“En iyi film” Oscar’ını kazanan Ay Işığı’nı (Moonlight) dün akşam izledim ve doğrusunu söylemek gerekirse hayal kırıklığı yaşadım.

Yoksul ve işsiz siyahilerin yaşadığı bir mahalle. Parçalanmış aileler, başıboş bırakılmış çocuklar… Ve bu mahallede doğan pırıl pırıl bir çocuğun zamanla suça bulaşması, uyuşturucu ticareti yapmaya başlaması…
Benzer konulu onlarca Amerikan filmi seyrettiğim için bu filmi beğenmedim bir…
Bizim Recep İvedik filmlerinden bile daha fazla argo ve küfürlü konuşma olduğu için bu filmi beğenmedim iki…
İki erkek kahramanı arasındaki eşcinsel ilişki adeta övüldüğü ve estetize edilmeye çalışıldığı için bu filmi beğenmedim üç…
Baştan sona insana hafakanlar bastıran karamsar, depresif bir havada sürüp gittiği, geleceğe ilişkin en ufak bir umut ışığı göstermediği için bu filmi beğenmedim dört…
Senaryodan yönetime, oyunculuktan kurguya kadar sinema sanatına bir yenilik getirmediği için bu filmi beğenmedim beş…
++
“En iyi yönetmen” ödülünün verildiği La La Land, bence Moonlight’tan daha iyi bir filmdi.
Bir kere çok emek harcanmış, hemen her sahnesi özenle çekilmişti.
İkincisi, ekonomik sıkıntı içinde romantik bir aşk yaşama arzusu ile kariyer yapıp para ve şöhrete kavuşma isteği arasında sıkışıp kalan gençlerin ikilemini gayet güzel yansıtıyordu.
Üçüncüsü, hüzünlü sonuna karşın seyirciyi sinema salonundan umutlu çıkarıyordu.
Dördüncüsü, filmin iki oyuncusu gerçek bir aşk yaşıyorlarmış gibi inandırıcı ve sahiciydi.
Beşincisi, danslar ve şarkılar muhteşem olmasına karşın öykünün önüne geçmiyordu.
++
Gazeteler dün, “Oscar töreninde skandal yaşandı. En iyi film kategorisinin kazananı La La Land diye yanlış anons edildi” diye yazıyordu.
Bence, jürinin kararı yanlış, o anons doğruydu. La La Land’ın olduğu bir yarışta Moonlight’ın “en iyi film” ödülünü kazanması skandaldı.