Ana Sayfa Yazarlar Önce kutsanan, sonra düşmanlaştırılan PKK-2

Önce kutsanan, sonra düşmanlaştırılan PKK-2

54
PAYLAŞ

Muhalefet partileri ise, bu nafile turlarda kendileri için biçilmiş olan roldeki görevlerini yerine getirirken, 1 ’e kadar da ’ni devreye sokmak konusunda da bir girişimde bulunmamaktalar. TBMM üyelerinin sergilediği kayıtsızlığı ve tatlı tatillerini bozmama hallerini izlerken, ilk paragraftaki gelişmelerin ve iç savaşın gerçekliği konusunda insan kuşkuya düşüyor.
Başlığa dönüyorum. Erdoğan ve tayfasının siyasal ömrü – tamamlanıncaya kadar da sürecek bu- önce putlaştırdıklarını, sonra taşa tutmak ile tanımlanabilir. Başlangıçta “aynı yolları birlikte yürüyorlar, aynı yağmurda birlikte ıslanıyorlar, her şey putlaştırdıklarını anımsatıyor”. Tam muktedir konuma geldiklerini düşündüklerinde ise, putlaştırdıklarına karşı “istikbal ve istiklal savaşı” açıyorlar. Önce putlaştırdıkları Gülen ve Cemaati ile ödüllendirdikçe savcı ve yargıçları taşa tuttuklarını, Esad’ı Esedleştirmelerini, IŞİD’i şeytanlaştırdıklarını anımsıyorsunuzdur. Ben burada, en son taşa, bombaya, ateşe tuttukları -Öcalan hakkındaki önceki söyleyişlerini sıralamak isterim:
PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim. Sıkıntısı olan bana söylesin – Erdoğan
– Kürtçe yasağını biz kaldırdık. Bana Serok Ahmet diyorlar- Davutoğlu
PKK birkaç Mehmet’i şehit etti diye Meclisi toplayamayız- Hüseyin Çelik-Milli Eğitim Eski Bakanı
– Sayın Erdoğan demeyi ve PKK Bayrağı açmayı suç olmaktan çıkarttık – Arınç
– Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncemiz- Beşir Atalay
– Öcalan’ın olayları okuma ve anlama tecrübesi var- Akdoğan
– Öcalan dünyanın geleceğini çok iyi okuyor – MV Yasin Aktay
– Öcalan’ın çok geniş bir prestij alanı var. Nadir insanlardan birisi – Mahçupyan
– ÖCALAN TÜRKİYE’NİN ÖNÜNÜ AÇIYOR- Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Yiğit Bulut
Bunun tek nedeni var. Biat kültüründen gelenler, başkalarının da kendilerine boyun eğmelerini, isteklerinin dışına çıkmamalarını isterler. Çizgi dışına çıktıklarında ise, “kıyamete kadar sürecek kin ve nefretlerini” kusmaktan kendilerini alamıyorlar. PKK, KCK’nın tek suçu, ’nin barajı aşarak, AKP’yi iktidardan düşürmesi, Erdoğan’ın başkanlık düşünü paramparça etmesidir. Bunu Akdoğan, Sağlık Bakanı şöyle dillendiriyor : “, seçimde başarı sağlayarak, çözüm sürecine ihanet etmiştir. Baraj için süreci feda etti” demekteler. Sağlık sorunlarını, sağlık çalışanlarının sorunlarını giderme yerine, yaşanmakta olanları ve dökülen kanları, yiten canları, yaratılan yıkımları 2010’a dayandıran bir de Sağlık Bakanı Müezzinoğlu var. Müezzinoğlu Türkiye’nin yangın yerine dönmesini 10 Ağustos 2014’de yapılan Cumhurbaşkanı seçimine bağlamakta ve “başkan seçmiş olsaydık Türkiye’de kaos yaşanmayacaktı” diyebilmekte ve böylece de bu savaşın Erdoğan’ın başkan oluncaya kadar süreceğini söyleyebilmektedir. Yani, Türkiye’yi 1990’lardaki kan gölüne, hukukun askıya alınmasına, insan haklarının ortadan kaldırılmasına, kıyamete kadar küçük kıyametlere neden olan PKK-KCK-Kandil’in başkaldırısı olmadığını Başbakan Yardımcıları, Bakanlar açık açık söylüyorlar. Bu nedenle PKK, KCK ve Kandil’e silahları bırakan çağrısını yapmanın bir yararı bulunmamaktadır. Çünkü kışkırtılan ve yaygınlaştırılan kandan ve gözyaşından beklenen, “anaların ağlamasını sonlandırmak” olmayıp, AKP’yi tek başına iktidar ve Erdoğan’ı da başkan yapmaktır. Kıyamete kadar sürdürülmesi amaçlanan da bu sonuca varmaktır. Tıpkı 12 Eylül 1980 Darbesi ile bıçak gibi kesilen terörde olduğu gibi. Bu kin ve nefretlerinin bedelini ise, kendilerinin değil, çoğu laik kesimden gelen “anaların kınalı kuzuları” ölerek ödemektedirler. Siyasal İslamcıların giderek zenginleşmeleri onların da paralı askerlikten yararlanarak, vatan görevinden yakalarını kurtarmalarına neden olurken, askerlik görevi yoksul-laik ailelerin “analarının kuzularına” kalmış görünmektedir. Cenaze görüntülerine iyi baktığınızda, siyasal-dinci örtünmenin değil de, geleneksel örtünmenin ve uygar görünümlerin yoğunlukta olduğunu görebilmekteyiz. TBMM bu kan ve gözyaşına engel olmak istiyorsa, tabutlar başında timsahın gözyaşını dökme sahteciliğini bırakarak görev başı yapmalıdır. Yoksa bu yaygınlaştırılan kin, nefret, kan ve gözyaşları içinde onlar da boğulmaktan kendilerini kurtaramayacaklardır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam