Ana Sayfa Sağlık Öğrenme isteği meraka dönüştürülmeli

Öğrenme isteği meraka dönüştürülmeli

42
PAYLAŞ

Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş, Eğitimciler, çocukların öğrenme isteğini meraka dönüştürmelerini sağlamalılar. Yeni deneyimler ve bilgiler edinme becerileri kazanmaları ve geliştirmeleri için ortamlar hazırlamalılar.

Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş, eğitim yılının başlaması nedeni ile yaptığımız ropörtajda okul öncesi eğitimin amacının çocuğun bilgi konusunda öne geçmesi değil okula yumuşak bir geçiş sağlaması olduğunu belirtti.

Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş öğrencilerin, velilerin ve öğretmenlerin de üzerine düşen bir çok görev bulunduğunu hatırlatarak sorularımızı şu şekilde yanıtladı.

HANIM DEMİRBAŞ (İHA/KAYSERİ-İHA)
HANIM DEMİRBAŞ

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM NASIL OLMALI ÇOCUKLARIN OKULU VE ÖĞRETMENİNİ SEVEBİLMESİ İÇİN NELERE ÖZEN GÖSTERİLMELİ?

Eğitim başladı ve çoğu velinin çocuklardan istekler listesi oldukça uzun, çünkü geleceğe optimal başlamaları gerektiğine inanmaktalar.
Okul öncesi eğitimdeki amaç çocuğun okulda bilgi konusunda öne geçmesi değildir. Okul öncesi eğitim okula yumuşak bir geçiş olmasını sağlar. İlk okula başlamak kendini ‘nihayet büyükler sınıfında’ gören çocuklara bilinmeyen ‘okul evresiyle’ ilgili bir çok belirsizliği beraberinde getirmektedir.
Okul öncesi eğitim okulda çocukları ne beklediğini aktarmaktadır.

Çocukların meraklı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Çocuklar öğrenmek isterler, herşeyi en ince ayrıntısına kadar bilmek isterler ve çoğunlukla çok soru sorarlar. Okul öncesi eğitimde bu yönlerini spesifik bir şekilde teşvik edildiğinde pekişir ve kalıcı olur. Çocuklar okul hayatına hazırlandırılmalı, çünkü okul hayatının çocuklardan yerine getirmesini istediği görev ve sorumluluklar var. Bu, okul öncesi eğitimin temelini oluşturmaktadır. Amacı ise topluma mutlu ve donanımlı bireyler yetişmesidir. Birbirlerine yardımsever yaklaşmayı öğreniyorlar, olumlu hayat bakışına ve gelişmiş ilişki kurma becerileri sahip oluyorlar. İleride yetişkinlik evrelerinde aile ilişkilerini düzenleyebiliyorlar, toplumda ve işlerinde sorumluluklarını yerine getirmeyi öğreniyorlar. Okul öncesi eğitim onlardan esneklik, açıklık ve hareketlilik bekleyen geleceğe hazırlamaktadır.
Eğitimciler öncelikle çocukların gelişimsel, bilişsel evrelerine uygun yaklaşmalılar. Öğrenim ve eğitim sistemin birbirlerini tamamlayan basamakları iyi bilmeliler. Evreler arası geçişlerde ki kopmaları engellemeli ve ergenliğe kadar uzanan çizgiyi korumalılar. Çocukların öğrenmek için gereken verileri içlerinde barındırdıkları bilincinde olmalılar. Öğrenmede eşlik edenlerdir ve çocukların becerilerini keşfedip geliştirmeleri için fırsat sunmalılar.
Yapamadıkları alanlara takılmamalılar. Çocukların bu evrede okumak ve yazmak zorunda olmadıklarını bilmeliler. Altı yaşından sonra bilişsel seviyede ve buna bağlı olarak öğrenme stratejilerinde önemli gelişimsel değişimler söz konusudur. Önceden oyunla, deneyerek, taklitle öğrenirken artık bilinçli ve hedef odaklı öğrenmeye geçer.
Eğitimciler, çocukların öğrenme isteğini meraka dönüştürmelerini sağlamalılar. Yeni deneyimler ve bilgiler edinme becerileri kazanmaları ve geliştirmeleri için ortamlar hazırlamalılar. Önemli olan, çocukların sosyal ve duygusal becerilerini ön plana çıkarmalarıdır. Sorun çözmeyi öğretmeliler, paylaşmayı ve yardımlaşmayı vermeliler.
Değerleri aktarmaları çok önemli: zayıflara karşı duyarlı olmak, sosyal davranış, özgüven. Okul çağı çocukların daha çok cesarete ihtiyaçaları vardır. Korkmadan okula gidebilmeliler. Baskı oluşturmadan ve zorlamadan öğrenmeyi sevdirmeliler. Eğitimciler çocuklarla birlikte yine küçük olmalılar, çocukları oynayarak küçük veya büyük zorluklara hazırlamalılar. İnce motorun gelişmesine yönelik çalışmalar yapmalılar.

uzman-sosyal-pedagog-psikolog-hanim-demirbasÇocukların zamanla daha özgüvenli, olumlu benlik algısına sahip olmaları, stresle baş etmeleri, sorumluluk almaları konusunda destekleyici olmalılar. Çocukların hayal gücünü, üretkenliğini artırmalılar. Doğaya, çevreye, teknik şeylere ilgilerini çekmeliler. Dikkatlerini geliştirmeliler. Konuşmalarını teşvik etmeliler. Medya ve kitapları sevdirmeliler. Sağlığım önemini içselleştirmelerini sağlamalılar.
Okula başlayabilmesi için bir çocuğun sosyal-duygusal, motor, sözel becerileri ve duyusal algıları iyi ve yeterince geliştirilmiş olmalı.

OKUL DÖNEMİNDE ÇOCUKLARIN BESLENMESİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Çocuklar genelde meraklıdırlar. Yeni şeyleri bilmek ve denemek isterler. Bu beslenme konusundada geçerlidir. Farklı farklı kokular, renkler, tadlar çocuklarda merak uyandırmakta ve keşife yöneltmektedir. Bu nedenle çocuklar küçük yaşlarda geniş yemek yelpazesiyle tanıştırılmalı. Önemli olan dengeli beslenmesi:
– Tatlandırılmamış, şekersiz içecek en sağlıklısı çok su içmeli.
– sebze, meyve, tahıl, baklagiller, patates tüketmeli.
– et, sucuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri (peynir, yoğurt) gibi hayvansal gıdalar belli ölçüde verilmeli
– tuz, şeker, abur cubur, fast food, yağlı yiyecekler konusunda cimri olunmalı.

Sağlıklı beslenmek, hareket, sorunlu durumlarda stresle baş etme çocuk eğitimin önemli taşlarıdır. Bu üç olgu birbirleriyle bağlantılı ve birbirlerini etkilemektedir.
Sağlıklı beslenme bir çocuğun hareket davranışının temelini oluşturmaktadır. Bütün besin değerlerini alan çocuk günlük aktiviteleri, oyunu ve hareketi için gerekli enerjiyi almış olur.
Bir çocuk çok hareket edebiliyor ve aktifse, daha çok enerji tüketir dolayısıyla daha çok enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Böylece oynayarak sağlıklı açlık ve tokluk hissini doğal bir şekilde enerji yüklemeyi dengeleyebilmektedir.
Çok fazla yemek tüketimi zamanla kilo alımına ve obeziteye yol açmaktadır. Buna bağlı okul-cocugu-nasil-beslenmeliolarak çocuklar genelde daha az hareket etmektedirler. Strese karşı hassasiyetleri artmaktadır.
Kötü veya dengesiz beslenme strese karşı duyarlı hale getirdiği için belli durumlar ve beklentiler karşısında çocuk kendi baskılanmış hissedebilmektedir. Bu stresli durum çocukta tekrar yemeğe ya da iştahsızlığa yol açabilmektedir.
Hareket alanında ise stres ya aşırı hareketliliğe ya da hareket tembelliğe neden olabilmektedir.
Fiziksel aktiviteleri, huzursuzluk, gerginlik, uyku ve konsantrasyon bozuklukları gibi stres semptomların giderilmesinde yardımcıdır.

ÇOCUKLARI CEP TELEFONU TABLET VE BİLGİSAYAR OYUNLARI NE ŞEKİLDE ETKİLER FAYDALARI VE ZARARLARI NELERDİR?

Oyun, çocukların temel ihtiyaçlarındandır. Çocuklara amaçsız ve gerçek hayatla ilgisi olmayan şeyler yapmaya alan lazım. Aynı zamanda oynarken çok şey öğrenmektedirler – örn. bilgisayar oyunlarından da öğreniyorlar. Diğer oyuncuları kabul etmeyi ve onlara saygı duymayı öğreniyorlar. Bilgisayar oyunları çocukları adeta büyülüyor. Renkler, animasyonlar, yabancı rollere bürünebiliyorlar, fantastik hayal alemlere dalıyorlar. Elektronik oyunları sadece eğlenceli değil, can sıkıntısını gideriyor ve gerçek hayatta cesaret edemeyecekleri şeyleri deneyimleme imkanı sunuyor.
Sanal dünyada kendini kaybetme nedenleri iyice gözlemlemeli. Özgüven eksiliği, anlaşılmama duygusu, çekingenlik veya arkadaş ilişkilerinde zayıflığı ile mi ilintili olabilmektedir.
Bağımlılığın önüne geçmek için veliler çocuğun özgüvenine yatırım yapmalı ve net kurallar belirlemeliler.
Ne, nasıl, kimlerle oynadığına dikkat etmeliler.
Çok zaman geçirirse,
davranış bozuklukları ve bağımlı davranışlar gelişmektedir.
Cep telefonu, bilgisayar, televizyon gibi teknik araçların çocuk odasında bulunması çocukların daha az hareket etmelerine, daha az ve daha kötü uyumalarına ve uyku bozukluklarına sebebiyet vermektedir.
Az uyku sağlıksız olduğu gibi odaklanma sorunlarına yol açmaktadır.
Uyumadan en az bir saat öncesini cep telefonu, tablet vs. kullanmamalı.
Aileler bunun yerine uykuya hazırlık rutinini kazandırmalılar.
Bu tür aletlerin kullanımı günlük en fazla bir saati geçmemeli. Hareketliliği azalttığı gibi sağlıksız beslenmeye de sürüklemektedir. Yemek yerken düşünceler televizyonda izlediğiyle ya da cep telefonuyla meşgul olduğu için vücudun ihtiyacını hissedemez hale gelebilmekte, daha çok yemek yiyebilmekte ve zamanla aşırı kilo alabilmektedir.
Bunun yerine çocukların boş saatleri daha faydalı geçmesi için cazip hale getirilmeli.
Spor kurslarına, dışarıda ailecek yürüyüş, koşu yapılabilir. Ailecek birlikte kaliteli zaman geçirmeye özen gösterilmeli.

YOĞUN DERS TEMPOSU DIŞINDA ÇOCUKLARI AKTİVİTELERE YÖNLENDİRMELİMİYİZ

Çocuk Psikolojisi ve Çocukluk Dönemi Sorunları

Çocuk dünyası hareket dünyasıdır. Hareket güçlendirir. Toplumun ve velilerin giderek artan ders baskısı ve başarı baskısı çocukları sadece psikolojik olarak değil fiziksel de hastalandırabilmektedir.
Okul stresini önlemek için çocukların stabil bir ortamda yetişmeleri önemlidir. Anne ve babayla sağlıklı bir ilişkisi, arkadaşları ve sosyal bağları olmalı. Okulun yorgunluğundan dinlemek için yeterince zamana ihtiyacı var. Çok hareket ve sağlıklı beslenme destekleyici olur. Anne babalar çocuklarının çektiği eziyete gözlemci kalmamalı. Çocuklarıyla birlikte zaman geçirmeli, konuşmalı.
Yanında olduklarını, yardım edebilecekleri durumda gerekeni yapacaklarının hissini vermeliler.

İLK DEFA TOPLU ALANA GİREN ÇOCUKLARI ENFEKSİYONLARA KARŞI NASIL KORUMALIYIZ?

Çocuk ne kadar küçükse enfeksiyon bulaşma olasılığı o kadar yüksektir, çünkü bağışıklık sistemi henüz olgunlaşmamıştır.
Küçük çocuklarda yılda on ile on iki enfeksiyon normaldir. Toplu alanlarda toplu virüs ve bakteriler çocuklara bulaşmasından çocukları korumak için alınacak önlemler:
Çocuk aşılar ile korunabilir, düzenli ve yeterli uyku uyumalı, sağlıklı ve düzenli beslenmeli ve hareket etmeli, soğuk havalarda da hava şartlarına uygun kıyafetlerle düzenli dışarı çıkartılmalı.
Okulda sık sık ve çok el yüz yıkama imkanları olmalı, tek kullanımlık havlu kağıtlar kullanılmalı. Sabun kafidir, dezenfektan olursa, iyi olur. Günde en azından yarım saat çocuklar temiz havaya çıkmalılar.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam