Müfredat değişiyor!

0
569

Memleketi idare edenler; milleti toptan cemaatleştirmek, mümkünse de kendi cemaatleri yapmak için müfredatı değiştiriyor;
Bilim taşlanıyor,
Kadın ikinci sınıf insan konumuna itiliyor,
Cihat kavramı, sıfır belleklere kazınıyor,
Atatürk silikleştiriliyor,
Tarihsel simalar yarıştırılıyor,
Kurtuluş savaşı ile 15 Temmuz hain kalkışması aynı kefede tartılıyor,
Din “Selefi” yorumu ile harmanlanıyor,
Yeryüzü siyasal iktidarın gözüyle ele alınıyor,
Yeni destanlar yazılıyor,
Vah ki vah…
Ortaçağ kafasına sahip; şeyhler, müritler, bürokratlar ve siyasetçiler “Yeni Türkiye’yi” kurmaya çalışıyorlar (!)
Çağ kapatıp çağ açan Fatih Sultan Mehmet’in, mirasçısı olduklarını iddia eden bu “Yeni Türkiyeciler” ne yazık ki; dedelerinin, orta çağı kapatıp yeniçağı açtığını bir türlü  idrak edememişler veya etmemişlerdir!
Tıpkı Yavuz Sultan Selim’in; dedesi Fatih Sultan Mehmet’in, orta çağı kapatıp yeniçağı açtığını idrak edememiş veya etmemiş olması gibi!
Fatih Sultan Mehmet; yeryüzünün perişan halini iyi gözlemiş, yeryüzüne yeni bir ufuk koymuş, bunun kendisine zorunlu kıldığı donanımı, disiplini ve görevleri laikiyle yerine getirmişti.
Cehalete, din adına uydurulan dogmalara savaş açmıştı, teolojiyi diğer bilimsel disiplinler kadar iyi öğrenmişti. Dönemi itibariyle bu günkü tanımlamayla, laikliği içselleştirmişti
Dünyanın neresinde iyi bir bilim adamı varsa temas kurmuş, himayesine almış, eserlerini okumuş, sadece kadim medeniyetimizin parantezine kendini sıkıştırmamış, batı medeniyetinden alınması gerekenleri de eksik bırakmamıştı. Batı’yı  ve Doğuyu sentezlemişti.
Evrensel ölçülerde kanunnameler yayınlamıştı.
Fatih Sultan Mehmet;
Döneminin en önemli entelektüeliydi.
Yeryüzünde konuşulan en önemli altı dili biliyordu.
Diplomasiyi ve dilini en iyi bilenlerdendi.
Devrinin en önemli şairlerinden biriydi.
Devleti ete kemiğe büründürecek organizasyon becerisi vardı.
Alim kesimini, eğitimde ulemanın önüne geçirmiş, ulamayı, kendi alanının dışına çıkmasına izin vermemişti.
Din vicdan ve düşünce özgürlüğüne inanmıştı.
Merhametliydi, kuşatıcıydı, adildi, komplekssizdi.
Savaş silahları(dönemin en uzun menzilli ve güçlü topu) balistik konusunda, dönemin en yüksek teknolojisini hayata geçirmişti.
Savaş tekniklerinde dahiyane yöntemler geliştirmişti.
Hükümranlığı altındaki milletin, iç barışını tesis etmişti.
İlericiydi, aydınlanmacıydı, vizyonerdi.
İstanbul’u, fikir ve buluşların patent merkezi yapmıştı.
Velhasıl;
Fatih Sultan Mehmet; Osmanlıyı her manada yeryüzünün süper gücü yaptı.
Şimdi;
“Yeni Türkiyecileri” tıpkı Yavuz Sultan Selim’in, orta çağ  anlayışı ve yöntemleri ile devleti koruyacağı ve büyüteceği  iddiasının tezahürü gibi görüyorum.

Yeri gelmişken şunu söylemeliyim ki, Yavuz Sultan Selim’e karşıtlık duygusuyla bu benzetmeyi yapmıyorum. Kaldı ki, askeri başarılarının ve devletin sınırlarını iki katına çıkardığının farkındayım, meramım zihniyeti ile alakalıdır.
Yavuz Sultan Selim; ulamaya teslim olmuştu, uydurulmuş dogmalara inanırdı, hükümranlığı altında ki milletin iç barışını bozmuştu, vizyonu Doğuyla sınırlıydı, Batıya kapalıydı, baskıcıydı, inançlara eşit mesafede değildi, eğitimi ulamanın eline bırakmıştı, dini sembollerin üzerinden çevreyi ve dünyayı tanzim etmeyi hedefliyordu, dinin farklı yorumlarını reddediyor, düşkün ilan ederek katlettiriyordu, ilime mesafeliydi, devlet örgütünü ahenkli çalıştıramıyordu, Fatih’in hayata geçirdiği eğitim müfredatını değiştirdi vs.
Tarihsel yolculuğumuzda, Fatih’i en iyi anlayan ve örnek alan torununun, Mustafa Kemal Atatürk olduğunu, taşıdığı özellikler ve ortaya çıkardığı eseriyle görüyoruz.
Bence; bu “Yeni Türkiyecilerin” Atatürk düşmanlığının önemli sebeplerinden biriside, Fatih’i hatırlatmasındandır. Zira bunlar, Fatih döneminde yaşasalardı ona da düşman olurlardı.
Bakmayın siz bunların Fatih’i kutsamalarına, her konuda olduğu gibi bu konuda da takiye yapıyorlar!
Son söz;
Orta çağ, yeniçağ değerlendirmesine girerek ukelalıkta bulunmayacağım. Ne demek istediğimi anlayan anlamıştır.
Müfredat değişikliği de tıpkı iktidarın diğer uygulamaları gibi, orta çağ karanlığına yolculuktan başka bir anlama gelmemektedir.
Eski kafayla yeni inşa edilemez.
Eski kafayla ancak, yeniyi yıkmaya araç olunur!

Paylaş
Önceki İçerikSiyah Beyazlılarda tek hedef gruptan çıkmak
Sonraki İçerikDevlet memurları şirketlere ortak olabilirler mi?
Gürcan Dağdaş

54. Cumhuriyet Hükümeti’nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP’den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP’den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.