Öğretmenler Günü

0
149

“Bir elinde tebeşir, diğer elinde silgi
Hep yetişmemiz için, yazarsın öğretmenim
Her gün her saat durmaz, sunarsın farklı bilgi
Kaderimin yolunu , çizersin öğretmenim.
Karanlığın içinde , ‘meşale’ yakan sensin
Bütün çiçeklerine, gözü gibi bakan sensin
Minicik beyinlere, ilimle akan sensin
Cehâleti bilginle , ezersin öğretmenim. “

Değerli şair A.Alev Akboğa , duyarlı yüreği ve akıcı kalemiyle, tüm öğretmenler adına çocuğunun öğretmenine böyle seslenmekte ve hepimizin duygularına tercüman olmakta.
Türkiye Cumhuriyetini bilim ve akıl ile kültür temelleri üzerinde kuran M.K.Atatürk, 1923 yılında Sirkeci Garı’ndan yurt dışına gönderdiği öğrencilere şu telgrafı çekiyor :
” Sevgili öğrenciler, sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz.”

“Türk Milletinin asaletinden doğan ve benim vücudumu dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı; işte ben bu milli kuvvete, bu Türk Milleti’ne güvenerek işe başladım ” diyerek ilham kaynağı olarak Türk Milleti’nin vicdanını gören M.Kemal Atatürk, emperyalizme, sömürgeciliğe ve çağdışı olan her şeye karşı açtığı savaşlarda özgürlük ve bağımsızlık yolunda eşsiz başarılar sağlamıştır.

En büyük başarılarından birisi olan ” HARF DEVRİMİ’ni ” 1 Kasım 1928 ‘de gerçekleştirmiş, 24 Kasım 1928 ‘de ” MİLLET MEKTEPLERİ BAŞ MUALLİMLİĞİ’Nİ” kabul ederek bütün yurtta okuma- yazma seferberliği başlatarak :

” OKUMA YAZMA’ YI HER YURTTAŞA,KADINA, ERKEĞE; HAMMALA, SANDALCIYA ÖĞRETİNİZ. BUNU YURTSEVERLİK ÖDEVİ BİLİNİZ” buyruğunu vermiştir.

M.Kemal Atatürk’ün ” Millet mektepleri baş öğretmenliği’ ni” kabul ettiği tarihi esas alan MEB , 24 Kasım 1981 yılından itibaren “ÖĞRETMENLER GÜN” olarak bu tarihi belirlemiştir.
Daha önce , UNECO ve İLO örgütlerinin önerileri üzerine ,5 Ekim 1966 tarihinde “Öğretmenlerin statüsüne ilişkiş tavsiye kararı alan alan Birleşmiş Milletler teşkilatı, 5 Ekim 1994 yılında 5 ekim tarihini “DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ ” olarak ilân etmiştir. 100 ‘e yakın ülkede bu tarih kutlanmaktadır.

Türkiye’de belirlenen 24 kasım Öğretmenler gününün Cumhuriyetimiz ve Atatürk’le ilgili olarak özel ve özgün bir yeri ve anlamı bulunmaktadır.
Bu tarihin belirlenmesinde “Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı” etkinlikleri çerçevesinde o tarihlerdeki görevlerim nedeniyle ,1981 yılında Valilik sanat galerisinde Ankara’da açtığımız ” BELGELERLE OKUMA- YAZMA SEFERBERLİĞİ” sergisi etkili olmuş ve bu tarihin belirlenmesinde o tarihlerde MEB ‘da görev yapan Öğretmen General Osman Güngör Feyzoğlu ile ben en büyük gayreti göstererek konuyu bir sonuca ulaştırmanın kıvancını ,mutluluğunu ve heyecanın birlikte yaşadık ve yaşamaktayız.

Dünya ve ülkemiz için en önemli ve öncelikli sorunları arasında devamlı yer alan okul- öğretmen- öğrenci konuları bu önemli günlerde ve yıl boyunca gündemde tutulmalıdır. En üst düzeyde tartışılmalı, bilimsel ve teknolojik verilerden sonuna kadar yararlanılmalıdır. Ulusların kaderi eğitim ve öğretime sıkı sıkıya bağlıdır. Bir yanda “Dünya Eğitim Zirvesi” toplanmakta, bir yanda küresel ısınma ve ekolojik dengeler tartışılmakta, bir yanda 2050 ‘de dünya nüfusunun 9 milyara ulaşacağı hesap edilmekte, bizlerde 4+4 ne ederle? şekillerleriyle uğraşmaktayız.Ulusal eğitim ve öğretim günlük çıkarlara dayalı kişisel tercihlere bırakılamayacak kadar ulusal ve evrensel boyutlara dayalıdır.

Türkiye’de Öğretmenler Günü denince ilk akla gelen Köy Enstitüleri olmaktadır. Eğitim-öğretim ve öğretmen kavramıyla bütün yönleriyle bütünleşen köy enstitisü kavramı tamamen Türkiye’ye özgü iş içinde- yarı yarıya teorik ve uygulamalı olarak ülkemizin ve ulusumuzun bütün yönleriyle hem kalkınmasını ve gelişmesini hem de demokrasi için çağdaş bir eğitim sistemini kısa sürede uygulama alanına geçiren ve çok başarılı sonuçları görülmesine rağmen 17 Nisan 1940 ‘da yurdun kırsal dört bir yanında 21 bölgede açılıp 1954’de aceleyle ve iyi niyetten yoksun bir şekilde kısa sürede kapatılan köy enstitüleri 1308 kadın, 15.943 erkek olmak üzere toplam 17.251 köy öğretmeni yetiştirmiş ve yurt genelinde bir yeni umudun, ışığın, sönmez aydınlığın ve çağdaşlığın kapılarını açmıştır. Mustafa Necati, H.Ali Yücel, ismail Hakkı Tonguç başta olmak üzere bu alanda tüm emeği geçenleri hasretle, özlemle,rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Eserler ölmez.

Dünyada toplumsal kalkınma ve değişim için çağdaş birer eğitim kurumu olan köy enstitülerinden birisini (Hasan Oğlan Köy Enstitüsü’nü ) bütün uygulama alanları , binaları, atölyeleri , araç ve gereçleri ile MÜZE haline getirmenin önemini ve anlamını gündeme taşımakta ve kamu oyu yaratmada büyük fayda bulunmaktadır.
Köy enstitülü bir öğretmenin öğrencisi olarak , tüm hizmetlerimi ve öğretmenler gününü, Pazarören Köy Enstitüsünden mezun olduktan sonra doğduğu Boğazlıyan-Oğulcuk Köyü’ne öğretmen olarak gelen ve benimde içinde bulunduğum çok sayıda köy çocuğunun istikbali için güçlü temeller atarak gelecekte en büyük sorumluluk mevkilerine yükselen insanları yetiştiren , kurduğu uygulama bahçesi ve uyguladığı eğitimle MEB ile UNESCO tarafından dünyaca anılan ve örnek gösterilen çalışmalara , eserlere imzasını atanve yıllar önce hasta yatağında eski öğrencileri ile ziyaretine gittiğimizde ” Oğulcuk Köyü’nde yetiştirdiği öğrencilerin hepsinin daha sonra çitli fakültelerden mezun olduktan sonra ülke yönetiminde en üst sorumluluk mevkilerine geldiklerini ve bunlar arasından iki bakanlar kurulu oluşacak listeler yaptığını ” heyecanla, gözleri parlayarak ve gururla söyleyen rahmetli Baş Öğretmenimiz Hamdi Ünal’a adıyorum.Onu rahmet ve minnetle anıyorum.

Başta Baş Öğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle ve saygıyla anarak selamlıyor ve ülkemizin en büyük zenginlik kaynağı ve dayanağı olan eğitimli insan gücünü ve Cumhuriyetimizin bekçileri fikri hür, vicdanı hür gençliğimizi yetiştiren tüm öğretmenlerin sorunlarının çözülmesi dileklerimle özel günlerini kutlayarak, başarılar diliyorum.