Bir dönemin vazgeçilmez eğlence kaynağı olan sirkler eski cazibesini kaybetti. Sirklerle birlikte sirk çalışanları da aynı oranda cazibesini yitirdi. 40 yıllık ip cambazı Şahin Kaypan ise artık çalışamıyor ama anılarında gösterilerini yaşatmaya devam ediyor.

Hayat mücadelesi hepimizin peşinden koşarken hiç farkına varmadığımız ve geriye döndüremediğimiz zamanı elimizden almasına neden oluyor. Daha iyi bir iş, daha iyi bir ev, daha iyi bir sosyal yaşantı uğruna çalışıp dururken yaşamayı unutuyoruz. Geçen her dakika ise telafisi olmayan hayatlarımızdan çalınıyor.

Zirveyi de, en dibi de gören ip cambazı Şahin Kaypan ise sevdiği ve istediği işi yaparak hayatını dolu dolu geçirenlerden. Kaypan Çağa ayak uydurmakta zorlandığında ve artık çalışamayacak duruma geldiğinde ise mesleğini tek odalı evinde anılarıyla yaşatmaya başladı. Anafartalar mahallesinde yaşam mücadelesi veren ip cambazı, Şahin Kaypan’ı görünce bu sözün ne kadar doğru olduğunu anlayacaksınız.

Bu dev yürekli adam, 1930 yılında Aksaray’da dünyaya gözlerini açmış ve o günden sonra hayatla savaşı başlamış. Fakir ailenin makûs talihini kendisinin yeneceğine inandığında ise henüz 15 yaşındadır. Daha önce kasabalarına gelen, o zamanın “ismiyle çadır göstericileri” Şahin’in bu hayal dünyasını tetiklemiş, babasının bütün engellemelerine karşın, o, onların peşinden gitmiş. Çocuk yaştaki Şahin’in vücut estetiği ve becerileri göze hemen çarpmış, çadır sahibi, gösteri ekibine bu genç adamı dâhil etmiştir. Her şey o andan sonra büyük bir hızla değişmeye başlamış, genç Şahin’in azimli çalışmaları ve kimsenin cesaret edemediği, denemeye korktuğu farklı ip gösterileriyle kendini göstermiştir. Şöhret basamakları ve değişimde böylece başlamış, gösteri sanatları alanında hayranlık uyandırmaya başlamıştır.

Zaman su gibi akıp gitmektedir. İsmi duyulmaya başladıkça, etrafı kalabalıklaşmış, yurdun her köşesini çadır göstericileriyle gezmeye başlamıştır. “Memleketi karış karış gezdim” diye keyifle ve gururla anlatmaktadır. Tanınmaya başladığında, yani ismini duyurmaya başladığında, 1946 yılında Ankara’ya yerleşme kararı alır, ne de olsa Ankara fırsatlar merkezidir. Genç Cumhuriyetle birlikte bütün güzellikler, birer birer bu güzel şehirde yeşermektedir.

Şahin, ip cambazlığı konusunda sesini duyurmuş ve usta olmuştur. Memleketin her köşesine artık kendi ekibiyle çıkmaktadır. Şöhreti öyle duyulur ki; Kral Faysal bile gösteri yapması için davet eder.

Ünü yurt dışında da duyulmaya başlayınca Şahin böylece Türkiye’nin uluslararası ilk ip cambazı unvanını alır ve o günden sonra 50 ülke gezer, gösteriler yapar. “Muhteşem Türk lakabıyla” anılır. Kendi deyimiyle” tenekeler dolusu “ paralar kazanır, ailesinin ve çevresinin hayat şartlarını değiştirir. Babasına ve annesine rahat bir hayat sağlamak için Ankara’ya yanına aldırır. Kendisi gibi ip cambazı olan Hicran hanımla evlenir, biri kız, iki çocukları olur. Kızını da ip cambazı olarak yetiştirir.

Yıllar içinde birçok gösteri sanatlarına el atar, kendi işletmesini lunaparklarda kurar. Çok para kazanır ve birçok öğrencisi olur bu anlam da. Sadece Şahin Kaypa’nın yapmaya cesaret edeceği gösterilere imza atar. Gözü bağlı yürümek, fıçı içinde yürümek, başının üstünde yürümek ve esas şöhrete kavuşturan, ipin üzerinde koyun kesmesiyle ünlenir.  Yurt dışında özellikle Beyrut’ta Şeyhlere bu anlamda gösteriler yapar.

Döneminin ünlüleriyle çalışma fırsatı olmuştur. En çok da Müzeyyen Senar’ı takdir ederek, onunla çalışmış olmaktan keyif aldığını söylerken;  Muazzez Abacı, Neşet Ertaş, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses gibi değerli sanatçılarla da çalıştığından mutlu olduğunun altını çize çize anlatmaktadır ve adeta gözleri parlamaktadır.

Şimdilerde Anafartalar mahallesinde mütevazı, tek odalı evinde anılarıyla mutlu ve huzurlu yaşamaktadır. Yine kendi deyimiyle, “Her şeye doymuş, zirveyi ve zenginliği görmüş, hayatta ki bütün tatları tatmış” biri olarak evinin köşesinde keyif çatmaktadır. Yetiştirdiği öğrencilerinin ziyaretlerinden ve onların başka kollarda edindikleri başarılardan gurur duyarak hayatına devam etmektedir. 55 yaşında; ip cambazlığına veda etmek zorunda kalmıştır, çünkü eski cazibesi kalmamış, değişime ayak uyduramamıştır. Tek üzüntüsü böyle bir mesleğin yok olması adınadır.

Ankara Anafartalar da bu sokağa yolunuz düşerse, hayat cambazı olmuş ve “benim mesleğim padişahlara gösteri yapan 700 yıllık bir ” diye övünen, koca yürekli adamı görmeli ve tanımalısınız.