Ana Sayfa Yazarlar Milletle Bütünleşmek

Milletle Bütünleşmek

113
PAYLAŞ

Ülkemiz iç ve dış düşmanlarımız tarafından bölünmek istiyor. Tarihin en kritik günlerinden birisini yaşıyor. Halk bunun farkında. Ama siyasilerimiz acaba bunun farkında mı?

Barış görüşmeleri süresinde hükümet yetkilileri görüşmelere takılmış ve gerekli tedbirleri zamanında almamışlardır. Olayı basit, polisiye olaylar olarak görmüşlerdir. Bu konuda hükümeti temsil edenler hatalıdır. Ancak bu hatayı yapanlar bu olaydan sonra iki Genel Seçim’den geçtiler. Bu seçimler sırasında herkes ne biliyorsa hepsini söyledi ve halk da her şeyi duydu, her şeyi gördü. Halk kararını bu şekilde verdi.
Seçimler bittikten sonra, hükümet bölücü örgüte ve terör örgütlerine karşı üç ayrı cephede savaş açtı.
Vatanseverliklerinden zerre kadar şüphe duymadığımız bazı arkadaşlarımız yeni durum karşısında yeni bir vaziyet almakta başarısız oldular. Onlar, bu olayın artık siyasi bir çekişme alanı olmadığını, Türklüğün yaşama savaşı verdiğini anlamak istemediler. Halbuki cephede bizzat ateşin içerisinde olan güvenlik güçlerimiz hayatlarını ortaya koyarak devletin yanında yer almakta tereddüt göstermediler.
“İktidar sahipleri uyudular, PKK onları kandırdı”. İyi ama bu şekilde oldu diye Sur’da, Cizre’de açılan hendekler karşısında sessiz mi kalalım? “Ne haliniz varsa görün” deyip kenara mı çekilelim? Büyük Selçuklulardan, Artuklulardan, Akkoyunlulardan miras aldığımız bu ecdat mirası şehirlerimizi terör örgütüne mi bırakalım?
Anadolu insanı bütün asaleti ile devletinin yanında yer almıştır. Anadolu’nun yiğit çocukları gönüllü olarak Güney Doğu’ya gidip görev yapmıştır. O alınları öpülesi yiğit delikanlılar, kendi imkânları ile Türkmen Dağı’na gidip şehit olmayı onur saymışlardır. Şehit babası acısını yüreğine gömüp “Vatan sağ olsun” demekte tereddüt etmemiştir. Şehit kardeşleri ağabeylerinin parkeleriyle, ağabeylerinin şapkalarıyla cenaze namazlarına katılmış, dik duruşlarını dünyaya göstermişlerdir.
Bu kahraman insanların onurlu savaşına Anadolu insanı Kürt’üyle, Türk’üyle saygı göstermiştir. Sur’da, Cizre’de, İdil’de halk teröristleri hendeklerde bırakarak devletin şefkat kollarına sığınmıştır. Bölücü örgüt, bir Türk/ Kürt savaşı başlatamamıştır.
Bu mücadelede en büyük zararı bölge halkı görmüştür. En büyük kaybı ise olaya milli pencereden bakamayan siyasiler yaşamıştır. 29 kişinin katili teröriste arka çıkmaya çalışan vekil müsveddesini önemsemiyorum. Ama üstü örtük, dolaylı yollarla bölücü örgüte destek olmaya çalışan siyasiler de en az onun kadar suçludurlar.
Ülkenin bu zor durumunda hala bütün meseleyi Kongre mühendisliğine indirip teşkilat kapatanlar, yıllarca beraber çalıştıkları ülküdaşlarını kenara atanlar da masum sayılmazlar. 2018 çok uzun bir zaman. O zamana kadar kimin sağ kalacağını ancak Allah bilir. MHP’liler için MHP bir siyasi parti olmanın çok üzerinde kutsal bir anlam taşır. Bunu yıllardır bu partiyi yönetenlerin bilmesi gerekir. Parti, amaç değil, kutsal ülkü için bir araçtır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikKonuşan Türkiye bu mudur?
Sonraki İçerikAşk Fısıltısı
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.