Ana Sayfa Güncel Molotofa ceza tamam da diğer maddeler ne olacak?

Molotofa ceza tamam da diğer maddeler ne olacak?

66
PAYLAŞ

Meclis gündemindeki İç Güvenlik Kanun Tasarısıyla ilgili tartışmalar yoğun biçimde sürüyor. Tasarıyı Hükümet ülke güvenliği için gerekli görürken muhalefet toptan karşı çıkıyor, bunun Türkiye’yi faşizme götüreceğini söylüyor.
Bana kalırsa tasarının bazı maddeleri ciddi bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Örneğin molotof kokteyl atıp çevredekilerin can ve mal güvenliğini tehdit eden eylemcilere verilecek cezaların artırılması yerindedir. Aynı şekilde sapanla demir bilye atanlara da hoşgörü gösterilemez, caydırıcı müeyyideler hayata geçirilmelidir. Yine yüzüne maske takıp eyleme katılan ve suç işleyen kişilere karşı devlet gücünü göstermelidir, onlara mahkemelerin vereceği cezaların sınırının yükseltilmesi doğru olacaktır.
++
Ancak tasarının bir hukuk devletinde kabul edilmesi gerçekten zor hükümlerinin bulunduğu da bir gerçektir.
Örneğin, polisin mahkeme kararı olmadan bir kişiyi 48 saat gözaltında tutabilecek olması savunulacak bir hüküm değildir ve istismara son derece açıktır.
Polisin ev ve üst aramalarını mahkeme kararı olmadan yapması da keyfiliklere yol açacağı için tasarıdan çıkarılması gereken bir hüküm olarak dikkati çekmektedir.
Tasarının endişe yaratan hükümlerinden biri de hiç kuşkusuz polise silah kullanma konusunda geniş yetkilerin tanınmasıdır. Şiddete yönelen toplumsal eylemlerde polisin basınçlı su ve biber gazı kullanması zorunlu olabilir. Ama öldürücü silahların rahatça eylemcilere yöneltilmesine kanunla izin verilmesi kabul edilemez.
++
milletvekilleri, Meclis’teki görüşmeler sırasında, İstanbul Barosu’nun tasarıyla ilgili şu uyarısını göz önünde bulundurmalıdır:
“Tasarının kanunlaşması halinde tüm anayasal güvenceler yok edilerek polis yargı yetkisine sahip ve sınırsız-denetimsiz bir güç haline getirilecek, devletin ve milletin polisi olması gerekirken siyasi iktidarın silahlı gücü, ordusu haline dönüştürülecek, güvence olması gereken hukuk bir silaha dönüşecektir. Polis ile yurttaş karşı karşıya gelecek, sonuçları kestirilemeyecek toplumsal gerginlik ve patlamaların fitili ateşlenecektir.
Sonuçta iç güvenlik adı altında gelinecek nokta, iktidarın kendi siyasi amaçları çerçevesinde yargının devre dışı kaldığı ve yürütmeye teslim olduğu, kimsenin kişi ve hukuk güvenliğinin kalmayacağı bir ‘hiç güvenlik’ ortamını sonuçlayacak kalıcı ve sürekli bir sıkıyönetim olacaktır.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam