Ana Sayfa Yazarlar Mora İsyanı’ndan Ders Çıkarmak

Mora İsyanı’ndan Ders Çıkarmak

198
PAYLAŞ

“Bizi esaretten kurtarmayı va’d ederek isyan ettirdiniz; ondan vazgeçtik, şimdi bizi ölümden kurtarınız, başka bir şey istemiyoruz”
Devletler düşmanlarını zayıflatmak üzere onları içten çökertmek, kendi iç problemleri ile uğraştırmak şeklinde çeşitli yollar denerler. Bunlardan birisi de o devlet vatandaşları içerisinde isyana yatkın olanları bulup onları devletine karşı kışkırtmaktır.
“Bizi esaretten kurtarmayı va’d ederek isyan ettirdiniz; ondan vazgeçtik, şimdi bizi ölümden kurtarınız, başka bir şey istemiyoruz” İşte bu çağrının yaşanan gerçeği:
1765 yıllarında Rus Çariçesi Katerina Balkanlarda ve Mora’da yaşayan Ortodoks mezhebinden halkı Osmanlıya karşı ayaklandırmak için planlar hazırlattı. Aslen Makedonya halkından olup Rusya’da topçu kumandanı olan Papas oğlu Mavro Mihal’i bu iş için Mora’ya gönderdi. Mavro Mihal’in yanında yeteri kadar para, İncil’ler, Katerina’nın resimleri ve haçlar bulunmaktaydı. Mavro Mihal, Mora’da pek çok yer gezerek bütün papazları ve ileri gelen bazı Kalamatalıları yanına çekmeyi başardı. Mavro Mihal ile birlikte Hacı Murad takma adıyla faaliyet gösteren bir de Rus casusu bulunmaktaydı. Hacı Murad Türkçe’yi mükemmel şekilde konuştuğu gibi Arapça ve Farsçası da ileri derecedeydi. Bu sayede Hacı Murad adlı casus Ege adalarını ve Rumeli’yi rahatlıkla dolaşmış ve Mora’ya gelip burada isyana en yatkın kitle olan Manyotları işlemeye başlamıştı.
Mora’nın güneyinde Koron Körfezi’nin doğusunda bulunan Manya halkına Manyotlar denilmekteydi. II. Bayezid döneminde Osmanlı nüfuzu altına giren Manyotlar çoğu zaman korsanlıkla uğraşırlar ve zaman zaman Girid’e giden nakliye gemilerine zarar verirlerdi. Bu yüzden devletin kendilerinden hesap soracağı korkusuyla tedirginlerdi. İtalya’ya göçmek istemişler ancak bunu başaramamışlardı. Fazıl Ahmet Paşa Girit’i tam olarak ele geçirince bunlar da Edirne’ye heyet göndererek sulh olmak yollarını aradılar.
Katerina’ya rapor veren Mavro Mihal, Mora halkının isyana hazır olduğunu ve Rus filosunun Mora sahillerine gelmesinin yeterli olacağını bildirdi.
Ruslar, Baltık Denizi’nde yapmış oldukları donanmayı İngilizlerin de desteği sayesinde Akdeniz’e geçirmeyi başardılar. Osmanlı devlet adamları böyle bir şeye hiçbir şekilde ihtimal vermiyorlardı.
Tam olarak gafil avlandılar.
Yapılan plan gereğince 2 ayrı filodan oluşan Rus donanması Çanakkale Boğazı’nı kapatarak Osmanlı donanmasının Akdeniz’e çıkmasını engelleyecek, sonra da Mora’dan Selanik’e varıncaya kadar büyük isyan başlatılacaktı.
Rusların 1. Filosu Mora sularına gelerek öncülerini ileri göndermişti. Burada hiç hesapta olmayan bir şey oldu: Asıl Rus filosu bir fırtına sebebiyle Manya limanına sığınmak zorunda kalmıştı. Manyalılar bunu kararlaştırdıkları isyan vaktinin geldiği şeklinde anlayarak isyanı başlattılar. Rus Amiral Aleksi Orlof da planını değiştirmeye mecbur kalarak karaya asker çıkardı.
50.000 Manyot’un bu isyanı kısa sürede genişledi. Zaten hazırlıklar çok önceden tamamlanmış, gerekli yerlere yeteri kadar silah ve mühimmat yığılmıştı. Yarımadada büyük bir katliam başlattılar.
Kalamatalı Benaki başına topladığı 4.000 kadar Rum’a Rus asker elbisesi giydirerek Koron kuşatmasına katıldı. Koron’da bulunan Osmanlı askerleri ve Müslüman halk bu saldırıya 2 ay direndiler. Kasabalardan kaçan Müslüman halk Mora’nın merkezi konumundaki Tripoliçe şehrine sığınmaya ve burada müdafaa tertibatı almaya başladılar.
Manyalı asiler ve Barkof kumandasındaki 400 kadar Rum, Mizistra kasabasını kuşattılar. Kasabada bulunan Müslümanlar karşı koyamayacaklarını anlayarak verilen söz üzerine teslim oldular.
Ancak asiler verdikleri söze rağmen Mizistra halkının tamamını acımasızca kılıçtan geçirdiler. Küçük çocukları ve bebekleri minareden atarak bütün Mora’ya korku ve dehşet saldılar1.
Bu sırada Tripoliçe’ye yetişen Mora Seraskeri eski sadrazamlardan Muhsinzade Mehmed Paşa, yardımcı kuvvetlerin gelmesini bile beklemeden Tripoliçe’ye yardıma koştu.
10.000 kadar Türk, sayıları 20.000’i bulan asileri yendi. Asiler 3.000 ölü bırakarak kaçtılar. 400 Rus askerinden kurtulan olmadı. Ancak Arkadya kasabasında kuşatılan Türk halkı bu kadar şanslı değildi.
Üstün düşman karşısında teslim olmak zorunda kalan Arkadya halkı evlere doldurularak diri diri yakıldı. Patras şehrinde halk 19 gün sonunda susuzluktan teslim olmak üzere iken yardımcı kuvvetlerin gelip yetişmeleri üzerine kurtuldu.
30.000 kişi tarafından kuşatılan Mudon kalesi 800 kişi tarafından kahramanca savunuldu ve 1770 yılı Mayıs ayına kadar dayandı. Çatalcalı Ali Ağa komutasındaki 7.000 kişilik Osmanlı ordusu düşmanın sayıca üstünlüğüne bakmayarak savaşa başladı. Mudon kalesinden çıkan 300 fedai de yardım kuvvetlerine katılıp Rusları dağıtarak bir destan yazdılar.
Osmanlı donanmasının Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Mora’ya gelmekte olduğunu duyan Ruslar Navarin kuşatmasını kaldırarak geri çekildiler. Ruslara güvenerek Osmanlılara saldıran asi Rumlar iyot gibi açıkta kalmışlardı. Bir kısmı Venediklilere ait İyoniyen adalarına kaçarak canlarını kurtarabildiler.
Kaçamayanlar ise Navarin önündeki Çıplak Ada’ya (Sfakleri) kaçıp orada telef olup gittiler. Navarin önüne gelen asiler, Rus kumandanı Aleksi Orlof’a:
“Bizi esaretten kurtarmayı va’d ederek isyan ettirdiniz; ondan vazgeçtik, şimdi bizi ölümden kurtarınız, başka bir şey istemiyoruz” diyerek kaleye alınmaları için yalvarmışlardı.
Ancak bu kadar kişinin kalede barındırılamayacağını anlayan Orlof bu insanları Türk intikamına bırakmakta tereddüt göstermemişti. Ruslar, Mora halkından istediği desteği bulamamışlardı. Mora halkı da aynı şekilde Rus yardımını yeterli bulmadı.
Muhsinzade Mehmed Paşa, Çatalcalı Ali Paşa gibi gayretli komutanların emrinde bütün Mora Müslümanları kendilerini korumak için var güçleri ile çarpıştılar. Böylece 1768 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Rusların kışkırtması ile başlayan Mora İsyanı günahsız Rum ve Türk halktan binlerce insanın ölmesine, binlerce insanın yerinden yurdundan olmasına sebep oldu.
Ancak Rus donanması Akdeniz’den çekilip gitmedi ve Çeşme Limanında Osmanlı donanmasını yakmayı ve Osmanlılara zor günler yaşatmayı başardı.
Tabii ki bunların da arkalarında İngiliz parmağı ve İngiliz Amirali Elfinston bulunmaktaydı.
PKK’nın “Suruç Katliamı”nı beklediği işaret olarak sayarak ortaya atılması Mora Rumları’nın Rus donanmasını görerek isyana başlamalarını hatırlattı.
ABD jetlerinin yumuşattığı topraklardan Arapları ve Türkmenleri köylerinden uzaklaştırarak demografik dengeleri bozmak, Lazkiye’den Akdeniz’e koridor açmak çok büyük hayallerdir.
Hâlbuki biz Çanakkale’de omuz omuza çarpıştık. Biz birbirimizi çok iyi biliyoruz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam