Bu binalar Ankara’nın simgeleri. Bu binalar Cumhuriyet Türkiye’sinin mirası, hafızası. Her yerinde Türkiye’nin demokrasi yaşamının, darbe tarihlerinin yazıldığı, değişime, başkalaşıma, paylaşıma karar verildiği, uğruna silâhların çekildiği, insanların öldüğü, öldürüldüğü, kapısında kimi zaman polis kimi zaman askerin beklediği binalar. Hepsi eski, taş, aynı renkte, aynı mimariye ait gibi ama “yaşadıklarımızı unutmayın” dercesine gözümüzün içine bakıyor. Bazılarının önünden geçerken saygı anlamında ceketini iliklediği binalar. Milli iradenin binaları.

Bahsettiğimiz binalar Kızılay Güven park’tan yukarıya Çankaya çıkarken sizi karşılar. İlk başta eski Başbakanlık Binası. Eskiden uçan kuştan bile kimlik sorulduğu, bizim kuşağımızdaki gazetecilerin, saatlerce süren Bakanlar Kurulu toplantılarını, Başbakanların gece gündüz programlarını izleme görevi verilerek sabırlarının ölçüldüğü Başbakanlık Binası adeta terk edilmiş gibi. Bizim mesleğe başladığımız yıllarda Başbakanlık binasının önünde durmak, Başbakanı izlemek deneyimli gazeteci sınıfına geçmek için sınav yeri gibiydi.

Artık Sayın Başbakan bile gelmiyor. Taşındı, yeni mekanı eski Cumhurbaşkanlığı Köşkü. Bakanlar da ya Köşk’e ya Saray’a gidiyorlar. Merdivenlerinden hızla çıkarken medya mensuplarına el sallamak tarih oldu. Binada geriye hizmet memurları kaldı. 11 Eylül 1980 günü 200 metre ötesinde Kızılay’da bombaların patladığı, ekonomik kriz nedeniyle mazot yokluğunda kaloriferler yanmadığı için Başbakan Demirel’in palto ile oturduğu, yine Demirel’in “altı defa gidip yedi defa geldiğim” dediği, yine Demirel’in 1971 muhtırasında şapkasını almadan çıkıp gittiği, Ecevit’in “Kıbrıs’a savaşa değil barışa gidiyoruz” açıklamasını yaptığı yer burası. Duvarların dili olsa da konuşsalar, anlatsalar cinsinden bir burası. Dahası önünde Yargıtay binası, hukuka saygı, Başbakanlık binasının önüne yerleşmiş. Yanında da Adalet Bakanlığı var zaten.

Caddeyi geçelim, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yanında İçişleri Bakanlığı. , karşısında Genel Kurmay ve diğer komutanlıklar, askeri lojmanlar, Bahçelievler’e kadar gidiyor. Dahası buralar özellikle askeri tesislerdeki yeşil alanlar Ankara’nın gri lacivert karamsar asık suratlı görüntüsüne aykırı olarak duruyor.
15 Temmuz’dan sonra askerler taşınmak için Bağlıca’da ABD’deki Pentagon benzeri binanın yapımını bekliyor. Sonra ne olacak bu yerler? Kime sorsanız “yıkılır AVM rezidans yapılır” diyor. Ek hizmet binası ya da filanca bakanlığın genel müdürlükleri bile taşınır buralara. Şunu söyleyelim, yıkacaksanız, Yargıtay’ı, Adalet, İçişleri Bakanlılıklarını da taşıyın, Güven Park’tan Bahçelievler’e kadar, İnönü Bulvarına paralel bir alanda, bozkırda yeşilliklerle dolu, mükemmel bir yeşil alana çevrin. İkinci bir Gençlik Parkı olsun, Ankara nefes alsın. Boş bir hayal ama biz yazalım.

Müze yapın, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihini sergileyin. Türkiye’yi gelecek ikinci yüzyılına taşıyacaklara rehber olsun. Ya da özgürlük parkı yapın, vatandaş Meclis’e karşı gelsin konuşsun.
Ama yıkmayacaksanız lütfen üç beş tane evrakın sağlanacağı, kızağa çekilmiş memurların mekanı, makam araçlarının garajı yapmayın. Hele dolmuş, otobüs park alanı hiç yapmayın. Ama o kadar büyük devası binalar ki hangi birini müze yapacaksın.
En iyi yöntem Valilik ve Ankara Büyükşehir Belediyesi, sivil toplum kuruluşları proje hazırlayıp Ankaralı’ya sormaları.