Yarın sabah kalktığımızda bir şey yazacak olursak, ilk kez 2017’li bir tarih atacağız yazdığımıza…

Tek başına bu bile, artık yeni bir yılın içinde olduğumuzun kanıtı olacak…

Dünya miladî takvimi uyguluyor uzun zamandır. Osmanlı’nın kullandığı Hicrî takvim ise tarihe karıştı. Bunun sebebi ise Miladî takvimin artık dünyanın en güçlüleri haline gelmiş Hıristiyan ülkelerin dayatması değil. Sadece Miladî takvimin daha bilimsel bir temele dayanması…

Dünyanın güneşin etrafında turunu tamamlamasının 365 gün 6 saat sürdüğü tespit edildiği için, her 4 yılda bir Şubat ayının 29 güne çıkarılması yoluyla ayarlanmış…

…Ve böylece mevsimlerin gelişini önceden bilir olmuşuz… Gerçi son yıllarda insanoğlunun dünyanın doğal dengesini değiştirmesine neden olan hırsı nedeniyle gariplikler meyanda geliyor ama, bunda ilk hesaplamayı yapan bilimin suçu yok…

Hicrî takvim ise bilimsel bir başarıya sahip değil. Temeli ayın dünyanın çevresinde dönüşüne bağlanmış… Bu nedenle de, aylar mevsimler arasında dolaşıyor. Öreğin oruç ayı Ramazan kışı soğuğunda da, yaz sıcağında da olabiliyor. Kısa kış günlerinde oruç tutanlar, daha az bir süreyle aç kaldıkları avantajlı oluyor. Yaz günlerinde oruç tutmak ise çok daha zor…

Bu zorluğun daha da artığı coğrafyalar var dünyamızda. Örneğin Müslüman göçmenlerin de yerleştiği Norveç ve İsveç gibi Kuzey ülkelerinde, Ramazan eğer Haziran ayına denk gelmişse, durum fena… Sahurla iftar arası 23 saate uzanabiliyor.

Oralarda bir süre yaşadığım için biliyorum; bazı uyanıklar bundan yırtabilmek için, “böyle koşullarda Mekke’de geçerli vakitler kullanılır” içerikli fetvalar üretmeyi denemişti ama, tutmadı…

Öte yandan, bir süreden beri Türkiye’de bir “anti yılbaşı” rüzgârı esiyor…

Özellikle kendilerini “İslam’ın koruyucusu” gibi gören ve daha da fenası göstermeye çalışan bazıları; 24-25 Aralık tarihli Noel kutlamaları ile Yılbaşı kutlamalarını birbirine karıştıran açıklamalar yapıyor… Daha da fenası, iktidarın gözüne girip yükselmeye çalışan bazı bürokratların, kendini bu rüzgâra kaptırmış olması.

…Ve bunların arasında, çocuklara mesaj verip, yeni yıllarını zehir etmeye cüret eden okul müdürleri, hatta Milli Eğitim müdürleri bile var…

İyi de bunlar her yılbaşında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların mesajlar yayınlayarak vatandaşların yeni yılını kutladığının farkında değiller mi..?

Ne olursa olsun, bazılarının “kara bir yıl” olarak nitelendirdiği 2016’nın son günü bugün…
2017’nin ise “neye dayanarak söylüyorum bilmem ama” pembe bir yıl olacağını hissediyorum içimde… Yeni yılınız kutlu olsun..!

PAYLAŞ
Önceki İçerikAvrupa kupalarında oynamak istiyoruz
Sonraki İçerikSokak hayvanları unutulmadı
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.