Değerli Kardeşlerim; Bu mektubumu, akıl ve vicdan hatırlatması babında nitelendirmeyeceğinizi bilerek yazıyorum. Hepimizin fikri tekemmülünde önemli yeri olan, merhum Nihal Atsız’ın kaleme aldığı,

“Bozkurt’ların Ölümü” isimli eserinden bir bölümü, hafızamızı tazelemek için dikkatinize sunuyorum!…
“…621 senesinde Çinli eşi İ-çing Katun tarafından zehirlenerek öldürülen Doğu Göktürk Devleti kağanı Çuluk Kağan’ın kardeşi Bağatur Şad, Kara Kağan adını alarak hükümdar oldu ve ağabeyinin Çinli eşi ile evlenerek Ötüken’deki Türkler arasında huzursuzluğa yol açtı…

Bir tarafta Çinliler, diğer yanda da Sırtarduş Bayurku, Dokuz Oğuz, Uygur gibi Türk boylarının Göktürklere başkaldırıp savaşmaları ve ayrıca İ-çing Katun’un Ötüken’de esir durumda yaşayan Çinli azınlığa destek çıkarak bunların zenginleşmesini sağlaması sayesinde giderek zayıflayan ve kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türkler, 629 senesinde Çinlilerle yaptıkları savaşta tuzağa düşerek yenilince Doğu Göktürk Devleti yıkıldı…
Kara Kağan ve binlerce Göktürk Çinlilere esir düşerek Çin’in başkenti Siganfu’ya götürüldüler ve orada kendilerine tahsis edilen bölgede yaşamaya mecbur edildiler…”
Esaretin beşinci yılında Kara Kağan kahrından öldü…

Değerli kardeşlerim;

Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan, 16 Türk Devletinin bayrağı, şanlı tarihimizin iftihar ettiğimiz sembolleri olduğu gibi, aynı zamanda da ders almamız gereken önemli ikazların da sembolleridir. 16 devleti kuran bir millet olmamızın yanında, bu devletlerin yıkılışını önleyememiş olmamız da bir hakikattir!…
Biliyoruz ki bu devletlerin yıkılışında, dış etkenlerin yanında, yönetenlerin gaflet delalet hatta ihanet içinde olmaları da önemli bir etkendir!…
Osmanlı devletinin, dışardan emperyalistlerin içeriden de gaflet, delalet ve ihanet içinde ki Kara Kağan’lar eliyle nasıl yıkıldığını ve yok edildiğini yakın tarihimizde görmüş olmanın hicranı, hepimizin yüreğinde kanayan bir yara olarak tazeliğini korumaktadır!…

Değerli arkadaşlar;

Karşı karşıya olduğumuz vahim durumu, bir kere daha açık etmemiz zorunludur!…
Yeni anayasa değişikliğini dayatan zihniyetin, dünden bugüne serencemi hepimizin malumudur.
Sevr’in “demokrasi” sosuna batırılmış türevi BOP’un eş başkanlığı unvanını iftiharla ifade etmekten çekinmeyen, günümüzün Kara Kağan’ı, emperyalistlerin, federasyon dayatmasını hayata geçirmek için, 14 yıldır çırpındı.

Bunun için milletimizi etnik ayrışmaya itecek her türlü söylem ve eylemden geri durmadı.
Etnik bölücülerle çözüm masası kurduğu, Neo Osmanlıcılık adı altında, eşkıya başı Apo’nun, 2011’de Diyarbakır meydanında işaret ettiği, Misak-ı Milli sınırları içinde, “Türk-Kürt-Arap federasyonunu” hayata geçirmeye çalıştığı gün gibi açıktır!

Başkanlık teklifi, federasyonun cümle kapısıdır.
Kaldı ki, Mevcut Anayasa’yı tanımayanın, yarın yeni anayasanın sınırlarının içinde kalmasının da hiç bir garantisi yoktur.
Anayasanın ilk dört maddesinin garantiye alınması gibi bir güvencenin, kıymetinin olmadığı, düne bakıldığında ayan beyan ortadayken, bunun üzerinden yıkım projesini görmemek, ülkücünün ferasetine sığmaz!…

Değerli kardeşlerim;

Atsız hocanın, Kara Kağan anlatısındaki aktörlerle karşı karşıyayız, sizin ferasetinizin bu fetret dönemini ortadan kaldıracağına ve Kara Kağanlara haddini bildireceğine inancımla, saygı ve sevgilerimi sunuyorum!

PAYLAŞ
Önceki İçerikGittikçe daha çok fakirleşiyoruz..!
Sonraki İçerikKarakış domates fiyatını 4’e katladı
Gürcan Dağdaş
54. Cumhuriyet Hükümeti'nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP'den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP'den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.