Ana Sayfa Yazarlar Necip Hablemitoğlu

Necip Hablemitoğlu

49
PAYLAŞ

Tarihçi – yazar, Türkiye, Atatürk sevdalısı, gözü pek, eğilmeyen, bükülmeyen, doğru bildiği yoldan şaşmayan, bu yürekli TÜRK evladı, 18 Aralık 2002 tarihinde, evinin önünde karanlık ellerce katledildi. Katil veya katilleri bulunamadı!!! Bir takım örgüt adları failleridir diye ortaya atıldı. Hedef şaşırtma yerini bulmuş olacak ki, o tarihten günümüze, failler hala bulunamamıştır! Allah kimseyi sahipsiz bırakmasın. Gönül isterdi ki, demokratik kuruluşlar, STÖ’leri işin takipçisi olmuş olsalardı…

İŞ BAŞA DÜŞTÜ:

Tepkiler çığ gibi olur! diye bekledim. Kimse de ses yok, “vah vah” sözcüklerinin dışında ne eylem ne de işin peşini kovalayanlar yok… Bir kış günü karar verdim. Madem öyle sen bir tepki ver… Tabelacı bir arkadaşı gece aradım. 12 saat içerisinde, Kuva-yi Milliye – Necip Hablemitoğlu Caddesi ibareli 20 adet levha hazırlamasını söyledim. Ertesi gece bu levhaları alıp, Konrad Adenauer Caddesine giderek tek başıma Konrad Adenauer levhalarını indirerek, Kuva-yi Milliye – Necip Hablemitoğlu levhalarını astım. İşlem altı saat sürdü, gecenin ayazı iliklere işliyordu. Değil üşümek bu eylemi yapmak için her tür tehlikeyi göze almıştım. Neden Konrad Adenauer Caddesi derseniz? Failler arasında Alman vakıflarının da adı geçiyordu… Bu eylem Star gazetesinde ünlü gazeteci kardeşim Saygı Öztürk imzasıyla birinci sayfada kapak oldu. Hakkımda davalar açıldı. Eh bu memlekette hakimler de var ve neticesinde davalar beraatla neticelendi. Beraat kararında hakimin şu cümlesi altın yaldızla çerçeveletip asılır. “Emperyalist güçlerde zamanında Türkiye’ye bu yollarla girmişlerdi.” Böyle yürekli, bilinçli, yurtsever hakimler Adalet mekanizmasının yüz aklarıdır. Ancak bir başka dava gıyabımda veriliyor. “Belediye levhasını kirletmekten! 529 Milyon” maddi ceza veriliyor. Oysaki söktüğüm levhaları bir çuvala koyup, belediyenin ilgili müdürlüğüne zabıtla teslim etmiştim. Maddi ceza hiç önemli değildir. Yüreğimi acıtan ve kirletti! denilen levha ay yıldızlı Kuva-yi Milliye – Necip Hablemitoğlu ibarelidir. Eh ne yapalım o da, o kararı verenin görüşüdür. Gönül isterdi ki, çok kişi tepki versin, bu vatan evladının kanı yerde kalmasındı. Merhum N.Hablemitoğlu’yla hiç karşı karşıya gelmedim. Kıymetli arkadaşım gazeteci – yazar Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’ın anlatımları ve kitaplarından tanıdım. Mücadelesine, dik duruşuna, vatanseverliğine dinleyip, okudukça şahit oldum.

Merhumun dosyasının yeniden açılmış olması, sevindiricidir. İnşallah fail ve faillere ulaşılır. Bu hususta kurulacak bir tim, istihbari bilgiler ışığında, olayın üstüne derinlemesine gittikleri takdirde, faili meçhul cümlesi hükümsüz kalır.

Bu nasıl iştir ki, bir kişi güpegündüz evinin önünde vuruluyor ve failleri bugüne kadar bulunamıyor..? Savcılara, emniyete Allah rızası için bu olayın üstüne eğilin temennisinden başka elimizden gelen bir şey yoktur. İnşallah adalet bir gün yerini bulur.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam