Ana Sayfa Yazarlar Mercidabık’tan Menbic’e

Mercidabık’tan Menbic’e

181
PAYLAŞ

Menbic, Fırat’ın hemen batısında yer alan ve Suriye’nin tahkimatının kilit şehri. Adı, “Manbic, Münbiç, Bambyke, Bumbuc, Hierapolis” gibi farklı şekillerde telaffuz edilse de Menbic halkı İslamiyet’ten önce buralarda ipek böceği yetiştiriyor ve Menbic kumaşlarını dokuyorlardı. Asur çivi yazılı belgelerinde geçen “Bambuki” kelimesinin Menbiç olduğu da iddia edilir.

Türklerin yakından bildiği Bizans İmparatoru Diogenes Malazgirt’e gitmeden önce 1068’de Menbic’i hâkimiyeti altına almıştı. Menbic’in Büyük Selçuklu hükümdarı Melikşah tarafından zabtı 1086 tarihinde oldu ( E. Honigman, “Menbic”, İA, VII, s.704-708).

MEMİÇ2Haçlı orduları Urfa’ya kadar gelip Urfa Kontluğu’nu kurduğunda Menbic bir kez daha Hristiyanların eline geçmiş oldu. Daha sonra Halep emirleri, Hama emirleri adına şehir yönetildi. Şehrin her el değiştirmesi yerli halk için bir yıkımdı. Ne yazık ki Menbic bu yıkımı birçok kez yaşamak zorunda kaldı.

Menbic’in “asr-ı saʿâdet” dönemi Osmanlı dönemi oldu. Yavuz Sultan Selim 24 Ağustos 1516 tarihinde Mercidabık ovasında Memluk Sultanı Kansu Gavri (Gurî)’yi yendi. Afrin, Cerablus, Menbic, Halep, Şam, Hama, Humus kısaca bütün Suriye Osmanlı hâkimiyetine geçti. Menbic 1918 yılına kadar 402 yıl bir daha el değiştirmedi. Huzur içinde yaşadı.
1691 yılından sonra “Menbic, Rakka, Deyr-i zor” Osmanlı için önemli zorunlu iskân sahaları idi.
MEMİÇAnadolu’da çeşitli şekilde huzursuzluk çıkaran aşiretler bu bölgelere zorunlu iskâna gönderildiler. Ulu-Yörük topluluğuna bağlı İlbeyli oymağı ve Beğdili oymağı bunlar içerisinde en ünlüleri idi (F. Sümer, Oğuzlar, s.194). Değerli halkbilim uzmanı Ali Rıza Yalkın, Cenupta Türkmen Oymakları isimli 2 ciltlik eserinde bu yöreleri dolaşarak bunların türkülerini, ağıtlarını, örf ve adetlerini tespit etmiştir. Sivas gibi, Konya gibi, Adana gibi bu yöreler de nüfusun büyük çoğunluğu ile Türkmen şehirleri idi
Osmanlının yaptığı bu zorunlu göçlerde bir amaç da Arabistan’da yaşayan bazı göçebe Arap kabilelerinin yapmış olduğu eşkıyalık hareketlerine karşı bir “kalkan” oluşturmak düşüncesi idi.

Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri “Fırat Kalkanı” harekâtını gerçekleştirmek için 40 tank ve 350 bordo bereli ile Suriye’ye girmiş durumda. Harekâtın ilk gününde Cerablus’u sorunsuz şekilde DAİŞ’den alan Türk Ordusu, Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) şehri teslim ederek Menbic’e yönelmiştir. Bundan sonraki hedef Menbic’i PKK’nın ikiz kardeşi YPG’nin elinden kurtarmaktır. Cerablus kadar kolay olmasa da Menbic de alınacak ve 5 yıl önceki gerçek sahiplerine teslim edilecektir.

Türkiye Cumhuriyeti, Suriye’deki iç savaşta taraf olmamak için uzun yıllar direndi. “Fırat’ın batısı”nı “kırmızıçizgi” olarak ilan etti. ABD’den aldığı silah yardımı ile şımarmış, 15 Temmuz darbe girişimi ile umutlanmış bazı gafiller Türkiye Cumhuriyeti’ni hafife almak cür’etini gösterdiler. Bu gafillerin baş piyonu ise Cerablus alınırken “mal mal bakıyor”du! Menbic alınırken, “sırtlarını yasladıkları” YPG, LPG güçleri Fırat’ın doğusuna atılırken de “mal mal” bakacaklar. Bugün halâ bu gafillerden medet uman, bunları bir şey sanan “gerilla” artıkları var. Bu gerilla artıkları Türkiye Cumhuriyeti’ni meşgul etmek için kanlı terör olayları tertiplemeye hız verebilirler. Yeni cinayetler işleyebilirler. Ancak yaptıkları her terör olayı, döktükleri her damla kan kendilerini Kürt halkından biraz daha uzaklaştıracaktır.

MEMİZ1Terör, sadece Türk insanını değil, Kürt insanını da vurmaktadır. Cerablus halkının da Menbic halkının da mutluluğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uzattığı bu barış ve kardeşlik ipine sımsıkı tutunmaktır. PKK’nın bölge halkını verebileceği tek şey kan ve gözyaşıdır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam