Ana Sayfa Yazarlar Müneccimbaşı Hüseyin Efendi’ye Darbe Girişimi

Müneccimbaşı Hüseyin Efendi’ye Darbe Girişimi

185
PAYLAŞ

Müneccimlik İslâm’da yeri olmayan bir kurumdur. Gel gör ki Müneccimlik her şeye rağmen Cumhuriyet dönemine kadar yaşayabilmiştir.

astro4Müneccimlerin reisine müneccimbaşı denilirdi. Bunlar arasında Müneccimbaşı Tarihi’ni yazan Müneccimbaşı Ahmed Dede gibi gerçekten bilgin olan kişiler de vardı. Müneccimbaşılar genel olarak bayram ve namaz vakitlerini gösteren takvimler yaparlar ve bunu törenle padişaha takdim ederek hediyeler alırlardı.

Savaşa giden ordunun, denize açılacak olan donanmanın hareket saatini yıldızlara bakarak belirlerlerdi. Bu işleme, “eşref saati bulmak” denilirdi. Osmanlı tarihlerinde ismi tespit edilebilen ilk müneccimbaşı II. Bayezit zamanında yaşayan Seydi İbrahim b. Seyyid’dir. Onun yerine 1540 yılında ölen Saʿdi b. İshak Çelebi geçmişti. Osmanlı döneminde toplam 37 kişi müneccimbaşılık yapmıştır. Son Müneccimbaşı Hüseyin Hilmi Efendi 1924 yılında ölünce yerine tayin yapılmayarak bu gereksiz kurum da ortadan kaldırılmış oldu (Salim Aydüz, “Müneccimbaşı”, DİA, 32, s. 2-4).

astro1Bizim burada sözünü edeceğimiz Müneccimbaşı Hüseyin Efendi ise Kâtib Çelebi’nin Fezleke’sinden naklen Naʿimâ Tarihi’nde genişçe yer bulmuştu. Hüseyin Efendi, 20 yıldan fazla müneccimbaşılık yapmış ve ülkede büyük bir şöhret kazanmıştı.

III. Murad, müneccimbaşıyı imtihan etmiş, istihrâcı düzgün çıkması üzerine iltifat ve ihsanlara nail olmuştu. 1595 yılında III. Murad’ın vefatını “Hüseyin nâ-murad” lafzı ile işaret ederek şöhretini artırmıştı. III. Mehmed’in cülus tarihini harf ta’miyesi ile işaret etmişti. Düşmanları “siz bu vakʿayı işaret etmediniz” deyince “kuvvet” kelimesindeki kaf harfinin üzerindeki iki noktadan birinin kırmızı, diğerinin siyah mürekkeple yazılmış olduğunu göstermişti.

Eski yazı bilenler hemen anlayacaklardır ki “kuvvet” kelimesinde “kaf”ın noktasının biri olmayınca kelime “fevt” yani “ölüm” olarak okunur. Böylece Müneccimbaşı Hüseyin Efendi’yi yok etmek isteyenlerin planları tersine dönmüş ve müneccimbaşı şöhretini bir kat daha artırmıştı.

astro3Kıssadan hisse: Yıllardan beri Türk toplumunda bazı kesimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan en büyük düşman olarak tanıtıldı.

Cumhurbaşkanına hakarete varan sözler eden kişiler bazıları tarafından kahraman ilan edildi. Cumhurbaşkanı AKP düşmanlığının simgesi haline getirilmeye çalışıldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından açılan hakaret davalarının sayısı 1.500’e yaklaştı. Bu düşmanlık dış mihrakların da teşvik ve tahriki ile 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni doğurdu. Cumhurbaşkanı birinci hedef olarak belirlenmişti.

15 Temmuz Darbe Girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Halk demokrasiye ve % 52 oyla seçtikleri Cumhurbaşkanlarına sahip çıktı. Cumhurbaşkanı büyük bir cesaretle çok güvendiği halkını sokağa çağırdı. Millet canlarını hiçe sayarak tankları ve darbeyi durdurdu. 15 Temmuz’dan 7 Ağustosa kadar her gece 81 ilde Demokrasi Nöbeti’ne katıldı.

7 Ağustos tarihinde Türk Tarihi’nin en geniş katılımlı mitingi gerçekleşti. Yenikapı’da yapılan mitinge 5 milyon kişi katıldı. Cumhurbaşkanının ve TBMM’nin etrafında iktidarı, muhalefeti ile kenetlenen halk darbelere hayır dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kellesi istenilirken bugün halk arasındaki saygınlığı iki katına çıktı.

Herkesin bir planı vardı ama “yanlış hesap Bağdat’tan dönünce” Erdoğan, Türk siyasetinde büyük bir güç kazanmış oldu. Daha doğru bir ifade ile gücünü ikiye katladı. Yargı ve güvenlik güçlerinin yapısında güçlü değişikliklere imza atıldı. Bütün devlet kurumlarında yeni bir darbe girişiminin köklerinin kazınması için büyük bir tasfiye başlatıldı. Darbe yapmaya çalışanlar en büyük darbeyi yemiş oldular ve keskin sirke misali kendi küplerine zarar verdiler.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam