Referanduma altı hafta kaldı, üzerinde konuşacağımız şöyle geniş kapsamlı, yüksek katılımlı, her kesimi temsil eden, sonuçları tutarlı, güvenilir bir , bir kamuoyu yoklaması bugüne kadar yayınlanmadı.

Biliyoruz, referandumun tüm tarafları her gün anket yaptırıyorlar. Ama elde edilen sonuçlar, geçmişte gördüğümüz gibi, bu defa çok önceden, nedense,”biz öndeyiz, bitti bu iş” manşetleriyle, özellikle yandaş medyaya da “yazdırılmıyor”, orada burada yayınlanmıyor veya yayınlattırılmıyor.

İşin diğer bir yönü de bu anket ve yoklamaları yapan kuruluşların tahminlerdeki isabetsizlik olabilir. Yakın zamanda yapılan bilumum seçim ve sonuçlarını en yakın üç dört puan farkla tahmin eden anketçilerin başarılı sayıldığını unutmayalım. (Bir defasında bir anket kuruluşunun tahmini ile gerçek sonuç arasındaki fark yüzde 10’u bulmuştu). ”Alay konusu olmayalım” diye onlar da açıklamaktan kaçınıyor olabilirler.

Anketleri bir kenara bırakıp en son 2015 yılındaki iki seçim üzerinden tahmin çalışması yapanlar da anketçilerin benzeri konumuna düşebilirler. Geçen 1.5 yılda memleketin altından çok sular aktı. Kâbus gibi, yaşanmadık olay kalmadı. Başka bir ülkede yüz yılda bir yaşanabilecek olaylar bu sürede bizde yaşandı. Bu yaşananların siyasî görüşler üzerinde tercih ve değişiklik yapmadı demek yanılgı olur.

Tüm bu yaşananlar, ne kadar partiye ve genel başkana bağlı olma düşüncesi ve baskısı olsa da, bireysel tepki olarak referandum sandığına yansıyacaktır.”Ne değişirse değişsin bana ne” diyenlerin bile özellikle ekonomideki gelişmelere göre karar vereceği ortada.
Belki de anketçileri en çok kaygılandıran yeni moda deyimle “gizli hayırcılar” kesimi. “Başkan bir oyum var, canım kurban, tâbii ki evet vereceğim” deyip sandıkta hayır verecek olanların sayısı tahmin edilemiyor. Bu hem AKP hem de MHP içinde ciddî kaygı yaratıyor.

Örneğin AKP’de eski ağır topların sessizliği dikkat çekici. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yurt dışı faaliyetlerini gerekçe göstererek arka plana çekilmiş, duruyor. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da sessiz kalmayı yeğliyor gibi. (Sahi Davutoğlu bu anayasal değişikliklerini tam savunamadığı için gönderilmemiş miydi?) Kadın kahkahası konusunda bile konuşan Bülent Arınç da ağzını açmıyor. AKP’nin 15 yılda yarattığı küskünleri yok mu? Elbette var. Şimdi gizli hayırcılar sınıfına sokulan bu küskünlerin parti tabanında etkileri, itibarları nedir bilinmez ama tepkisizlik ve sessizlik de ”manidar” olarak değerlendiriliyor.

MHP de, olası bir referandum yenilgisine neden olarak gizli hayırcıları gösterecektir. Bir de bunlar tespit edilip ihraç ederlerse partide geriye kaç kişi kalır bilinmez.
Sonuçta 16 Nisan’a kadar açıklanacak anketlerin hiçbiri referandum sonucunu yakın bir oranda tahmin edemeyeceği görülüyor.
Anketlerin dibine öyle artı eksi iki üç değil artı eksi beş puan hata/ yanılma oranı eklense yeridir. Zaten “fısıltı anketlerinde” de bu üç beş puanlık fark konuşulmuyor mu?

PAYLAŞ
Önceki İçerikHacı Bayram-ı Veli
Sonraki İçerikHer yer karnaval olsa…
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!