Ana Sayfa Yazarlar Muhatapları doğru seçmek gerekli!

Muhatapları doğru seçmek gerekli!

41
PAYLAŞ

Birleşmiş Milletler () üyesi bir ülkeye ölümcül veya ölümcül olmayan (askeri teçhizat veya askeri eğitim verilmesi konusunda uluslararası alanda iki farklı hukuki yöntem bulunmaktadır.

Bunlardan birincisi BM Güvenlik Konseyi’nce o ülkenin çağrısına istinaden bir karar alınması, diğeri ise sözkonusu ülkenin doğrudan bir veya birden fazla ülkeye çağıda bulunmasıdır.
Türkiye’nin Musul’un Başika bölgesinde askeri teçhizat ve eğitici personel bulundurması, ortada bir BMGK kararı bulunmadığı cihetle, yukarıdaki ikinci şık çerçevesine oturtulabilir. Ancak bunun yasalara uygun olarak gerçekleştirilmesi için TBMM’den alınan tezkerenin bu hususu kapsaması gerektiğini daha önce belirtmiştim.
Başbakan Davutoğlu ile iktidara mensup diğer yetkililerin basın-yayın organlarına yansıyan ifadelerinden, askerlerimizin ’ta konuşlandırılmasının Musul Valisi ile Irak ’nca talep olunduğu anlaşılmaktadır.
Uluslararası hukuka göre, anılan talebin Irak’ın meşru yönetimince yapılması ve bir yazılı anlaşmaya bağlanması gereklidir. Irak’ın hâlihazırda tanınan meşru yönetimi Başbakanı İbadi’dir. Irak Savunma Bakanı veya Musul Valisi hiç değildir.
Dolayısıyla, Musul’daki askeri varlığımızın mevcudiyeti; özellikle bu durum ev sahibi ülkenin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı tarafından bir saldırganlık olarak nitelendiriliyorsa, uluslararası hukuk açısından gayrı kanuni bir durumu teşkil etmektedir.
Nitekim Uluslararası Adalet Mahkemesi de ülkelerin, askeri konularda yardım çağırabilme haklarının bulunduğunu teslim etmekte, ancak bu çağrının o ülkede yapılmış ve uluslararası gözlemcilerce de kabul gören serbest demokratik seçimler sonucu iktidara gelmiş bir hükümetçe yapılabileceğini genel esas olarak görmektedir.
Başbakan’ın, Musul’daki askeri birliğimizin takviye edilmeyeceğini açıklamış bulunması ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile Müsteşar Sinirlioğlu’nun Bağdat’a gidecek olmaları, bahse konu askeri varlığımızın uluslararası hukuka uygunluğu konusunda Hükümet nezdinde de bir tereddüttün uyandığını hissettirmektedir.
Hükümetin artık yapması gereken, meşru Irak hükümetiyle temasla, ya bu askeri varlığı uluslararası hukuk açısından kabul edilir duruma getirmek, ya da Irak hükümetinin çağrısına uyarak bu varlığı Türkiye’ye geri çekmektir.
Bu konunun yakından takipçisi olacağımız açıktır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam