satın almalarının önlenemeyeceği öne sürülüyor, İngilizlerin elinde bulunan toprakları satın alarak da bu isteklerine ulaşabilecekleri ancak Osmanlı’nın maliyesini düzeltmek için böyle büyük bir imkânı tepmiş olacağı da eklenmekteydi.

Filistin’de Yahudilerin toprak edinmesinin bir başka yolu da zor durumda olan Filistinli çiftçilere bir İngiliz bankası aracılığıyla kredi kullandırılması idi. Arazilerinin rehin alınması yoluyla kullandırılan bu kredileri ödeyemeyen çiftçilerin topraklarına banka adına el konulmakta ve banka sonra bu toprakları Yahudilere satmaktaydı. Bu yolla Yahudilerin toprak sahibi olmaları yaygınlaşınca mahalli yöneticiler, bu şekilde kredi kullandırılmasının yasaklanması için bir nizamname yayınlanmasını isteyeceklerdi.

1884 yılında Romanya’dan göç ederek Hayfa kazasına gelen 272 Yahudi, -yasak olmasına rağmen- Osmanlı vatandaşlığına alınmış ve zamanla bölgede mal-mülk edinmişlerdi.

1886 yılında durumu İstanbul’a yazan Suriye valisi, çözüm olarak bölgeye yerleştirilen Bosna muhacirlerinin yerleştirildiği Hayfa yakınlarındaki Kaysariye Kalesi çevresinin bir nahiye teşkiliyle buraya bir nahiye müdürü atanmasını teklif etmekteydi.

Avrupalı devletler ülkelerindeki Yahudileri zorla yurtlarından çıkarıyorlar ve sonra da büyük bir pişkinlikle Osmanlı Devleti’nin bunları Filistin’e yerleştirmesi için baskı yapıyorlardı.

1891 yılında Beyrut’un Safed kasabasında bulunan Hayfa’ya gelen 440 ecnebi Musevi’nin dilekçelerine verilen cevapta ülkenin başındaki “Ermeni fesâdı” yanında bir de “Musevi meselesi” istenilmediği, bunların “Amerika’da iskân etmek üzere geri gönderilmeleri” konusunda görüş belirtilmekteydi.

Osmanlı Belgelerinde Filistin isimli kitap, tıpkıbasımlarıyla birlikte çok kıymetli belgeler sunmakta. Bu belgeler bugüne kadar zihnimize dikte edilmeye çalışılan önyargılı hükümleri tamamen çürüten kıymetli belgeler. Keşke bu belgeleri Kudüs krizi çıkmadan çok daha önce Türk ve dünya aydınlarına tanıtabilmiş olsaydık. Dünya literatürüne bu kıymetli belgesel kitabı kazandıran Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü yöneticilerini ve kitaba emek verenleri tekrar kutluyorum.

Kaynaklar:

5DAGM, Osmanlı Belgelerinde Filistin, s. 241- 243; BOA, ŞD. TNZ, 2272/ 86, 29 Ocak 1881tarihli Es-Seyyid Ahmed Hamdi’nin arzı.
6DAGM, Osmanlı Belgelerinde Filistin, s. 247- 250; BOA, ŞD. TNZ, 2275/ 34, 22 Temmuz 1886 tarihli Suriye valisinin arzı.
7DAGM, Osmanlı Belgelerinde Filistin, s. 255; BOA, İ. MMS,123/ 5276, 27 Temmuz 1891 tarihli Serkâtip Süreyya Bey’in yazısı.