Kemal Kılıçdaroğlu karşısında ikinci yenilgisini benzer oylarla alan Muharrem İnce’yi Kurultay’da dinleyince olumlu bulmuş etkilenmiştim ama bu beğenim çok kısa sürdü.

Kurultay sonrası medyada yer alan İnce’nin söylediklerini dikkatle okuyup, dileyince beğenim yerini kızgınlığa bıraktı.

Muharrem İnce çamur atma kaybedince diyorum. Neden mi? Bir bir anlatayım. Muharrem Bey, kurultaydan önce yeterli imzayı topladığını belirterek Kemal Kılıçdaroğlu’nu da ziyaret ederek, “adayım” dedin.

Ancak sana imza veren 49 delege Kemal Kılıçdaroğlu’na da imza vermiş ki bunun sorumlusu ikiyüzlü 49 delege ve asıl sorumlusu da sadece ve sadece sensin.

Çünkü kendi listendeki 165 imzayı sen topladın delegelerden.

Kaldı ki konu ortaya çıkınca Kılıçdaroğlu anında müdahale ederek, “mükerrer oyları benim listemden silin” diyerek demokratik bir tepki gösterdi.

Bu konuda neden Kemal Beyi eleştiriyorsun ki?

Eğer o güzel konuşmayı yaptıktan sonra 49 imzanın mükerrer olduğu ortaya çıkınca Genel Başkan adaylığından çekilseydin değil genel başkan lider olurdun.

Adaylıktan çekilmeyerek ikinci kez siyaseten hata yaptın.

Gelelim Kılıçdaroğlu’nun topladığı imzalara. Evet, 1081 delegenin imzası varken Kurultay sonucunda 760 oy alması olumsuz bir tablodur.

Hani Kılıçdaroğlu ve ekibi delegelere baskı yapıyordu?

447 oy sana gelirken iyi de Kemal Bey 760 oy alınca mı sonuç kötü?

Şimdi gelelim ilçe ve il kurultaylarına.

Muharrem Bey, 1,5 milyon CHP üyesinin seçtiği mahalle delegeleri ile başlayan ve diğer partilerden farklı olarak atanarak değil de süreçten seçilerek gelen bu delegelerin seçiminde etkili bir siyaset yapamadığın anlaşılıyor.

Sana oy veren 447 delegenin sayısını arttırmak ancak CHP tabanından başlayarak yapacağın çalışma ile olurdu.

Kılıçdaroğlu ve ekibi çalıştı, kazandı sen ve ekibin yeterli çalışmayı yapamadı ve kaybettin.

Yenilgili hazmetmeyi bilmek de en büyük erdemdir.

İnce, “Türkiye’de demokrasi istiyoruz biz. CHP’de demokrasi istemeyecek miyiz? Nasıl bir Türkiye istiyorsak öyle bir CHP istiyoruz. Ben kimseye hakkımı yedirmem. AKP’ye de yedirmem CHP’ye de yedirmem” diyor.

Eğer CHP’de demokrasiye yoksa sen nasıl olur da Kılıçdaroğlu’na aday olması için imza verenlerin oylarını alarak 447 rakamına ulaşabilirsin ki?

Eğer CHP’de demokrasi yoksa 49 imzan mükerrer çıktığı zaman bunu söyleyecek ve adaylıktan çekilerek olağanüstü kurultaya gidilmesi için çok büyük bir baskı yaratacak ve hatta olağanüstü kurultayda bu liderlik tavrın ile genel başkan seçilecektin.

“Lider” olma vasfını göz göre göre kaçırdın Muharrem Bey.

Muharrem İnce çamur atma kaybedince
Muharrem İnce çamur atma kaybedince

“Hayatımda gördüğüm en kötü divan başkanı” şeklindeki sözlerine katılıyorum ama iş kendin olunca Yılmaz Büyükerşen’in genel başkan adaylarına verilen imzaları karşılaştırmadan sizi aday kabul edip kürsüye davet etmesi de tam bir skandaldır.

İnce, “447 oyu kim aldı? 300 kişi Sayın Genel Başkan’a imza vermiş ama oy vermemiş. Kendi partisinden imza alıyor ama oy alamıyor. Burada baskı oldu” diyor.

Gerçekten pes vallahi Muharrem Bey, senin 447 oy geçerli de Kemal Beyin aldığı 760 oy geçersiz mi? Bu nasıl anlayış? Hani Genel merkezin ve Genel Başkan’ın baskısı vardı?

Baskı olsaydı Kemal Bey’e imza veren 300 kişiden sen tek bir oy alabilir miydin?

Muharrem Bey 447 oy aldın ananın ak sütü gibi helal, Kemal Bey 760 oy aldı onun ki de anasının ak sütü gibi helal.

“8 kere oldu, olmuyor olmuyor, 9’uncuda bir ışık mı gördün?” diyorsun da sen de 2’inci kez kaybettin ki bu değişimi başaracak olan sen ve arkadaşlarındı.

Sandık ortaya kondu delege değişim istemedi ki sen de değişim isteyen delegelerin 36. Kurultay’da çoğunluk oluşturmasını sağlayamadın.

Evet, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması hata idi ve CHP Genel başkanı da Parti Meclisi de, Başkanlık divanı da bu hatayı yaptı kabul edelim.

CHP Milletvekilleri Meclis’te sizin gibi “hayır” oyu verebilirlerdi. Demek ki CHP milletvekilleri de hata yapmış ki tüm günahı Genel Başkan’a yıkmak haksızlık olur.