Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana en çok sevilen, gurur duyulan ve güvenilen kurumların başında elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimiz gelmektedir.

Bu sevgi ve gururun kaynağını anlatayım.

Tarih boyunca “Ordu-Millet” olarak adlandırılan Türkler; başta Asya Kıtası olmak üzere Avrupa ve Afrika dâhil geniş coğrafyalarda çok sayıda devlet kurmuştur.

Dünyanın ilk düzenli ve disiplinli ordusunu MÖ 209’da Büyük Hun İmparatorluğu döneminde Türkler oluşturdu.

Bu yeni yapıda en büyük birliğin, 10.000 kişiden oluşan tümenler olduğu, tümenlerin binli, yüzlü ve onlu olmak üzere kademeli olarak küçülen birliklere ayrıldığı, söz konusu bu teşkilat yapısının küçük değişikliklerle tarih boyunca bütün Türk devletlerinde varlığını sürdürdüğü biliniyor.

O günlerden bu yana yüz yıllardır ordular Türk devletlerinde her zaman devletin en temel teşkilatlarından biri olmuş ve önemini daima korumuştur.

Disiplin, teşkilat, eğitim ve silah yönünden mükemmeliyet özellikli orduları olan Türkler, 1071 Malazgirt Zaferi’yle, Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurarak Anadolu’yu kendilerine vatan yapmışlardır.

Osmanlı Devleti bu mirasa ilave şu önemli düzenlemeleri yapmıştır.

Orhan Bey zamanında, yaya ve atlı olmak üzere düzenli ve daimî ordu teşkilatı kurulmuştur.

İznik Kuşatması (1327) esnasında deniz gücüne ihtiyaç duyulmuş, Karamürsel’de bir tersane inşa ettirilmiştir.

Murat döneminde Osmanlı ordusunun asıl savaş gücünü teşkil eden Eyalet Kuvvetlerinin yanı sıra yaya ve atlı birliklerinden teşkil edilen Kapıkulu Ocakları kurulmuştur.

Harp araç-gereç imalatında da yenilikleri gerektirmiştir. Bu amaçla ok, yay, kılıç, tüfek, balta, barut, kurşun, zırh, miğfer vb. savaş malzemeleri yapmak veya tedarik etmek üzere Cebeci Ocağı; top dökmek üzere Topçu Ocağı; havan topu, mayın ve bomba yapmak üzere ise Humbaracı Ocağı kurulmuştur.

Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde başta Gelibolu Tersanesi olmak üzere büyük gemi inşa faaliyetine girişilmesiyle Osmanlı Devleti’nin ilk stratejik amaçlı donanması kurulmuştur. Bu donanma İstanbul’un fethinde büyük rol oynamıştır.

III. Selim döneminde günümüz modern Türk ordusunun ilk çekirdeği olan Nizâm-ı Cedid Ordusu kurulmuştur.

Ordunun kurmay subay, subay ve astsubay ihtiyacını karşılamak amacıyla Mekteb-i Harbiye, Erkân-ı Harbiye Mektebi, askerî rüştiyeler, küçük zabitan iptidai mektepleri, küçük zabitan mektepleri ve askerî açılmıştır.

Memleketini en buhranlı ve güç anlarda felaketlerden kurtaran kahraman Türk ordusu, Türk İstiklal Harbi’nde de varını yoğunu seferber eden asil ve fedakâr Türk milletiyle beraber Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde büyük zaferlere imza atmıştır.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.” direktifiyle kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Büyük Taarruz ile Türk milletinin bağımsız ve egemen bir ulus olarak varlığını sürdürmesi sağlanmıştır.

Türkiye, dünya barışına katkı sağlamak adına Kore Savaşı’na bir tugay göndermiştir.

Türk ordusu en büyük sınavını, Kıbrıs Barış Harekâtında vermiştir. Kıbrıs’ta kolordu seviyesinde Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı kurulmuştur.

Türk Silahlı Kuvvetleri hem dünya barışına katkıda bulunmak hem de bölgesel ve uluslararası güvenliği sağlamak amacıyla Somali, Bosna – Hersek, Kosova, Afganistan gibi birçok ülkede barışı destekleme harekâtlarına çok önemli katkılar sağlamış ve sağlamaya da devam etmektedir.

Bugün gelinen noktada Türk ordusu, Suriye’de El Bab’taki başarılı askeri harekatı sonrası Afrin’de terör örgütleri ile kahramanca mücadele etmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Cumhuriyetimizin Kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ordusuna yayımladığı tarihî mesajında ifade ettiği şu sözlerle kahramanlık destanları yazmaya devam etmektedir:

Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu! Memleketini en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmış isen Cumhuriyet’in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun hâlde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.