1969’da gazetecilik mesleğine atıldığım yıl ve 1970 yılındaki 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramlarında ne kadar mutlu olurdum bilemezsiniz. Sevincim kursağımda kaldı çünkü 12 Mart 1971 Muhtırası ile başlayan kara gün sonrası ilk 10 Ocak 1972’de bayram kalktı, “Çalışan Gazeteciler Günü” oldu.

Bu değişikliği hatırlanmaya da şükür dedik ve 10 Ocak günlerimizi kutlamaya başladık.
Şimdi sizi 1985 yılına ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramına götüreceğim hem de çok ilginç ve bugün için önemli gördüğüm anım ve özel arşivimdeki nostalji fotoğraflarımla.
Efsane gazeteci merhum ağabeyim Rafet Genç’in başkanı, benim de üyesi olmaktan gurur duyduğum Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) 1985 tarihinde Büyük Ankara otelinde “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Balosu” düzenledi.
Baloya; dönemin TBMM Başkanı Necmettin Karaduman, Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan merhum Turgut Özal, Halkçı Parti Genel Başkanı Necdet Calp, Sosyaldemokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Erdal İnönü, Milliyetçi Demokrasi Partisi Genel Başkanı Turgut Sunalp partilerin yöneticileri, milletvekilleri ve gazeteciler eşleri ile katıldılar masalarda protokol olmadan karışık şekilde oturdular.
PMD gelir sağlamak için mütevazi bir çekiliş düzenlemişti ve kazanan bilete bir adet siyah beyaz televizyon verecekti.
PMD Başkanı Genç elinde biletlerle önce merhum Özal’ın yanına geldi ama beklenmedik bir şey oldu.

Özal Başkan Genç’in elindeki biletleri “sen şimdi ucuza satarsın” diyerek aldı ve salonda bulunan konuklara satmak üzere harekete geçti.
Özal’ın ilk müşterisi merhum Erdal İnönü oldu. Özal verilen parayı az bulunca İnönü cüzdanını çıkartarak tamamen boşaltıp katkı olsun diye kibarlık göstererek sadece 1 adet bilet aldı.

Merhum Necdet Calp ve merhum Turgut Sunalp karşılarında bilet satan Başbakan görünce şaşırdılar ama onlar da cepleri boşaltmak zorunda kaldılar.
Tabii bu satıştan baloya katılan tüm siyasiler ve gazeteciler de nasiplerini aldılar ve biletler kısa sürede tükendi.

Sıra çekilişe gelince büyük bir heyecan yaşandı.
Büyük ikramiye olan siyah beyaz televizyon merhum devlet adamı Turgut Özal’ın bilet sattığı Erdal İnönü’ye çıktı. Erdal Bey de o mütevazı kişiliği ile televizyonu derneğe bağışladı.

Çekiliş sonrası dans müziği çalınca Özal ve eşi Semra Özal dansa kalktı, siyasiler ve gazetecilerin de eşleri ile dans etmeye başlamaları ile sahne doldu.
Gecede ünlü sanatçılar Samime Şenay ve Neco sahne aldılar, Semra Özal sanatçı Şenay mikrofonu uzatınca Semra hanım da Özal da eşlik ettiler.

GELELİM SONRAKİ YILLARA

10 Ocak’ın o günlerde kısa hikâyesi böyle. 2001 ekonomik krizi ve 2002’de AKP’nin tek başına iktidara gelmesinden sonraki yıllarda 5 bine yakın gazeteci işten çıkarıldı. 212 sayılı yasa uygulanamaz duruma geldi. O tarihten itibaren de “Çalışan Gazeteciler Günü”, bu kez “İşsiz Gazeteciler Günü” olarak anılmaya başladı.
Günümüzde, yani AKP iktidarında ise, işsizlik had safhaya ulaşmakla birlikte basın özgürlüğünün ağır bir yara aldığı, nerdeyse tek sesli bir medyanın oluştuğu, tutuklu gazeteci sayısında Türkiye’nin dünya birincisi olduğu bir aşamaya gelindi. Halen 150’ye yakın gazeteci cezaevinde bulunuyor. O nedenle 10 Ocak gününü, “Tutuklu Gazeteciler Günü” olarak anmak, son derece doğal hale geliyor.

Türkiye’de gerek gazeteciler gerek televizyoncular gerekse basın meslek kuruluşları gerekse basın sendikaları son 15 yıldır 10 Ocaklarda “Çalışan Gazeteciler Günü” kutlamıyorlar.
10 Ocak matem gibi yaşanmaya başlandı AKP dönemini yaşayınca diyorum ki;
Nerede o eski günler, Nerede o eski liderler?