Orhan Uğuroğlu Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı

0
65

Gazetemiz Genel Koordinatörü Orhan Uğuroğlu, “ Artık tüm siyasi partiler Atatürk üzerinden din ve siyaset yapmaktan vazgeçmeli ” dedi

CNN Türk’de Şirin Payzın’nın sunduğu Ne Oluyor? programına konuk olan Orhan Uğuroğlu Payzın’ın belirlediği toplumsal şiddet, tutuklu yargılamalar ve FETÖ, seçim barajı tartışması, siyasi ittifaklar ve siyasette Atatürkçülük polemiği gibi konulara değindi.

Yaklaşık 3 buçuk saat süren programda Şirin Payzın sordu, konukları CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Akademisyen-Hukukçu Prof. Hasan Ayrancı, Akademisyen-Hukukçu Prof. Bahadır Erdem, Hukukçu Yasin Şamlı, Hukukçu Cüneyt Toraman ve Gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü Orhan Uğuroğlu yanıtladı.

Toplumsal şiddeti neye bağlıyorsunuz?

Orhan Uğuroğlu; “Ben bu soruyu 5 hukukçudan sonra gazeteci gözü ile tanımlayım. Ben toplumun mozaiği bozuldu diyorum. Ben 1951 yılında Ankara Bahçelievler’de doğdum. Küçücük 60 metrelik bir sokaktı ve civarındaki sokaklarda ABD Büyükelçisi, Zülfü Livaneli’nin ailesi gibi birçok bilinen aile vardı.

Toplumun bir mozaiği vardı. Biz çocuklarla sokakta oynarken belli bir kültür oluştururduk. Sonra toplumun bir kısmı diğer bir kısmı haline geldi böylece toplumsal mozaik bozuldu. İkincisi biz yüzde 99’u Müslüman ülkeyiz diyoruz. Şu suçlara bakınca elhamdülillah Müslümanız da bir köpeğe, bir evlada, on yaşında bir çocuğa bir iğne batıramayız. Bu nasıl bir ruhi durum? Bunun hükümet tarafından çok acil çözülmesi gerekir. Üniversitelerimizde kurullar oluşturulması toplumsal sosyal ekonomik durum hepsine katılıyorum. Bunların incelenmesi ve önlemlerin alınması ve ilk başta da insanlık suçları yasası çıkartılmalı.

Gazilerimize Başkent Ankara’nın göbeğinde bu ülke için canını vermek isteyen engelli olan uzvunu kaybetmiş insanlar saldırıya uğradılar. Bebekleri eşleri darp edildi bu bir insanlık suçudur diyorum. Hayvanlara şiddet yapılıyor. Bir köpeği evinizin önüne bağlıyorsunuz size güvenlik sağlıyor. O sizi koruyor ve acayip bir sevgi gösteriyor. İnsanla arasında bir sevgi bağı oluşuyor.

Toplumsal sevgi ve uzlaşı kaybolmuş

Kadın hakları, kız ve erkek çocuklar taciz tecavüz cinsel istismara maruz kalıyor. Terör suçları ve mesleğim olan gazeteciye şiddet, fotoğraf makinasını alıp birini izlemeye gidiyorsunuz korumalar darp etmeye çalışıyor. Şimdi söylemek istediğim şu, biz sevgiyi bu toplumda nasıl yücelteceğiz? Birbirimize saygıyı nasıl yücelteceğiz? Meclis’in bu konuda çalışması gerekli bu konuları konuşup cezaları belirlememiz gerekli ve ben bunları siyasi kavgalara bağlıyorum” dedi.

Tutuklu yargılamalar ve FETÖ hakkında ne düşünüyorsunuz?

Uğuroğlu; “Bu konuya şöyle bakmak istiyorum. Cumhurbaşkanımız geçen gün dedi ki akıllılar yurt dışına kaçtı aptallar burada kaldı. Ülkemizde bir siyasi tablo var. Taraflı tarafsız bir Cumhurbaşkanımız var. Herhalde Burhan Kuzu Beyefendi unutmuş yeminden tarafsız kelimesini çıkartmamış ve bir partinin üyesi olabilir diyor.

Cumhurbaşkanımız hem AK Parti’nin genel başkanı hem de tarafsızlık yemini var. Hani Aziz Nesin’in hikâyeleri var ya ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ diye Enis Berberoğlu’nun da durumu böyle. Hükümlü hükümsüz hukukçular gülüyor. Bu Türkiye’nin tablosu. Yargıtay Başkanı, Hakimler Savcılar Kurulu Başkan Vekili Mehmet Yılmaz Bey ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile üç dört gün önce Enis Berberoğlu hakkında söyleşi yaptım yayınlandı.

En son diyorlar ki İstinaf Mahkemesi karar verecek. Fakat kapısında yattığı mahkemede kaçma tehlikesi var diye hala tutuklu duruyor. Bu adamcağız kaçsa şimdiye on kere gitmişti. Kaçanlar kaçtı onlar akıllı, kalan aptallar Enis benim kardeşim arkadaşım onlar tutuklu cezaevinde.

Siyasetin hukuka baskısı var

Türkiye’deki bu çarpık hukuk sistemin arkasında siyasetin hukuka baskısı var. Örneğin Cumhurbaşkanımız müdavimi avukatlar o davaya giriyorlar. Daha önceki duruşmalarda hakimler verdikleri karar beğenilmeyince Türkiye’nin çeşitli yerlerinde daha başarılı görevlere alındılar. Oraya yeni hakimler geliyor bir hafta olmamış geleli bir hakim hanım hemen kararı verip imzalıyor. Daha klasörleri okuma imkanı yok.

Türkiye’de siyaset hukuku bu şekilde baskı altına alırsa 2010 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu FETÖ’ye emanet eden bir sistem vardı. Bunun arkasından da ne geliyordu? Ergenekon davasında ben bu davanın savcısıyım diyen Başbakanımız vardı. Bu ülkenin Başbakanı bir davanın savcısı ise o hakimler nasıl karar verecek? Duruşmada yargılanan insanlar nasıl tarafsız hukuk sistemi içinde yargılanıp mahkum olurlar veya beraat edilirler? ”

“Bu siyaset ve yargı sisteminin giderek iç içe girmesine sebep oldu. Ben geçen Ahmet Hakan’ın programında da Anayasa Mahkemesi’nin 2008/1 Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılma davasını orada gündeme getirmiştim. Bugün o belgenin içinden bazı notlar aldım. Sayın Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde genelgeyle, büyük elçilerimize laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaçlar doğrultusunda faaliyet göstermek suçundan hakkında dava açılan Fetullah Gülen isimli tarikat liderinin yurt dışında kurduğu okulların ticari şirket olarak kabul edilerek temas ve iş birliği yapılması görevi vermiştir.

2010’da bu FETÖ’ ya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu verildi

Bunları ben söylemiyorum 2008’de Anayasa Mahkemesi söylüyor. 2010’da bu FETÖ’ ya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu verildi.

“Anayasa Mahkemesi tarafından AK Parti’ye hazine yardımı kesilme cezası verildi, kapatılması bir oyla engellendi. O günlerde medyada yayınlanan bir ballı takas haberi var. Sayın Haşim Kılıç’ın damadının ve ortağının Ankara Birlik Mahallesi’nde bir binası var. Sayın Melih Gökçek’in başkanı olduğu belediyenin Turan Güneş Bulvarı’nda bir arsası var. Bu bütün medyaya yansıdı Sayın Gökçek açıklama yaptı.

Melih Gökçek Beyefendi açıklama yapıyor tam rakamı veriyorum binanın değeri 6 milyon 638 bin lira, 5 milyon 218 bin lira belediye para kazandı diyor. Ama bütün o cadde 5 katlı 6 katlıyken inşaat başlıyor 33 kat. Satış başlıyor elde edilen gelir 90 milyon lira bu neye karşılık bunu şuraya bağlıyorum. Türkiye’de siyaset ve siyaseti yürütenler ve anayasa mahkemesi başkanı ile yaşanan bir olay bunun yorumunu kamuoyuna bırakıyorum. Ben gazeteci olarak bildiğim bir örneği verdim. Türkiye’de siyaset hukuka egemen olmaya çalışıyor. Türkiye’de siyaset hukukun üstündedir hukuku baskı altına alıyor.”

Seçim barajı tartışması ve siyasi ittifaklar konularında ne düşünüyorsunuz?

Uğuroğlu; “Biraz önce ideolojik konuştuk milliyetçilik, muhafazakarlık ben diyorum ki asıl siyasi partilerin menfaatçiliği kuvvetli. Bu menfaatçilikte iktidar olma yönüdür. İktidar olmak ister menfaatini öngörür. Bir parti seçime niye girer? İktidar olmak için. Demek ki MHP seçmeni AK Parti’yi iktidarda görmek istiyor. Devlet Bahçeli 7 Haziran’da bunu okuyamadı. Okuyamadığı içinde AK Parti’ye tek başına iktidarın yolunu açtı.”

“Türkiye’deki bir siyasi yapıyı değerlendirirken fiziki duruma bakalım. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geliyor. Birinci turda A kişisi Cumhurbaşkanı seçilemezse yüzde 49’la Meclis’te ciddi bir çoğunluk elde edebilir. Ama ikinci tura geldiğimizde bir birliktelik sergilenirse şöyle bir tablo çıkacak.

Cumhurbaşkanı A partiden, meclisteki çoğunluk B partiden diyoruz ya siyasette istikrar demokraside güvenirlik, bu durumda meclisle Cumhurbaşkanı karşı karşıya gelecek, kriz olacak. Elbette halk oy kullanırken A partisine oy verirken meclis için B partisine oy vermez.”

“Bunun için ben Devlet Bahçeli’nin konuşmasında ki şifrelerinden görüyorum ki mecliste küçük parti olmaktansa Cumhurbaşkanı seçilecek ki onlar Erdoğan’ı görüyorlar. Onun partneri olmayı tercih ediyor. Bugün için bu kadar açık ve net ama yarın İyi Parti, CHP, HDP oylarını belirli oranda artırırlar. Cumhurbaşkanı anketlerden çıkan sonuçlara bakarak barajı düşürmeyebilir iddiasındayım. Barajı düşürme ihtimali sadece Bahçeli’nin elinde. O bugünden AK Parti’yi bağlamayı istiyor.”

Son dönemdeki siyasette Atatürkçülük polemiği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Uğuroğlu; “Halkın yarısı bizden nefret ediyor diyen Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz diyen Sayın Erdoğan. Biz Atatürkçülük deyince şöyle kalbimizde ruhumuz da Atatürkçülüğü hisseden insanlarız. Ders kitaplarında kindar dindar nesil değil Atatürkçü nesil, ilime bilime dayalı bir toplumu yaratacak. Hedefleri olan bir toplumdan söz ediyoruz.”

“Bir örnek vereceğim eşimin öğretmen bir arkadaşı İzmirli bir hanım Van Çatak’da yardım malzemeleri alıyor, köyü ziyaret etmeye gidiyor. Bakıyor Atatürk büstü yok. Oradaki öğretmenler de başvurduk olmadı işte demiş. Bu arkadaşta para toplayıp büst yaptırmaya karar veriyor. Ben de bakanlık yapar dedim birkaç yeri aradım tamam yapalım dediler. Programa gelirken sordum büstü yaptılar mı diye, arkadaş hayır biz para topladık okulun içine yaptırdık dedi. Atatürkçülük deyip ders kitaplarından Atatürk ilke ve devrimlerini kaldırıyorsun.”

Atatürk’ü örnek alacak nesiller yetiştirmesini isterim

“Eğer AK Parti Atatürkçülüğünde samimi ise benim başımın üstünde yeri var. Ben her partinin Atatürk ilke ve devrimlerinin savunucusu ve gelecek nesillere Atatürk’ü örnek alacak nesiller yetiştirmesini isterim. Eğer biz Atatürk’ü toplum olarak benimsiyorsak hükümette fikrinde samimi ise tüm siyasi partilerin olmazsa olmaz bir kuralı olması lazım. Atatürk üzerine, din üzerine siyaset artık Türkiye’de bırakılsın. Biz istiyoruz ki Türkiye toplumu gergin olmadan yaşasın.”