Nereye kaçtı bu ipin ucu?

0
83

Bir bildiri okuyorsunuz ve tüyleriniz diken diken oluyor… Kendinizi “acaba yanlış mı okudum?” diye kandırmaya çalışıp, bir daha bir daha okumak gereğini duyuyorsunuz…

Sonra gözünüz alttaki iki imzaya takılıyor ve beyninizde fırtınalar kopuyor… “Son Savaş” başlıklı .bu bildiriye imzalayanlar, unvanları “Milli Eğitim Müdürü” olan bir kadın ve bir erkeğe ait çünkü…

Bildiri “Anlamıyor musunuz; Bu referandum değil, Bu yıllardır bu ülkeyi sömürüp kaymağını yiyenlerle son karşılaşmanız. Bu referandum değil, Üniversite kapılarında bacılarınızın başındaki örtüyü çekip indirenlerle, onları yerlerde sürükleyenlerle son karşılaşmanız. Bu referandum değil, Seçtiğiniz başbakanları indirip asan darbecilerle son karşılaşmanız. Bu referandum değil, ’İsterlerse %90 oy alsınlar, Bu ülkede asıl biziz, bizim dediğimiz olur’ diyenlerle son karşılaşmanız.” diye başlıyor…

Son Savaş için yapılacak bu “son karşılaşma” ile referandum kastediliyor tabii ki…

Sonuçta yeni bir “evet” kampanyası ama, imzacılarının “çocukların eğitiminden sorumlu” kişiler olması, tüm alarm zillerinin çalmasını gerektirecek kadar önemli…

…Ve kendileri tam anlamıyla bir algı operasyonu yaparken yazdıklarına bir bakın şimdi;

“Müthiş bir algı operasyonu yapılıyor ve benim saf kardeşlerim bu şeytanların tuzağına düşüyor. Ne diyorlar, Başkan öldü yardımcısı bir manyak olursa. Şu an başkanlık sistemi olsaydı, Yardımcıları, Devlet Bahçeli, Binali Yıldırım, Süleyman Soylu olurdu. Hepside vatanı için canını veren insanlar.”

Bu da yetmiyor ve “Bugün CHP, HDP, FETÖ, PKK, YPG, AB, ABD, Almanya hepsi ’Hayır’ diyor. İşte şimdi ya bunların safındasınız; Ya da Davos’ta masaya yumruğunu vuran, İsrail cumhurbaşkanına postayı koyan Abdülhamit’in varisinin. Mesele bu kadar net.” diye devam ediyor bildiri…

Eee, sonuçta. Milli Eğitim Müdürü imzacılar… Son cümlelerle kendilerini garantiye almayı unutmayacak kadar tedrisattan geçtikleri belli…

“Evet” çağrıları yapanlar, çoğunlukla kimlerin “hayır” diyeceğini kullanmaya çalışıyor ya, insan merak ediyor “bunlardan biri çıkıp ‘evet’ diyeceğini açıklasa ne olur?” diye…

Örneğin darbe yapıp Türkiye’ başına geçmeyi hedefleyen Gülen eğer bir daha darbe yapmayı deneyecek olursa; zaten Başkanlık Sistemi’nin geçerli olduğu bir ülke ister kesinlikle ve enerjisini, “Halife ya da Mesih olabilme çalışmalarına” saklardı…

Böyle düşününce, başka bir soru da kaçınılmaz oluyor… “Yoksa…..!”