PKK’nın Avrupa’da birçok cinayet işlediğini biliyor musunuz..? Gelin sadece 80’li yılların ilk yarısında, yani örgütün emekleme döneminde işlenen cinayetlere ve polisin bunlara ne yaptığına bir bakalım…

Avrupa’daki bilinen ilk cinayetini Batı Berlin’de işlemişti örgüt. Kurban, Murat Bayraklı adında eski bir PKK yandaşıydı. İlk başlarda çok aktif bir örgüt üyesiydi kendi de, ama zamanla uygulanan acımasız yöntemlerden rahatsız olmaya başlamış ve örgütten kopmuştu. Onu bulmayı beceren PKK, gerçekten de gaddar bir infaz uygulayıp önce çelik bir telle boğulmuş, sonra cesedi kentin parklarından birindeki çöp konteynırına atmış, sonra da konteynırı ateşe vermişti. Katili bulanamadı…

İki hafta sonra İsveç’in Uppsala kentinde başka bir Öcalan muhalifi olan Enver Ata öldürülmüştü. İki cinayetin arasında fark, katil Cevdet Kılınç’ın yakalanması ve suçunu itiraf etmiş olmasıydı…

Üçüncü kurban; bir zamanlar çok aktif .bir PKK’lı olarak bilinen Zülfü Gök olmuştu. Batı Almanya’nın Rüsselsheim kentinde, kendi kullandığı arabanın içinde oturmuş, tıkanan trafiğin açılmasını bekliyordu ki, koşarak arabasının yanına gelen biri, kapıyı açıp 2 el ateş etmiş ve onu göğsünden ve başından vurmuştu. Polis Ali Aktaş adlı. 22 yaşındaki katili yakaladı…

Dördüncü cinayet Fransa’nın Reims kentinde işlenmişti. Kurban, 35 yaşındaki Hasan Kavak’tı. 1979-82 arasında Batı Almanya’nın Köln kentinde yaşamış ve aktif olarak PKK’ya hizmet etmiş, Fransa’ya taşındıktan sonra ise örgütten ayrılmıştı. Polis Hasan Kavak’ın cesedini bir otel odasında bulmuştu. Boğazına dolanan bir sicimle boğulduğu anlaşılıyordu. Katilinden ise iz yoktu…

Hollanda’nın Utrecht kenti, PKK’nın Avrupa’daki beşinci cinayetine, ya da en azından bunun son kısmına sahne olmuştu. Kurbanın elleri arkasından bağlanmış, feci derecede işkence edilmiş sonra da boğularak öldürülüp, kanala atılmıştı. Adı Mehmet Sürücü’ydü ve ciddi bir PKK muhalifiydi. Polis hiçbir ipucu bulamamıştı,

Altıncı cinayetini Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel’de işlemişti PKK. Sokak ortasında arkadan sokulan birinin kafasına ateş etmesi sonucu ölen kurbanın kimliği Rüknettin Kaplan olarak belirlenmişti. Polis katili bulamadı. .

Stockholm Halkevi yedinci cinayetin olay yeri oldu. Yüzlerce kişinin bulunduğu bir ortamda tabancayla öldürülen kişini adı Çetin Güngör’dü. Katili Nuri Candemir ise yakalanıp ömür boyu hapse çarptırıldı. .

Yalnızca 2 gün sonra, Mustafa Tangüner, başkent Kopenhag’ın banliyölerinden Glostrup’taki evinde vurularak öldürülmüştü. PKK’yı en korkusuzca eleştirenlerden biri olarak tanınıyordu. 2 ayrı silahla vurulmuştu, Katiller bulunamadı.

Kopenhag’ın 30 kilometre kadar kuzeyindeki Rungsteds Limanı’nda donmuş denizin içinde çalıntı bir otomobil olduğu ihbarını almıştı polis. Gidip buzları kırarak otomobili çıkartmışlardı. Cesedi çürüdüğü içen polis onun nasıl öldüğünü bile belirleyemeden dosyayı kapamak zorunda kalmıştı.

Avrupa’daki onuncu PKK cinayetinde sahne bu kez Paris’ti. 27 Aralık 1985 günü Mustafa Şahbaz adındaki bir PKK karşıtı, sokak ortasında üç kişinin açtığı çapraz ateş sonucunda öldürülmüştü. Kafasına ve sırtına ikişer mermi isabet etmişti. Doğal(!) olarak da katillerin kimlikleri belirlenememişti…

İsviçre’nin Lozan kenti de onbirinci cinayetine sahne olmuştu. 3 kişilik bir PKK gurubu, karşıt bir derneğin kent merkezindeki lokalini basmışlar ve derneğin üyesi 19 yaşındaki Bülent Yaman, tek kurşunla öldürülmüştü. Şaşırtıcı olan adı İbrahim Düzen olan katilin yakalanmasıydı.

Hamburg’da meydana gelen onikinci PKK cinayetinin kurbanı bir Türk’tü ve adı da Kürşat Timuroğlu’ydu. Yetenekli bir hatip, ateşli bir PKK karşıtı olarak tanınıyordu. Sokak ortasında uğradığı bir silahlı saldırıda öldürülmüştü. Olayın görgü tanıkları, PKK’nın daha önce yaptığı bir gösteri yürüyüşü sırasında çekilen video görüntülerden, katili teşhis edip polise de göstermişlerdi. Ama polis yine de bu şahsın kimliğini belirleyememişti.

Onüçüncü cinayet de yine Hamburg’da işlenmişti bu arada. 20 Ağustos 1986 günü polis bir parkın içinde Ahmet Demir adında birinin cesedini bulmuştu. Önce sıkı bir işkenceden geçirildiği, sonra da bıçaklanarak öldürüldüğü anlaşılmıştı. Alman polisi bu sefer de ıska geçmişti. Ne cinayet nedeni, ne de katil belirlenememişti…

Eli kanlı örgüt, artık tabanca kullanarak bireysel saldırı yapmıyor ve yüzlerce ton bomba kullanarak yapılan intihar saldırıları sayesinde bir taşla iki kuş vuruyor… Yani hem ölü sayısının artması sağlanıyor, hem de suikastçının polisin eline sağ geçmesi riski kalmıyor..!