Türkiye’nin politikası, öngörüsüzlük ya da şanssızlık yüzünden büyük bir başarısızlığa dönüştü. Öyle ki, “Ne istediysek tam tersi oldu” desek yeridir.

++
Başlangıçta, rejiminin devrilmesini, yerine demokratik seçim sonucu yeni bir yönetim gelmesini istedik.
Olmadı.
Suriye’de çıkan iç savaş, Esad’ın devrilmesine yol açmadı.
Esad, Rusya ile işbirliği yaparak ülkenin büyük bölümünde varlığını korudu.
++
İkinci isteğimiz, Türkiye-Suriye sınırında uçuşa yasak bölge ilan edilmesi, iç savaştan kaçanların burada iskan edilmesiydi.
Ne var ki, bu isteğimiz, başta ABD olmak üzere NATO ülkeleri tarafından benimsenmedi.
İç savaştan kaçan yaklaşık 3 milyon Suriyeli, Türkiye’nin kentlerini, kasabalarını doldurdu. Ciddi sosyal ve ekonomik sorunlar yarattı.
++
Üçüncü isteğimiz, Suriye’deki Türkmenlerin iç savaş sonrasında varlıklarını ve kimliklerini sürdürecek yeni bir yapılanma içine girmeleriydi.
Bu da yerine gelmedi.
Suriye’deki Türkmen varlığını bizden başka kabullenen olmadı.
++
Dördüncü isteğimiz, PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG-PYD’nin mevzi ve itibar kazanmaması, ABD ve Rusya tarafından terör örgütü olarak ilan edilmesiydi.
Heyhat!
Bu konuda da hedefe ulaşamadık.
ABD’nin yanı sıra Rusya da YPG-PYD için sıcak mesajlar verdi, söz konusu oluşumun yeni Suriye’de söz sahibi olabileceğini ortaya koydu.
++
Devlet adamlarımıza naçizane bir önerim var: Suriye politikamız, diplomat yetiştiren okullarda okutulsun… Böylece, gelecek kuşaklar hatalardan ders çıkarsın!