Ana Sayfa Güncel Nasıl bir ortak hükümet (1)

Nasıl bir ortak hükümet (1)

86
PAYLAŞ

Türkiye’nin gündemine “Kuzey Suriye’de oluşan Kürt Kantonu”, TBMM Başkanının seçilmesi” ve “Yeni Hükümetin oluşumu” oturdu.
Bunlardan ilki bölgeyi ve küreyi ilgilendirmekte ve yeni hükümet oluşumu ile de çok yakından ilgilidir.
Meclis Başkanının seçimi ise, siz bu yazımı okurken tamamlanmış olacaktır. 7 Haziran’ın üzerinden25 gün geçti. Seçim sonuçlarının açıklanması sonrasında yaşadığı şoktan olacak, kalabalıklar önüne çıkmayan Erdoğan, yeniden, üç şapkasını başına geçirdi. Kışkırtmaların ve nefret söyleminin kesilmesinden ötürü yatışan sinirlerimiz, yeniden ayaklanır oldu.
Bunun da başta gelen nedeni, Parti ve Erdoğan’ın “ortak düşman” olarak ilan ettikleri ve parlamentodaki sandalyelerin % 54 e yakınını elde tutan üç partinin, daha başlangıçta, Erdoğan’ı yalanlamak istercesine, birden “düşman kardeşler” konumunu sergilemeleridir. Bundan en çok yararlanan ise, yeni hükümetin olmazsa olmazı durumuna yükselen AK PARTİ ve Erdoğan olmuştur. Ve bu uyuşmazlık, eğer yeni bir hükümet kurulacak ise, her seçenekte de AK Parti’nin merkezde olmasını zorunlu kılmaktadır.
Seçmen, 12 Eylül sonrasında kurallaştırılan ve 35 yıldır güya demokrasinin olmazları olarak tanımlanan parlamentoya demir atmış partilerce büyük bir kıskançlıkla çiğnenen “temsilde adaleti”, yüzde onluk barajı tepeleyerek “hükmetmekte istikrara, sınır ve ölçü tanımazlığa” yeğlemiştir. Seçmenin baskın gelen adalet anlayışı, parlamentoya giren partilere de, “hükümet etmek istiyorsanız, aranızda anlaşın, ben kutuplaştırmadan, ötekileştirmeden, bizler-onlar bölücülüğünden yana değilim” iletisi olmuştur. Bu ise ortak hükümet demektir. Ancak, ’nin, kendisinin de kaynağı olan seçmen desteğini alan ’yi tanımaz tavrı ve ’nin içinde bulunduğu ya da dıştan destek sağladığı hükümette yer almayacağını açıklaması, “AK Parti’nin küllerinden doğmasını” sağlamış ve birden AK Parti’yi “bulunmaz Bursa kumaşı” yapmıştır.
HDP’nin güçlü bir siyasi parti gurubu olarak Meclise girmesinden en çok mutluluk duyması gereken partilerinin ve MHP olması gerekir. Çünkü bu iki parti, “Kürt Sorununun çözüm yerini” hep Meclis olarak işaret etmişlerdir.
Eee, HDP’nin siyasal parti olarak katıldığı seçim sonrasında, barajı yıkarak Meclise girmesi, bu fırsatı yaratmış bulunmaktadır. Artık bu sorunun çözümü için, “yerim dar, oynayamam” demeyi ortadan kaldırmıştır. Sorunun Meclis platformunda çözümünü isteyen CHP ve MHP’nin, HDP’yi, İmralı ve Kandil vesayetinden kurtulması konusunda sıkıştırması gerekir. Böyle bir yaklaşım, HDP’yi de gerçek anlamda, programı ve tüzüğü çerçevesinde yapılanmasına da katkıda bulunacaktır.
CHP ve MHP’nin, HDP’ye bir başka gönül borcu, bu iki partinin AK Parti’nin “tek parti iktidarını”, Erdoğan’ın da “tek adamlığını” sonlandırmasından doğmaktadır. HDP’nin barajın altında kalması, bugün hükümet ortağı adayı olarak, masanın bir tarafında yer bulma konumunda olan bu iki partiyi, masanın çok uzağında, kendi parti içi sorunları ile boğuşur bir duruma getirecekti. Tek başına dördüncü kez seçimi kazanmış olarak hükümeti kuracak
AK Parti Hükümeti, bu kez Oslo’dan bu yana İmralı ve Kandil ile sürdüre geldiği çözüm sürecini, bu kez, Meclis dışında kalmış olan Kürt kökenli seçmeni yatıştırmak amaçlı olarak, Kandil ve İmralı’nın istemlerine ödün üzerine ödün verecekti. HDP, barajı aşarak, tek parti iktidarını sonlandırmış, CHP ve MHP’yi parti içi kargaşadan korumuş, olası bir hükümet pazarlığının tarafları kılmıştır. Bana göre, olası bir hükümet içinde en fazla pay sahibi olması gereken, bütün bugünkü sonuçların yaratıcısı olan HDP’dir. Ancak, MHP’nin daha baştan HDP’yi her türden ortak hükümet formülünün dışında tutma bağnazlığı, bu olanağı ortadan kaldırmış ve AK Partili hükümeti olmazsa olmaz kılmıştır. Bu sonuçtan kimin kime teşekkür edeceğini önümüzdeki süreçte göreceğiz. MHP’nin bu tutumu, sorunun çözümünü, Meclis ortamından uzaklaştırırken, Kandil ve İmralı’nın elini güçlendirecektir.
Bu değerlendirmelerden ve HDP’nin dışlanmasından sonra, ortak hükümetin AK Parti – CHP, AK Parti – MHP biçiminde kurulmasının olası olumluluk ve olumsuzluklarını tartışmak istiyorum. Vardığım sonuç, zıtlar arasındaki birliğin çözüm üretici, benzerler arasındaki birlikteliğin ise sorun ve karmaşa yaratıcı olduklarını, örnekleri ile irdeleyeceğim. Yerimin yetmezliğinden ötürü, bu tartışmayı haftaya sürdüreceğim.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam