Milli şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal bey

0
72

“Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek,Türkiye siyasetinin esasıdır.Bu ilkenin bütün devletlerce siyaset esası sayılmasıyladır ki , uygarlık için ve milletlerin mutluluk ve refahı için en gerekli olan barış kararlılık kazanmış olur.”1930(Atatürk’ün S.D.s..57)

ALMAN FEDERAL MECLİSİ ( BUNDESTAG) HADDİNİ AŞARAK ERMENİLERİN 1915 OLAYLARIYLA İLGİLİ İDDİALARINI “SOYKIRIM” OLARAK TANIMLAYAN KARAR TASARISINI KABUL ETMİŞ.
“Halbuki biz biliyoruz ki ve yıllardır Uluslararası Mahkemelerin kararlarında da yerini bulduğu üzere ; bir parlamentonun kendi tanımladığı suçla ilgili kendisini mahkeme yerine koyması mümkün değildir.Tamamıyle kötü niyetli ve siyasi bir işgüzarlıktır.

“Ermeni soykırımı” iddialarını “inkâr edilemez bir gerçeklik” olarak dayatmaya dönük baskılar, birkaç yabancı ülke yerel mahkeme kararına yansımış olsa da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Avrupa Adalet Divanı (AAD) ve Fransa Anayasa Komisyonu gibi belirleyici uluslararası yargı organlarını etkilememiştir.

AİHM ile Fransa Anayasa Komisyonu, “Ermeni soykırımı yoktur” demenin yasayla yasaklanmasını ve bunu diyenlerin cezalandırılmasını “düşünce özgürlüğü ihlali” saymıştır. AAD, “Ermeni soykırımın tanıyan” parlamento kararlarının “siyasi nitelik taşıdığına, hukuki alanda hiçbir geçerliliği bulunmadığına” hükmetmiştir. UAD da, “yabancı ülkelerdeki yerel mahkemelerin başka ülkeleri yargılamalarının uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğine” dikkat çekmiştir.
“Soykırım” tartışmalarında uluslararası yargı organlarınca Türkiye’nin pozisyonuna yakın kararların verilmesi tesadüf değildir. Uluslararası yargı organlarının bu kararları bizi, tarihi ve hukuki gerçeklerin “soykırım” iddialarını doğrulamadığı gerçekliğine götürmektedir. Almanya’nın vermiş olduğu bu kararın hukuk dünyasında yeri bulunmamaktadı.” Önceki Ankara Baro Başkanı Av.Sema Aksoy, karar çıktığı gün bu hukuki açıklamalarını halkımızla paylaştı..

Bu karar , Boğazlıyan’da doğup büyüyen bir tarih ve kültür araştırmacısı yazar olarak; Milli Şehit Boğazlıyan Kaymakam Kemal Bey davasını anlatmamıza neden oldu. Tarihi kaynakların verdiği bilgilere göre, yıllardır İngiliz gizli servisinin emrinde çalışan ermenilerden birir 1890 yılında İstaanbul’da ve Avrupa ülkelerinde yankılanan Kumkapı Ermeni Kilisesi baskınını planlı olarak düzenledi. Bu şahıs Hemen “Hınçak Ermeni Komitesi’nin Anadolu Eylem hareketi Başkanlığı’na ” getirlidi. Kısa sürede Orta Anadolu ermeni komitesi yöneticiliğine atandi, Yozgat,Merzifon,Kayseri, Sivas ve çevresinde ermeni halkın isyan hareketlerini yönlendirdi.
Merzifon Amerikan Koleji’nde öğretmenlik yaparken ermeni davasına büyük yardımları dokunan Tomayan , suçundan dolayı idamla yargılandı ama ingiltere ve ABD gibi ülkelerin baskısı sonucunda af edilerek yurt dışına çıkarıldı.daha sonra yurt dışında bir üniversiteye hoca olarak atandı.Türk’ü ve Ermeni’yi birbirine karşı düşürdüler.Olaylar hızla dört bir yanda yayılmaya devam etti. propoganda ofisleri harekete geçtiler. Osmanlı Devletine sadakatlerini sürdürenler kapılarından çıkarken ansızın vurularak yok ediliyorlardı.İstanbulu’da eylemleri tetikleyen ajan, kısa süre sonra Diyarbakır ve Siirt bölgesinde Sason Dağları’nı üs olarak seçerek “Şeyh Murat’ takma adıyla çok hararetli hürriyet yanlısı konuşmalar yaparak bölgedeki kürt ve ermeni halkını ayaklandırmaya çalıştı. İftira,kin ve intikam sedaları ile hedeflerine ulaşmak isteyenler boş durmadılar.Yurdumuza saldıran dış güçlerle iç ayaklanmacılar işbiirliği içinde çalışmaktaydılar.
1908 Kasım ayında yapılan seçimler sonucunda 4 aralık 1908’de toplanan 275 üyeli mecliste 142 Türk ve geri kalanı 12 ‘si ermeni olmak üzere azınlık temsilcileri idi.
Ermeni ayaklanmalarını , çetelerini ve komitelerini yönlendiren baş sorumlular yakalansalarda cezalarını çekmeden İngiltere ve diğer bazı devletlerin baskılarıyla sınır dışı ediliyorlardı.

Avrupa’dan, Rusya’dan ve İngiltere’den gelen desteklerle binlerce ermeni aileyi ayaklandırarak silahlandırıp dağların yükseklerine çıkardılar.Çevre köylere kanlı baskınlar yapmaya başladılar.
.İsyanlar, tehditler, baskılar ve işgaller yüzünden yaşanan ortamda Kemal Bey’i savunacak bir avukat bile bulunmakta güçler yaşanmaktaydı. cesur ve vatansever dava vekili Sadettin Ferid Bey , hiç bir karşılık beklemeden gönüllü olarak Kemal Bey’in savunmasını üzerine aldı.

iç ve dış düşmanlar büyük bir dayanışma içinde çalıştılar.Yöneticileri baskı altına alarak tehcir’de ölenlerin davaları için İstanbul’da düzmece bir mahkeme kurdular.Mahkeme başkanı. Hayret Paşa baskılara boyun eğmeyen, ılımlı ve dürüst bir askerdi.Bir süre sonra görevinden ayrıldı.
Nemrut Mustafa başkanlığa getirildi. Mahkemenin 8 üyesinden 4 ‘ü azınlıklardan oluşuyordu. Savcı görevinde bulunan Sami Bey,iddianamesinde Kemal Bey’i ağır şekilde suçlayarak, sanki karar hakimi gibi “…ermenilerin kanı yerde kalmamalı” demekteydi….Kemal Bey soğukkanlı bir şekilde kendinden ve suçsuzluğundan emin bir şekilde düzmece yalanlarla ve iftiralarla dolu iddialara karşı savunmasını yapmaktaydı.

Kemal Bey, babasının memuriyeti nedeniyle doğup büyüdüğü Beyrut’a 9 Eylül 1908 ‘de maiyet memuru olrak atandı.24 Kasım 1909’da Rodos maiyet memurluğuna nakledildi.
Genç bir yönetici olarak İstanbul’dan Beyrut’a,Beyrut’tan Rodos’a, Rodos’tan Doyran’a,Doyrandan İzmit’e, Karamürsel’e, buradan Boğazlıyan’a ve Yozgat’a buradanda İstanbul’a atandı.
Osmanlı yönetimi bazı bölgelerdeki ermenilerin başka bölgelere nakli için 1915 yılında “tehcir” kararı aldı.
1919 Yılı Şubat ayında, Boğazlıyan Kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili olan Kemal Bey,ermeni tehcirirnde ölümlere neden olduğu iddiası ve idam isteği ile yargılandı. Kemal Bey’e idam kararı verilirken yargılanan diğer görevliler de ağır cezalara çarptırıldılar.Jandarma Komutanı Binbaşı Tevfik Bey’e 15 yıl hapis cezası veridli.
Bu karara en çok sevinenlerin başında Ermeni komitacıları, Nemrut Paşa,Sait Molla ve Damat Ferit gelmekteydi.

Kemal Bey, aynı iddia ile daha önce Yozgat İstinaf Mahkemesi’nde yargılanmış ve beraat etmişti.Bu Davada sanığın aynı suçtan dolayı iki kez yargılanamayacağına dair evrensel ceza hukuku ilkesi dikkate alımadan göz ardı edilmekteydi
Tarih 10 Nisan 1919 ,35 yaşındaki Kemal Bey’e son sözü soruldu. Kemal Bey, halka hitap etmek istediğini belirtti: ” sevgili vatandaşlarım! Ben bir Türk memuruyum.Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım tamdır. Sizlere yemin ederim ki ben masumum. son sözüm bugün de budur,yarında budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar.Eğer adalet buna diyorlarsa, kahraolsun böyle adalet…Borcum var, servetim yok!Üç çocuğumu milletim uğruna yetim bırakıyorum.Yaşasın millet.”

infial halinde izleyen vatandaşlardan başka, Rumlar, Ermeniler, İngiliz ve Fransız askerleride bu son sözler karşısında donup kalıyorlardı..
Bunlar olup biterken herşeyden habersiz Sirkeci Gümrük Müdürlüğü’nden emekli babası Arif Bey,oğluna yemek götürmekteydi. Birden Beyazıt Meydenı’na toplanmış kalabalığı gördü ve ermeni olduğu söyleminden belli bir vatandaşa sordu? Bu kalabalık nedir, bir şey mi var? dedi..” Bir adam asıldı, ona bakıyoruz.” diye cevap aldı. Bir feryat kopararak yere yığıldı.

İdamda hazır bulunmak üzere Beyazıt’a gelen Merkez Kumandanı Osman Şakir Paşa, Kemal bey’in babası Arif Bey’in durumunu görünce , kim olduğunu sordu. “Kemal’in babasıyım, evladımı bana verin” dedi. Derhal emir verildi ve sehpadan indirilen Kemal Bey’in cesedi babasına teslim edildi. Kemal Bey’in cenazesi babası tarafından Kadıköy’e ,teyzesi İsmet hanımın evine götürüldü. Birgün sonra cenaze buradan büyük bir kalabalık ve üniversiteli gençlerle birlikte omuzlara alınarak Kuşdili’ne ,Mahmut Baba Türbesi’ne götürldü. Kemal Bey’in genç yaşta ölen oğlu Adnan orada gömülüydü.Artık baba oğul yan yana yatacaklardı.
.Bir genç hukuk öğrencisi cenaze başında şunları söyledi : ” Kemal! Sen, şu anda toprağa verdiğimiz bir çiçeksin.Orada büyüyecek dalların o kadar dikenli olacak ki, seni bu akıbete layık görenlerin hepsini paramparça edeceksin.İntikamın en kısa sürede ve mutlaka alınacaktır.”
Cumhuriyet Hükümeti Kemal Beyi hiç bir zaman unutulmayacaktı. Nemrut Mustafa ile birlikte bu yargılamada ve infazda yer alan 150 kişi “vatana ihanet” suçundan sınır dışı edildiler

14 Ekim 1922’de TBMM tarafından Kaymakam Kemal Bey’e ” MİLLİ ŞEHİT” unvanı verildi. Kemal Bey’in anıtsal kabri, Mülkiyeliler Birliği tarafından yaptırıldı ve 15 Aralık 1973’de İstanbul’da açıldı.
Boğazlıyan Kaymakamlık binasının bahçe giriş bölümüne 1973 yılında Kemal Bay’in büstü konuldu. Daha sonraki yıllarda anlamlı ve görkemli bir anıtı Kaymakam kemal Bey Parkında ve ikinci bir anıtı da Kaymakamlık binası bahçesinde özel yerini aldı..Kemal Bey , Boğazlıyan’da, Ankara’da ve yurdun birçok yerinde çok sayıda toplantı yapılarak anılmaktadır. Yurtsever halkımız, ülkemiz ve ulusumuz için canlarını veren yiğit evlatlarına karşı vefa borcunu yerine getirmektedir. Tarihi olayları, arşivlere bilimsel bir yöntemle bakarak değerlendirmek gerekir.Siyasi kararlar tarihi gerçekleri kapatamaz.