Ana Sayfa Yazarlar Niye şaşırıyoruz ki?

Niye şaşırıyoruz ki?

75
PAYLAŞ

Biliyorsunuz Suriye’deki Kürt oluşumu PYD; devletimizce terörist bir örgüt olarak nitelenmekte ve PKK’dan farkı bulunmadığı ileri sürülmektedir.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın önceki gün, Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen PYD’ni terörist olarak kabul etmediklerini ve IŞİD’le mücadele etmekte olan bu örgüte silah yardımına devam edeceklerini açıklaması üzerine ’nin Ankara Büyükelçisi Bass Dışişleri Bakanlığına çağırılarak kendisinden izahat istenmişti.
ABD’nin bu açıklaması, Erdoğan’ın ‘Ortağın ben miyim, Kobani’deki terörist mi?’ diyerek ABD’ne çıkışmasına neden olmuştur. Hükümet, ABD ile Almanya’nın PYD’ne verdikleri silahların PKK’nın eline geçmesi ihtimalinden büyük tedirginlik duymaktadır; duymalıdır da. Ancak Erdoğan’ın bu çıkışmasına neden olan psikolojik mantığı iyi değerlendirmek gereklidir kanaatimce.
Esat rejimi ile IŞİD’e karşı verilmekte olan mücadelede işbirliğinde bulunan Türkiye ile ABD’nin arasında onyıllar boyunca stratejik ortaklık bulunduğu dile getirilmiştir. Bununla birlikte Türkiye’nin kendi menfaatleri çerçevesinde bölgesinde yapmayı öngördüğü neredeyse tüm askeri faaliyetlerin ABD tarafından kimi zaman engellendiği, kimi zaman kısıtlandığını bilmeyenimiz mi var?
Hatırlanacağı üzere, soydaşlarımız Rum milislerce kıyıma uğratılırken Kıbrıs’a 1964 yılında müdahale kararı alan İnönü Hükümeti, ABD’nin itirazıyla karşılaşmıştı (Johnson Mektubu olayı). Daha sonra 1974 yılında tarafımızdan Kıbrıs’a gerçekleştirilen barışçıl müdahalenin ardından da ABD tarafından ülkemiz üzerine ambargo konmuştu.
Kuzey Irak’ta sınırımıza yaklaşık 60 kilometre uzaktaki Kandil Dağı’ndaki PKK üssüne yönelik yapılmak istenen her türlü kara harekâtımız da ABD tarafından yıllardır engellenmektedir. 2003 yılında Irak’taki Türkmenleri korumak amacıyla Süleymaniye’de görevlendirilen onbir askerimizin ABD askerlerince tutuklanarak başlarına çuval geçirildiğini unuttuk mu?
Bırakın ABD’ni, dost bildiğimiz NATO müttefikimiz Almanya, çağrılarımıza rağmen yıllarca PKK’yı terörist örgüt ilan etmekten kaçınıp doğrudan silah yardımında bulunmamış mıydı? Aynı Almanya, envanterindeki eski askeri malzemeyi Türkiye’ye hibe ederken, PKK’ya karşı kullanılmaması şartını da getirmemiş miydi?
Dış politikada her zaman geçerli bir önermeyi hatırlatmak isterim: ülkelerin dostları yoktur, yanlızca çıkarları vardır.
Yani dış politikayı belirler ve sürdürürken duygularınızla hareket ederseniz, büyük pişmanlıklar ve hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz. Ülkemiz dış politikası bugün maalesef bu anlayışla sürdürülmektedir.
Yaşanan şaşkınlığın da kaynağı budur!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam