Ana Sayfa Güncel Neden Halk Bankası?

Neden Halk Bankası?

31
PAYLAŞ

Neden Halk Bankası?
2011 yılında önce hemen ardından da İran’a ciddi yaptırımlar ve ambargolar uygulamaya başlayınca, her yıl İran’dan en az 10 milyar dolar tutarında petrol ve doğalgaz alarak ithalat yapmak zorunda kalan ülkemizi daha da zorda bıraktı.
İran’a her yıl 8- 9 milyar dolar dış ticaret açığı veren Türkiye bu açığın finansmanını dışarıdan borçlanarak yapmak zorunda olduğundan, finansmanı sağlayanlar yani faiz lobisi Türkiye’ ye her zaman mümkün olan en yüksek faizle borç vermeyi kendi menfaatlerinin gereği gördüler.
2011 yılında Türkiye’nin İran’a ihracatı 3,5 milyar dolar, İran’dan ithalatı ise 12 milyar dolardı. Yani o yıl dış ticaretimizde aleyhimize 9,5 milyar dolar tutarında açığımız vardı ve bu açık yurt dışından kredi alınmasıyla (faiz lobisinden) ciddi faiz oranları ile karşılanıyordu ki ambargo ile bu rakamın Türkiye aleyhine daha da artması söz konusuydu.
ABD Hazine Müsteşar Yardımcısı David Cohen, o dönemde Türkiye’ye gelerek bankalarımızı İran’a yapılan ihracat işlemlerini yapmamaları yönünde ikna etmeye çalıştı ve tehdit etti. Aksi halde bankaların Sendikasyonu kredilerini engelleyerek onları kara listeye almakla tehdit eden Cohen’e karşı Çağlayan Türk firmalarının İran’a ihracatlarının durmaması, aksine daha da fazla artırması için konuyu gündemine taşıyarak bir kamu bankası olan Halk Bankası’nın acilen devreye girmesi gerektiğini ifade etti.
İran ile dış ticarette Halkbank’ın devreye girmesinin olumlu etkisi hemen 2012 yılı dış ticaret rakamlarında görüldü.
2012 yılında Türkiye tarihinde ilk defa, İran’a 10 milyar dolarlık rekor bir ihracat gerçekleştirdi ve yine aynı yıl İran’dan ithalat ise yaklaşık 10 milyar doları petrol ve doğalgazdan oluşan 11,5 milyar seviyesine ulaştı. Bu suretle tarihimizde ilk defa İran’a dış ticaret açığımız 9 milyar dolarlar seviyesinden adeta rekor seviyede bir düşüşle 1,5 milyar dolara düştü. Yani Türkiye ilk defa İran’dan aldığı petrol ve doğalgazın finansmanı için yaptığı 10 milyar dolarlık ihracatın döviz girdisi ile kendi kaynağını kendisi oluşturdu ve dışarıdan borç döviz almadı. Buda faiz lobisini ve Türkiye düşmanlarını adeta kudurttu.
Çağlayan tarafından önerilen Halk Bankası tarafından kurulan bir sistemle TÜPRAŞ ve BOTAŞ ithal ettikleri enerji bedellerini İran Merkez Bankası’nın Halk Bankası nezdindeki hesabına yatırıyor, İran’da Türkiye’den ithalatı için bu kaynağı kullanıyordu.
Süreç içerisinde 2013 yılı başlarında oluşturulan bu hesaplarda Türkiye aleyhine enteresan bir olayın farkına varıldı.
Görüldü ki; İran’a ambargo koyan ambargocu ABD ve AB ülkelerinin cevval bazı güçlü lobiye sahip olan firmaları, İran’a neredeyse 15 milyar dolarlık transit ticareti Halk Bankası’ndaki İran hesabından gerçekleştirmişlerdi.
Türkiye’de yatırımı bulunan firmalarımız için oluşturduğumuz bu kaynağı maalesef ambargocu ülke firmaları cömertçe kullanıyorlardı.
Bu firmaların ülkeleri, bir taraftan Türkiye’yi ve Türk firmalarını-ihracatçılarını en doğal hakkı olan İran’a ihracat yapılmaması için sıkıştırırken, diğer yandan kendi firmaları vasıtasıyla  Türkiye’den bile daha fazla malı İran’a ihraç ediyorlardı. Üstelik bunun parasını da Türkiye’den Halkbank’tan alınıyordu. Tabii ki bu kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir durum değildi. Halk Bankası’nda oluşturulan kaynak bizim yerli firmalarımızın (Türkiye’de yatırımı olan ve Türk vergi sistemine kayıtlı olan firmaların) yani Ali’lerin – Veli’lerin – Ahmet’lerin – Mehmet’lerin İran’a ihracatı için kullanılacakken ambargocu ülkelerin ihracatı için kullanılıyordu. Üstelik bu işlem transit ticaret kapsamı ile yapılıyor, tek bir Cent’i ülkemize gelmediği gibi, transit ticarete konu malların tek bir gramı bile ülkemizden alınmıyor ve Türkiye’ye tek bir kuruş vergi ödenmiyordu. Yani sözün özü, ekonomimize hiç bir yarar sağlamıyor, üstelik bizim firmalarımızın kaynakları bu yabancı güçlerce gasp ediliyordu.
2013 yılı Mart ayı sonunda Çağlayan’ın bu konuyu Bakanlar Kurulu gündemine taşımasıyla Halk Bankası’nın kendisinde oluşturulan kaynaktan sadece Türkiye’de Kurulu firmaların ihracatının desteklenmesi konusunda hassasiyet göstermesi tavsiye edildi. Bu konuların konuşulduğu günlerden kısa bir süre sonra, 11 Nisan 2013 tarihinde 47 Musevi kökenli ABD kongre üyesi Türkiye, Recep , Zafer Çağlayan ve Halk Bankası aleyhinde adeta bir linç ve karalama kampanyası başlattı. Gerek ABD Dışişleri gerekse ABD Hazine Bakanları’na bu konuyu dikkate almalarını adeta bir ültimatom yazısı ile talep ettiler.
Bu arada Halk Bankası’nın İran’a, Türkiye dışından yapılan transit işlemlerine getirdiği bazı düzenlemelerin olumlu sonuçları 2013 tarihinde gösterdi. Bu tür transit ticaretin miktarı önce 6 milyar dolarlar seviyesine (kaldı ki bu rakamın yarısı Türkiye’de yerleşik uluslararası firmalarca yapıldı) sonra 2014 yılında ise (Türkiye’de yerleşik olmayan firmalar açısından) sıfır seviyesine düştü. Bu durum ambargocu ülkelerin firmalarını iyice rahatsız etti ve ardından 17 ve 25 Aralık operasyonları düzenlendi!
Hatta 17 Aralık günü Halk Bankası’nda yapılan aramalarda “çok özel ve gizli kayıtların” ülke dışına çıkarılması ABD ve İsrail’e götürülmesi ve kimlerle paylaşıldığı da bu hainliğin aleni ispatıdır.
En enteresan yönü ise Halk Bankası’nın bağlı olduğu ve asıl talimat aldığı Başbakan Yardımcısı’nın adının bu süreçte hiç geçmemesidir.
17 Aralık operasyonu sonrası operasyonu yapan eski savcı Halk Bankası’na bir resmi yazı yazarak Halk Bankası’nın İran ilintili işlemleri ile ilgili ayrıntılı bilgi istemiştir. Bunun üzerine Banka Teftiş Kurulu’nca savcı tarafından oluşturulan “taraflı ve uydurma iddialar” mercek altına alınmış, konular 1 ay boyunca banka müfettişleri tarafından titizlikle incelenmiştir.
Sonucunda Halk Bankası’nın İran ilintili işlemlerinde “hiçbir hukuksuzluğa-ayrımcılığa ve kurumun zararına ait bir işlemine rastlanılmadığı ve tüm işlemlerin iddia edilenlerin aksine mevzuata ve uygulamalara tamamen uygun olduğu” 22 Ocak 2014 tarihinde 114006 görev kodlu raporla ilgili savcılığa gönderilmiştir.
Bu rapor ile birlikte ortada hiçbir hukuksuzluğun olmadığı, yetkisi ve etkisi altında olmayan bir kuruluşun yaptığı işlemlerden dolayı başka Bakanlara suç oluşturma çaba ve hevesi darbecilerin kursağında kalmıştır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam