Ana Sayfa Yazarlar Mülkün/Devletin Temeli Adalet mi Dediniz

Mülkün/Devletin Temeli Adalet mi Dediniz

30
PAYLAŞ

Siyasi partiler, birbiri peşi sıra seçim bildirgelerini açıkladılar. Özellikle ’nin ekonomik sorunlara yönelik çözüm ve sosyal yardımlara odaklı olması, tartışmaları “vatan, millet, Sakarya” benzeri laf salatasından uzaklaşmasına neden oldu. İlginçlik taşıyan bir vaat alanı ise, bütün partilerin “hukuk devleti arayışı”nın peşine düşer olması. Hemen tüm siyasi partiler, yargı bağımsızlığı ve yansızlığını gerçekleştirme konusunda yükümlülük üstlenme yarışı içine girmiş bulunmakta. İşin ilginci, bu isteğin sahiplerinden birisinin 2002’den başlayarak yasama, yürütme ve yargı erki alanlarını baştan sona, “Yeni Türkiye Projesi” adı altında, yeniden yapılandıran, kendi yeminli kadroları ile işgal eden iktidar partisinden de gelmesidir. Bunu, gerçek anlamda evrensel bir hukuk devleti arayışı olarak mı, yoksa totaliter/otoriter yönetime güç kazandıracak bir yargı arayışı olarak mı yorumlamak gerektiğini okurlarımın değerlendirmesine bırakıyorum.
Arayışın hangi yönde olduğu konusundaki merakımızı giderici haber hafta sona ererken geldi. Yanıt, 17/25 Aralık yolsuzluk dosyalarının ortaya saçılmasından sonra, dünün ortaklığından, günümüzün haşhaşilerine terfi ettirilenler üzerinde, yine yargı eliyle estirilen terör üzerinden geldi. Bir kez daha muktedirlerin istemediği yargı kararlarının, tuvalet kâğıdı biçiminde bürünüp atıldığına tanıklık ettik.
Hükümet destekli “Yargıçlar – Savcılar Savaşı”, sıradan insanı dehşete düşürmekte. Bundan daha elim ve vahim olan ise, bu rezaletin başbakan sıfatlı kişi tarafından onaylanması ve kutsanmasıdır. Davutoğlu, yargı erkini kullananların Gülen’in buyruklarınca karar verdiğini, ellerinde bu konuda belge bulunduğunu söyledi. Başbakanların görevi, sözde muhbirlik yapmak değil, var ise elindeki belgeleri, yine emir ve buyruklarına göre karar veren savcılara iletmektir.
Hükümet başkanı güvensizlik ve dehşet üretir bir işlev görmektedir. Devletin temeli olması gereken adalet, muktedirler eliyle param parça edildikten sonra, hukuk devletinin güçlendirileceğine ilişkin seçim vaadi karşısında daha da ürküntü içine girmez misiniz?
“Cumhuriyetin Savcıları Nerede” diye çığlık atmayı sürdüreceğiz daha uzun süre galiba…
Seçim bildirgelerinin mürekkebi kurumadan Başbakanın Gümüşhane’den, Anayasanın 138 inci maddesini çiğneyerek, yargıçları açıktan tehdit ederek yargısal gücü yürütme gücünün buyruğuna alırken, demokrasinin sonunu getirdiğinin ayırdında bile değil. Yargıç ve savcıların bağımsızlığının ve yansızlığının güvencesi olması gereken ise, yürütme gücünün bir dairesi imişçesine davranışı içselleştirebiliyor. Siyasetin yargılaması, yargının siyasallaşması hukuk devleti ve demokrasiyi oluşturmamızın çok uğraş gerektirdiğini ortaya sermektedir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam